Ablalarının Hong Kong, Şangay ve Pekin'de evleri bulunmaktadır.Budynek miałby stanąć w Hongkongu lub Szanghaju.
Şehirde bulunan evlerin yoğunluğu 275.1/km² idi.W mieście było 22 507 budynków mieszkalnych z zagęszczeniem 271,4/km².
Bunların çoğu evlerin altındadır.Większość z nich zarejestrowana jest w Chojnicach.
Köprünün üzerinde evler ve caddeler bulunmaktadır.Wokół kanału urządzone są nabrzeża i mostki.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Myśliwi w panice uciekają do miasteczka.
Bayram sabahı sahah namazı öncesi evlerin önünde ateş yakılır.Zapala się ją w czasie wieczornic i modlitw porannych.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.Uchodźcy musieli opuścić swoje domy, firmy i większość majątku.
Evleri, Ibrox Stadyumu, şehrin güneybatısındadır.Deras hemmaarena, Ibrox Stadium, ligger i sydvästra delen av staden.
Evleri Norveç'in uzak kuzeyindeki Tromsø'da bulunmaktadır. ^ a b c d "Elisabeth Isaksson".Deras hem ligger i Tromsø i norra Norge. ^ ”Elisabeth Isaksson”.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.Under 1100-talet utvecklades staden, kyrkor, kloster och hus byggdes.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Många åker hem så länge till sina gårdar och hjälper till med skörden.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Omkring 300 000 människor tvingades lämna sina hem.
Evler de küçüktür.Husen är små låga hus.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Han tvingades snart att flytta från sitt hus till en billigare bostad.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Många av husen är nyligen renoverade.
Bununla beraber Loch Torridon’da başka bir arazileri ve Londra’da bir evleri vardı.Dessutom ägde de ett annat residens i skotska Torridon samt en bostad inne i London.
Köydeki bazı evler pansiyon olarak kiraya veriliyor.Gårdens bostadshus hyrdes ut som pensionat.
Evlerde genelde tuvalet bulunmamaktadır.Lokaltåg har ofta inga toaletter.
Bunun yanında ailelere, evlerinde destek sağlamak amacıyla oluşturulan bir ekip de bulunur.Utöver detta finns hemtjänst, för dem som klarar av att med viss hjälp bo kvar i sitt eget hem.
Bazı evlerde de duvarda görülür.Vissa möbler kan placeras på väggen.
Bunların çoğu evlerin altındadır.De flesta finns i Oretrakten.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Många av de familjer som bor kvar har inte råd att flytta då de inte får sålt sina hus.
Kendilerine bakmakta güçlük çeken yaşlılar için özel bakım evleri mevcuttur.För småorten Djupviken, se Djupviken (småort).
30 cm külün binalara yığılması evlerin yıkılmasına neden olabilir.Laharer som är tjockare än 30 cm kan få hela byggnader att kollapsa.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.De yttre delarna av nätet är mer än 100 år gamla.
Evler genelde eski yapıdadır.De ligger i allmänhet i gamla fängelsebyggnader.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Varje artikel blev ett konstverk.
Dadı, evlerde çocuğa bakan kimse.I skolan går en tjej som anställs som barnflicka hemma hos familjen.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Herrgården var placerad långt ute på landsbygden och det bodde inga människor i närheten.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Få av dem kunde 1945 återvända till hemlandet.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Breda Gatan såg helt enkelt snyggare ut än Breda gatan.
Dizide bütün ahtapotların evleri aynı görünümdedir.Alla arter i familjen trädkrypare är likartade i utseende.
Evlerin çoğu ahşaptır.De flesta hus är höghus.
Etrafı Orta Çağ görünümlü ama savaştan sonra yapılmış evlerle kaplıdır.Platsen präglas av höghus byggda under efterkrigstiden.
Eski Rum köy evleri kalmamıştır.Varför river ni inte dom där gamla husen?.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.Idag är de flesta byggnader vid Årstaviken rivna.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Niovåningshusen är placerade parallellt med varandra.
Almanya'da, Lebensborn evlerinde yaklaşık 8.000 çocuk dünyaya geldi.I Kanada finns det cirka 48.000 barn som bor i familjehem.
Bu evlerin bir bölümü günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.En av dem fungerar nu tidvis som hotell.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.De anländer ungefär samtidigt och ska ta plats i soffan för att se på TV.
İRTİBATI KOPARMAYIN.GÜZEL EVLER YAPTIRIN.Ej att förväxla med de sköna konsterna.
İkinci kitap Nikolay Rostovun Moskova'ya, evlerine dönmesi ile başlar.Henry (Fredde Granberg), i sin tur kommer hem från Moskva.
Bunlara ilaveten bayrak başka mekanlarda, binalarda, inşaat yerlerinde ve evlerde de bulunabilir.Man kan till och med hitta mynt här och där på marken, i lådor eller på andra ställen.
Evler birbirine çok yakındır, aralarındaki yollar genellikle dardır.Finare is inomhus, alltid bra förhållanden.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Därefter brändes gården ned 1929.
Ocaklar ise hem evlerin içinde hem de dışında yer alıyordu.Fängelset har både varit inom- och utomhus.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.Efter detta kan gruppen återvända till sina hem.
Aile yeni evlerine doğru yola çıkarlar.Snart är de på väg mot pojkarnas hus...
Her yıl zenginler listesinde yer alan Will, Amerika'nın çeşitli eyaletlerinde evlere sahiptir.Serierna fokuserar på förmögna hemmafruar i flera olika regioner i USA.
Grup bir hapishane bulur ve orayı yeni evleri yapmaya karar verir.De hittar till slut ett fängelse som de lyckas att göra till ett nytt och säkert hem.
Bazı yerel yetkililer evlerinde klimaları olmayanlar için genel serinleme merkezleri bile oluşturmuşlardır.Alla kommuner hade ställt i ordning nödinkvarteringsplatser för dem som inte kunde bo kvar hemma.
Yörede bu evlere evcik denmektedir.Det blev en fristad för dessa familjer.
Çoğunluğu eski evlerden oluşan bir mahalledir.Hyllstofta består mest av gamla hus.
Bazen evlere temizliğe gider.Den vilar ibland i byggnader.
1901 -1911 arasında inşa ettiği küçük ve konforlu evleri Prairie Evleri serisi olarak anılmaktadır.Mellan 1900 och 1917 var hans design så kallade präriehus.
Tek katlı evlerde ise sokak cephesinde hiç pencere yoktur.Vissa sammanträdesrum saknar fönster av säkerhetsskäl.
Bu evler, kayaların iç kısmında birbirine dar tünellerle bağlıdırlar.De olika husen förbinds med hundraåriga trappor.
Bludworth Cenaze Evleri'nin sahibidir.Begravd i Viborgs domkyrka.
1970'li yıllardan önce semtte müstakil evler daha yaygındı.Från 1970-talet har hembiträden varit ganska ovanliga.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Många kontorsbyggnader förblev oanvända.