Beverly Hills'teki evlerinde yaşıyorlar.È morto nella sua casa di Beverly Hills.
Dekorlu zencefilli evlerin yapılma geleneği 1800'lerin başında Almanya'da başladı.La tradizione di produrre casette decorate di pan di zenzero nacque in Germania agli inizi del 1800.
Bunların çoğu evlerin altındadır.Sono in gran parte adibiti ad abitazioni.
Gary Hedges: Watterson'ların evlerinin karşısında yaşayan kişidir.Gary: Un alce viola che abita vicino i Watterson.
Hitchcock bu filmi için, "Cinayet ve şiddeti evlerimize, gerçekten ait oldukları yere geri getirdi." demiştir.Lo stesso Hitchcock ebbe a dire, riguardo alla serie: «Essa riporta il crimine in casa, dove esso risiede».
İnsan evlerinin duvarlarında yaşarlar.Esse abitavano nelle case della gente.
"Elazığ'daki deprem, kerpiç evleri yıktı"."Quel povero diavolo semplicemente saltò in pezzi."
Eşi evlerindeki merdivenden düşerek hayatını kaybetti.Morì cadendo dalle scale del suo palazzo.
Bir diğer örnek ise sivri çatılı evlerdir.Un altro esempio sono i campanelli di casa.
Pekin'de hutonglar, geleneksel avlu evleri olan siheyuan hatları ile oluşmuştur.A Pechino gli hutong sono vicoli formati da file di siheyuan, le tradizionali abitazioni a corte.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Si vede così obbligata a mettere in affitto una stanza della sua casa.
Köylüler için geçici evler inşa ettiler ve çiftlik arazisini temizlediler.Essi costruirono abitazioni temporanee per gli abitanti del villaggio e liquidati per i terreni agricoli.
Sıra evlerin en önemli özelliği rengarenk olmasıdır.Ciò che era insolito erano le dimensioni della casa.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Fra novembre e dicembre migliaia di persone furono costrette ad abbandonare le proprie case.
Daha sonraları toprak üzerine evler yapmaya başlamışlardır.Successivamente per comodità iniziarono a costruire le prime le case su quei terreni.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.In questi primi tempi, le costruzioni erano semplici, di legno e di adobe, non di pietra.
Buna rağmen Csaba, çamurlu sokakları ve tıkış tıkış evleri ile büyük bir köye benzer.Nonostante ciò, Csaba era nei fatti ancora come un grande villaggio, con strade fangose e case ammassate.
Çoğunluğu eski evlerden oluşan bir mahalledir.I quartieri tradizionali derivano in gran parte da antiche zone urbane.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Alla fine della guerra, circa la metà delle case sono state distrutte, e la popolazione è dimezzata.
Yaşadığı evlerin bazıları müze hâline dönüştürülmüştür.Alcuni dei restanti edifici sono stati trasformati in musei.
Ertesi gün, yapımı bitmeyen evleri de işgal etti.Il giorno seguente chiesero la resa di Casas Grandes senza successo.
Bölgede, tercih edilen yaşam tarzını simgeleyen geleneksel çamur kule evler görülmektedir.L'area contiene le tradizionali case di fango che rappresentano lo stile abitativo preferito.
Bludworth Cenaze Evleri'nin sahibidir.Patronato della famiglia Bertola con sepolture.
1970 li yıllarda yeni evler ve yeni bir okul kurularak elektrik bağlandı.Negli anni 1840 furono fondati nuovi edifici conventuali e una scuola.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.I poveracci derubati si trovano a vendere i locali perché non hanno più soldi.
Doktor: İnsanları iyileştirmek için evlerine gidin.Il suo dono è quello di poter guarire le persone.
Ayrıca köy halkı yazları inşaatta olup kışları evlerindedirler.È anche tenuto a lasciare i segni dell'inverno sulle abitazioni e nei boschi.
Yeni yeni evler inşa edilmektedir.Cominciarono a costruirsi le prime case.
Bugün de Ermenilerden kalma evler ve kilisesi vardır.Oggi del paese e della cattedrale non resta più nulla.
Ailelerin evlerinde bira tutması çok daha az rastlanan bir olaydı.È una grande birra della famiglia delle birre dell'abbazia.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.Si fa ritorno al campo per l'inverno.
Birçok insan güvenli yere ulaşmak için evlerini terk etti ve dağlara ve tepelere doğru kaçtı.Molti uomini dovettero lasciare le loro terre e rifugiarsi sulle montagne.
Hopiler kiremitler ile inşa ettikleri çok katlı evler ile dikkati çekerler.È stato osservato costruire tende con grandi foglie.
Bayram boyunca boyunca mahalle mahalle tüm evler ziyaret edilir.Durante tutta la giornata si svolge per le vie del quartiere una fiera.
Diğer filmdeki evlerle arasında bir bağlantı olabilir.Lo si può trovare tra i contenuti extra del DVD del film.
Otoyolların yakınında bulunan yükseltilerde bolca müstakil evlerin bulunduğu yerleşkeler bulunur.Particolarmente lungo la High Street è possibile vedere alcune file di case inclinate.
Bazı kanalların üzerinde tekne evler bulunur.Ai lati delle navate si aprono alcune cappelle.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Vi furono accolti almeno 3 bambini ebrei.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.L'edificio nel corso del tempo fu più volte restaurato.
1638'de ise bölgedeki evlerin sayısı kırka yükseldi.Nel 1638, il paese aveva circa 40 case.
Bu yangının ardından kent, geniş caddelerle ve büyük evlerle tekrar inşa edildi.Dopo questo incendio la città fu ricostruita lungo linee tardo barocche e neoclassiche.
Son Yıllarda teknolojinin gelişmesi ile mahallede bazı evlerde internet de bulunmaktadır.Durante il miglioramento della tecnologia in quasi tutti i settori.
1995 yılında mahalledeki tarihi evler koruma altına alınmıştır.Dal 2011, inoltre, nei locali sottostanti la biblioteca viene conservato l'archivio storico comunale.
Daha çok terk edilmiş evlerde rastlanır.Si rifugia probabilmente negli edifici abbandonati.
Çok sayıda insanı öldürdü ve evlerini, topraklarını yaktı.L'ammiraglio ne fece giustiziare alcuni e bruciò le loro case.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.Nei primi decenni del XII secolo l'isola si arricchì di chiese, monasteri e castelli.
Evlerin çoğu tipik Karadeniz evidir.Una Giungla, casa di alcuni Tipi Timidi.
Evlerin çoğu bir ya da iki katlı olup daha büyük de olabilirler.Possono anche essere assenti una o più delle altre tre pareti, e perfino il tetto.
İzmir'liler, evlerini bu kayalık yere inşa ettiler.I Robinson perderanno la loro casa di montagna?
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Poco dopo, fu sfrattata dalla sua casa, e le sue cose furono gettate per strada.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.A sera, rientrarono a valle.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.A causa della sua origine ebraica fu costretta a lasciare casa, beni e famiglia, fuggendo dal suo paese.
Bu süpermarket evlere yalnızca cumartesi günü servis yapıyor.Этот супермаркет осуществляет доставку только по субботам.
Ne güzel evler!Какие прекрасные дома!
Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz.Ведь это же Вы за горами нашли руду, из которой сварили металл, который сверкающим лайнером стал!»
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Треть домов получила повреждения, население уменьшилось наполовину.
Su şebekesi evlere kadar döşenmiştir.Вода помещалась в танки (ёмкости).
Deniz kenarında bakımlı cami ve evler ile yemyeşil dağlara sahiptir.В нём есть горы, моря, водоемы, наполненные слезами или чёрной водой.
Bugün, buna rağmen insanlar apartmalarda ve daha modern evlerde yaşarlar.Ныне люди обычно живут в квартирах и более модернизированных жилищах.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Их жилища рассыпались в прах.