Kale yakınlarında ayrıca oyulmuş taş evler bulunmaktadır.Astuvansalmen lähistöltä on löytynyt myös kivikautisia asuinpaikkoja.
Dadı, evlerde çocuğa bakan kimse.Hoitotyö tehdään lapsen kotona.
Bu yüzden evlerde de görülebilirler.Siellä he tapaavat myös Namin.
Çoğunlukla bahçeli evlerde oturulur.Se vierailee joskus taajamien puutarhoissa.
Şikago’nun banliyösü olan Oak Park’ta kendi evlerini tasarladı.Wright perusti oman arkkitehtitoimiston ja rakensi talon Chicagoon Oak Parkiin.
Harran Evleri Eshab-ı Kehf Dağı : Yedi Uyurlar'ın mağarasının bulunduğu dağLegenda pitää ihmeen tapahtumapaikkana ns. Seitsemän nukkujan luolaa (turk.
Mısır evlerde ateş üzerinde ve yağ içinde patlatılır.Valkoisten taloja tuikattiin tuleen ja karjaa silvottiin.
Köy merkezi bir tepe üzerine kurulu olup evler birbirlerine oludukça yakın olarak inşa edilmiştir.Kylä muodosti niin sanotun ryhmäkylän, jossa talot oli rakennettu lähelle toisiaan.
Daha sonra bir patlama olmuş yakındaki evlerin camları kırılıp duvarları çatlamıştır.Räjähdyksen seurauksena lähialueen talot vavahtelivat ja ikkunoita rikkoutui.
Onları tutsak aldı ve evlerini yıktı.He vapauttivat panttivangit ja tuhosivat leirin.
Şehirdeki ilk evler kalenin etrafında yapılmıştır.Keskeiset alueet linnan ympärillä rakennettiin ensimmäiseksi.
Gerçek güveler, evlerde yaşayan küçük parlak böceklerdir.Sirkkalinnut ovat pieniä kasvillisuuden kätköissä eläviä kerttuja.
Evlerde yaşarlar.Talo jossa asun.
Ancak evler terk edildiği için evlerin çoğu yıkılmıştır.Suurin osa asuinalueiden taloista on purettu.
Bu örümcek ortalığı kasıp kavurur, insanların evlerini yakıp yıkar.Ihmisten verta vuodatetaan ja heidän talonsa tuhotaan.
Evlerde en çok kullanılan bölüm ilk giriş bölümü olup "Hayat" da denir.Levyn kuuluisimpia kappaleita ovat ”Vankilalaulu” ja ”Ellu”.
Düzenli evler yapılmıştır.Edelleen tehtiin pyöreitä taloja.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Takaisin vallatut alueet evakuoitiin uudelleen vuonna 1944.
İçindeki evler de orman kadar sevimlidir.Se viihtyy yhtä lailla ruohomailla kuin metsissä.
Bazı eski evlerde yöreye özgü ahşap pencere kafesleri (müşrefiye) bulunur.Kaupungin vanhassa osassa on koristeellisia puisia asuintaloja.
Evlerin tuvaletleri evin dışındaydı.Kylpyammeet katosivat kotoa.
Bu sırada beyazlar, kadının sokağındaki evleri aramaya başlamıştır.Tämän myötä koko valkoisen talon turvamiehet joutuvat etsimään tyttöä pitkin kaupunkia.
Evler iki katlı ve toprak yapıdır.Alueen rakennukset ovat kaksikerroksisia ja maalaistyylisiä.
Çantı evlerde temel taşlardan oluşur.Kivistä tehtiin suorakulmaisten talojen perusta.
Otoyolların yakınında bulunan yükseltilerde bolca müstakil evlerin bulunduğu yerleşkeler bulunur.Majan lähituntumassa on aurattuja pysäköintipaikkoja melko runsaasti.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.Ruukinpuiston rakennukset ovat nykyään pääosin asuntoina.
Modern opera evlerindeki yapımların çoğu "Gustav Mahler" versiyonu kullanmaktadır.Hän loi orkesterin maailmanmaineen erityisesti Gustav Mahlerin teosten tulkkina.
Aynı zamanda saldırganlar Ziraat Bankası'nı soymak amacıyla banka personelinin evlerine baskın yaptılar.Se estää myös pankkiryöstäjiä sulkemasta ihmisiä pankkiholviin ryöstön jälkeen.
Üç tane olan Eğlence Evleri'nin sayısı, 34'e çıkar.Valmistajien MM-sarjassa talli sijoittui neljänneksi 34 pisteen turvin.
Siyasi tutukluların ve sürgün edilenlerin büyük kısmına, evlerine dönme izni verildi.Sopimus antoi pakolaisille ja sotavangeille luvan palata kotimaihinsa.
Samanbahöe Evleri projesi üç aşamada tamamlanır.Nummenpakan koulu on rakennettu kolmessa vaiheessa.
Ziyaretçilerin büyük kısmı her yaz dönmekte ve bazıları sahil boyunca kendi tatil evlerini kiralamaktadır.Kesäisin osa heistä palaa mökeilleen kosken rannalle.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Lähden isänmaastani, kotikaupunkini palaa.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Perhe muutti Maskussa entistä isompaan taloon.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Hajakylän talot ovat selvästi toisistaan erillään.
Evler genelde 2 katlıdır.Jaksot ovat yleensä kaksiosaisia.
Bu evlerde ayrı ayrı odalar vardır.Taloissa oli useita huoneita.
Halen bazı evlerin önünde su kuyusu bulunmaktadır.Kerrostaloalueella asutaan kuitenkin edelleen monessa talossa.
İşçiler paydosla evlerine gider, nöbetçiler kalır.Illalla viimeiset työntekijät lähtevät kotiinsa, kun yövartija jää vartioimaan työpaikkaa.
Evleri mezarları hâline geldi.Tanssi yli hautojen.
Evleri kerpiçten yapılmıştır.Talot rakennettiin savitiilistä.
Oldukça ağır biçimde beden eğitimi çalışır, her gün güvenli evlerinde sahip olduğu poligonlarda ateş eder.Päijät-Hämeen maanpuolustuspiiri pitää vuosittain yhteistoimintaharjoitukset Hälvälän ampumaradan maastossa.
Deprem evleri salladı.Maanjäristys tärisytti taloja.
Evler bu alanda yapılamazlar.Tälle alueelle ei saa rakentaa taloja.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Ο πατέρας του έχει μια κλινική κάτω από το σπίτι τους, στην οποία βάζει όλη την οικογένεια να δουλέψει.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Κάθε σπίτι εδώ είναι ένα αριστούργημα.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Το ένα τρίτο των κτιρίων του καταστράφηκε και έχασε σχεδόν τον μισό πληθυσμό του.
Antik Yunan’daki evler genellikle avlu biçimliydi; odalar merkezî bir avlunun etrafına yerleştirilmişti.Τα σπίτια στην αρχαία Ελλάδα ήταν συνήθως του τύπου αίθριο: τα δωμάτια ήταν γύρω από ένα κεντρικό προαύλιο.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Επειδή ήταν πολύ φτωχός νοίκιαζε δωμάτια του σπιτιού για να βγάλει κάποια χρήματα.
Kadınlar evlerine dönerler.Γυρίστε στα σπίτια σας!
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Χιλιάδες ατόμων εγκαταλείπουν τις εστίες τους.
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Μπορεί να βρεθούν σε παράθυρα ή ακόμη και μέσα στα σπίτια, τρώγοντας έντομα που παρασύρονται από το φως.
Köleler ayrıca evlerde istihdam edilmiştir.Οι δούλοι επίσης εργάζονταν κατ’ οίκον.
Daha sonrasında da köydeki evlerinin ateşler içinde yanmasını izliyorlar.Όλοι πλέον παρακολουθούν το σπίτι του να καίγεται.
Evler genelde eski yapıdadır.Τα παλιά σπίτια είναι κτισμένα με παραδοσιακό τρόπο.
Letonya'da geleneksel mimarinin bir biçimi kütük evlerdir.Μια μορφή παραδοσιακής αρχιτεκτονικής στη Λετονία είναι σπίτια από κούτσουρα.
Az sonra bu bölgedeki ilk evler kurulmuştur.Λίγα χρόνια μετά χτίστηκαν τα πρώτα σπίτια στη σημερινή τοποθεσία.
İngiltere'nin en büyük malikane evlerinden biri olan saray 1705-1722 yılları arasında inşa edilmiştir.Είναι μια από τις μεγαλύτερες οικίες στην Αγγλία και κτίστηκε κατά την περίοδο 1705 - 1724.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.Από τότε τα κτίρια κατασκευάστηκαν από τούβλα και όχι ξύλο.
Evlerin tuvaletleri evin dışındaydı.Οι κουντούρες ήταν φοριόνταν εκτός σπιτιού.