Ana içeriğe geç
Sözlük

evler ile cümle

evler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Zij gaan aan het eind van de dag naar huis om hun verdienste aan hun familie af te dragen.
Köleler ayrıca evlerde istihdam edilmiştir.Slaven werden ook in huis tewerkgesteld.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.De mensen rennen in paniek uit hun huizen.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Zo wil ze zelfs hun huis verkopen.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .De schade aan en in de woningen was enorm.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Het achtergebleven gezin moest verhuizen naar een veel eenvoudigere woning.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Duizenden burgers werden gedwongen hun huizen te verlaten.
Birçok insan, tepelerdeki Yaodong ismi verilen evlerde yaşamaktaydı.Het grootste deel van de bevolking woonde in huizen in de klif, yaodong genoemd.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Maar lelijkerds zoals ik voelen zich daar juist thuis.
Mezarlık dönüşünden sonra evlere büyüklere ziyaretlere gidilir.Als het donker is, komen de bewoners van het huisje thuis.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Hij komt daardoor terecht in diverse steden en stuurt cadeaus naar huis.
Bu yüzden birçok kişi veya aile kiralık evlerde yaşarlar.Sommige mensen bezitten of huren meer dan één woning.
Evlerimizin neşesiydi.Huiselijk vermaak.
Görüşmeler ve barış anlaşmaları tamamlandıktan sonra askerler evlerine döndü.Na overgave en wapenstilstand keerden de vluchtelingen naar huis terug.
Evler birbirine çok yakın olarak dizilmiştir.De gevels van de woningen verschillen constant.
Köyün adı (Maskan/Meskâni Karér) "Karer evleri" anlamına gelir.De naam betekent "huis van vrouwen" (Casa delle Mogli).
Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu.Daarom heeft hij in zijn woning een laboratorium ingericht.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Samen hebben zij hun twee kinderen ook Joods opgevoed.
Ayakta kalan evler de yıkıldı.De nog aanwezige woningen werden afgebroken.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Elk van deze steden was een kunstwerk op zichzelf.
Evler devlet tarafından yapılmıştır.De huizen worden gebouwd door de man.
Az sonra bu bölgedeki ilk evler kurulmuştur.Toen werden de eerste woningen in dit gedeelte van de huidige stad gebouwd.
Bunların çoğu evlerin altındadır.De meeste woningen zijn daarop aangesloten.
Bırakıldığı evlerde istenmeyen Cafer böylece 12 ev dolaşır.Het is een onbewoonde hut waar plaats is voor 12 mensen.
Pleasure Slaves (Zevk Köleleri): Köle evlerinde özel eğitim almış kölelerdir.Avadiem (עבדים , Slaven) - gaat over het bezit van slaven.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.Ze keren in de herfst terug naar hun kamp voor de winter.
Mahallenin [[içme suyu şebekesi vardır ve evlerde su bulunuyor. kanalizasyon şebekesi vardır.Dit zijn huizen met een eigen of gedeelde aanlegsteiger; aan de waterkant.
Evlerini boşaltıp bıraktık.De huizen werden gesloopt.
Mahalledeki evlerin çoğu tek katlı ve taş binalardır.De meeste woningen in de wijk zijn eengezinswoningen en flats.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Deze versie vervulde een voorspelling volgens welke ze een nieuw bestaan moesten beginnen op die plek.
Telefonunun bataryası çalındığını ve evlerine girildiğini fark eder.Het gevolg daarvan is dat haar meubilair geconfisqueerd is en naar de binnenplaats is gedragen.
Müstakil evler ve iki katlı yapılar çok nadirdir.Verse kleppen en doublettn zijn erg zeldzaam.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.De meeste panden aan de Egelantiersgracht zijn nu woonhuizen.
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(Volgens het KNIL-reglement hadden soldaten het recht gedemobiliseerd te worden in een plaats naar hun keuze.)
İçlerinden çoğu öldü, bazıları evlerine dönebildi.Na zijn dood vonden velen op zijn voorspraak genezing.
İki odalı küçük evleri dönmelidir.Binnen zijn drie kleine kamers.
Bazen evlere temizliğe gider.Soms gaan ze gebouwen binnen.
Yalnız perşembe öğleden sonra ve cuma günleri evlerine gitme hakları vardı.Alleen zaterdagavond en zondag konden zij thuis zijn.
Civardaki evler dışında semtte birçok meclis binası ve hükümet kurumları bulunmaktadır.In de omgeving van het parlementsgebouw staan voorts vele regeringsgebouwen, waarin ministers zetelen.
1929 yılında yoksul bir ailenin iki kız çocuğu geyşa evlerine hizmetçi olarak satılır.In 1929 wordt het arme, negenjarige meisje Chiyo verkocht aan een geishahuis in Kioto.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.Het was destijds het enige station aan die lijn dat van steen en niet van hout was gebouwd.
Çoğunluğu eski evlerden oluşan bir mahalledir.De buurt bestaat vooral uit oudere woningen.
Yamaca yerleşen evler birbirlerini kapamazlar.Woonplaatsen mogen elkaar niet overlappen.
Zaten pis evleri seçermiş.Ook ontwierp hij woningen.
Edirne evlerinin hepsinin genişçe bahçeleri vardı.Deze adellijke huizen hadden tuinen.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Tegenwoordig zijn de meeste winkels in de galerij boekenwinkels en kunstgalerijen.
Yapım çalışmaları kademe kademe sürdürülmüş, en son 101 evler yapılarak 1966 yılında sonuçlandırılmıştır.Vanwege de bouwvallige staat werden ook de laatste woningen in 1961 afgebroken.
İlk sahne alışları ise kendi evlerinin bodrum katında 20 kişi önünde olur.Het eerste optreden vond plaats in de kelder van één van de buren voor twintig fans.
İlk olarak evlerde özel ders vermiştir.Aanvankelijk kreeg ze thuisonderricht.
Zengin Rumlar gösterişli evler inşa ettiler.Rijkere burgers lieten er huizen bouwen.
Tarihi evler geçmişteki gündelik yaşam görünümünü göz önüne sunmaktadır.Geconstrueerde taferelen laten het dagelijks leven zien uit het verleden.
Biri dışında diğer evler tek odalıdır.Buiten het park bevinden zich slechts drie woningen.
Bu hof içinde bulunan evlerin tamamında Avusturya vatandaşları ya da zengi aileler oturmaktadır.In elke gemeente die zich toen heeft opgegeven, staan een of meer Oostenrijkse woningen.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.De beelden ervan verschenen één dag later op de televisie.
Diğer geleneksel evleri içinde yazlık ev, gömme ev ve buhar kulübesi bulunur.Wel zijn er nog oude boerderijen, zomerhuisjes en een vuurtoren te vinden.
Köylerde mevcut evler birbirinden uzaktır.De huizen in het dorp staan vrij ruim uit elkaar.
Ancak onların gidebilecekleri tek evleri vardır; o da yine sokaklardır.Zij wonen in dichtbevolkte wijken waarvan slechts een deel van de huizen met bakstenen gebouwd is.
Devlet tarafından evler yapılmış ve halk buraya yerleştirilmiştir.Het parlement was er gevestigd en de regering zetelde er.
Bodø'da Altı bin kişi yaşıyordu ve 3500 kişi saldırıda evlerini kaybetti.Van de 6000 inwoners die de stad toen telde, verloren 3500 hun woning.
Özellikle büyükşehirlerde evler oldukça pahalıdır.In Huizen zijn vooral de luifelvormige mutsen erg opvallend.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod