Köylüler hep birlikte yürüyüş halinde evlerine dönerler..Hárman, mint jóbarátok gyalog indulnak haza.
Bu sırada Georino da ortaya çıkıp karısına hemen evlerine dönmesini bildirir.Ezért hamarosan megérkezik Kreón, hogy hazavigye.
2005'te (kimisi zorla da olsa) Yahudiler Gazze'deki evlerinden çıkarıldı ve evleri yıkıldı.2005-ben Izrael kiürítette a gázai zsidó településeket, és kivonult az övezetből.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Az életben maradt emberek elbujdostak, elhagyták a lakhatatlanná lett települést.
Daha çok terk edilmiş evlerde rastlanır.Egy elhagyatott házat találnak.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Bu yüzden komşularının evlerinde tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenmektedir.Elmondja, hogy valami borzalmas dolog történik a doktor házában.
Evleri Ockham Park’taki geniş arazideydi.A család Ockham Parkban élt a Surrey megyei Ockhamben.
Köyde, 200 yaş üzerinde evler bulunmaktadır.Balról az első ház több mint 200 éves.
Şarkı popüler Amerikan müziğinin evlere ulaşmasına yardım etmiştir.A musical sokat segített az amerikai zenés színháznak elérni a fiatalabb generációkat is.
29 Ağustos 1984'te babası tarafından evlerinin bodrumuna hapsedildi.A lányt 1984. augusztus 28-án, tehát 18 éves korában börtönözte be az apja a pincéjükben kialakított cellába.
Yıl boyunca yaşayan sakinlerin çoğu mobil evlerde yaşamaktda.Az utazók legtöbb esetben rákényszerülnek, hogy az autóban aludjanak.
Kristi, evlerine ruhun musallat olduğuna inanır ve bunu kocasına söyler.Murphy meg van győződve arról, hogy a házban szellem van, aki kommunikálni akar vele.
En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir.Mint nyugalmazott bányatanácsos Abrudbányán lakott egészen haláláig.
1870 yılındaki Beyoğlu yangınında evlerini kaybeden Levantenler zamanla bu bölgeye taşınmaya başladılar.Az 1870-es nagy beyoğlui tűzvészkor fedél nélkül maradt levanteiek kezdték el benépesíteni.
Bir bölümde Puggo ekibi ile Andy'nin evlerinin önünde çekim yaparlar.Elhatározza, hogy riasztót szereltet a maga és Andrea lakásába.
Bu örümcek ortalığı kasıp kavurur, insanların evlerini yakıp yıkar.A harag eluralkodik rajta és felgyújtja a férfi csizmáját.
Dünyanın birçok yerinde pizza evlere servis edildiği için tüketimi oldukça yüksektir.A világ számos részén hagyományos gyógyászati módszerek miatt nagy igény van a tobzoskák pikkelyeire.
Muhtemelen bu sebepten, yapılan evlere kızıldam denmekteydi.Elsőként valószínűleg háziméheket használtak szándékosan e célra.
Bu evlerin bir depreme dayanma özelliği de toprağın dibine yapılmamasıdır.Példa Kulcs Vissza, a háztetőn szükséges ez az alap, nem a földön.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Foglalkozott szülőfaluja és a Sóvidék népi fazekasságának múltjával és jelenével.
Evler genelde 2 katlıdır.A kabinok általában kétszemélyesek.
Evler genelde güneye bakar.Az ajtók és kapuk általában délre néztek.
Köy merkezi bir tepe üzerine kurulu olup evler birbirlerine oludukça yakın olarak inşa edilmiştir.Ezekben a megerősített városokban a házakat szorosan egymás mellé építették.
Evlerimizin neşesiydi.Az élmények otthona.
Evlerin çoğu tarihi ve eskidir.Az intézet különböző épületeinek többsége történelmi és építészeti különcség.
Evlerin çıkışını birçok hanenin birlikte kullandığı uzun avlular sağlıyordu.Időszakos falvaikban nagy, több család által használt kunyhókat építettek.
Kablonet'te doğrudan evlerdeki kablolu televizyon hattına takılan bir modem ile internet sağlanır.Kábelnet – Kábeltelevíziós hálózaton nyújtott széles sávú internet szolgáltatás.
Son zamanlarda derenin karşı tarafınada yeni evler yapılmıştır.Az épületet nemrég kívül-belül megújították.
1955 - Evlerde kullanılan mikrodalga fırınların ilk örneği Tappan şirketi tarafından satışa çıkarıldı.1955 – Bemutatják az első mikrohullámú sütőt (Tappan cég székhelyén).
Halk topraklara el koyup kendi evlerini inşa ettiler.A betelepülők földeket vettek, házakat építettek.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Tuhannet ihmiset joutuivat jättämään kotinsa.
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Niitä löydetään usein ikkunoista ja talojen sisältä syömässä valon houkuttelemia hyönteisiä.
Yeni yeni evler inşa edilmektedir.Myös uusia taloja on rakennettu.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Ihmiset ryntäilevät paniikissa sinne tänne.
Tarlalar evlerden uzaktadır.Kenellä on kotinsa kaukana.
Yaşadığı evlerin bazıları müze hâline dönüştürülmüştür.Osa heidän rakentamistaan taloista on edelleen olemassa museotiloina.
İki odalı küçük evleri dönmelidir.Taajamassa on kaksi pientä hotellia.
Simpsonlar kendi evlerini alana kadar ailesiyle birlikte Springfield’ın aşağı doğu kısmında yaşadı.Hän asui perheensä kanssa Springfieldin itäpuolella, kunnes hänen vanhempansa ostivat ensimmäisen talonsa.
Zaten pis evleri seçermiş.Hän suunnitteli myös taloja.
Bu sayede insan yaşamının en güzel dilimleri evlerde sürdürülebilmekteydi.Näin valmistelet elämäsi parhaan puheen.
Odunpazarı Evleri ^ GörünümüUnohdettujen ovien talo).
Kahve evlerinde popüler bir içecektir.70 % kahvista juodaan kotona.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.Syksyllä ne hakeutuvat takaisin talvehtimisalueilleen.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Jäljellä olevista taloista suurin osa on alle sata vuotta vanhoja.
Edirne evlerinin hepsinin genişçe bahçeleri vardı.Kaikkien pönttöjen lähituntumassa oli kotipuutarhoja.
Evler de küçüktür.Huoneet ovat pieniä.
Diğer filmdeki evlerle arasında bir bağlantı olabilir.Aihe voi olla tuttu jostain muusta yhteydestä, kuten vaikka elokuvista.
Çocuk, devletin ücretsiz doğum evlerinde doğardı.Lapsi oli heti synnyttyään valtion omaisuutta.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Sen rakennukset purettiin lopulta 1929.
Evler Birliğe yalnızca para değil gıda, giyecek, silah ve at da sağlardı.Siksi emme maksa palkkaa virkamiehille ja sotilaille, vaan annamme vain ruokaa, vaatteita, kenkiä ja aseita.
Buduq evleri tarihen 2 odalı evlerden oluşan olmuş ve alt kattan genelde hayvan korunması için kullanılmıştır.Tyypillisessä talossa on kaksi kerrosta, joista ylin on asuinkäytössä ja alin kotieläinten suojana.
Genellikle evlerde kullanılan vanilya doğal değildir.Kotikäyttöön myytävissä ilmapuntareissa sitä ei yleensä ole.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Ihmisiä haudattiin talojen alle.
Evler genellikle 2 oda ve bir salondan ibarettir.Huoneet merkitään yleensä yhdeksi olohuoneeksi ja kahdeksi makuuhuoneeksi.
Fakat bu kaçamak evlerine hırsız girmesiyle son bulur.Raivoissaan se lähtee etsimään varkaita.
Bununla birlikte modern evlerde yaşayan İnuitler de vardır.Nykyisin tämänkin osuuden varrella on moderneja asuintaloja.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Heinävedellä kärsittiin väestökatoa ja kolmasosa taloista autioitui.
İnşa edilen evler satılabilmekte.Rakennettuja tontteja ei voi myydä.
Geleneksel sedirli evlerde özellikle kırsal kesimde hala kullananlar vardır.Etenkin maaseudulla asutaan edelleen osittain perinteisissä asumuksissa.