Sit alanı içinde, evlerin yakınında ya da altında mezarlar bulundu.De otro lado, se encontraron restos de entierros, dentro o fuera de las viviendas.
Eski Mısırlı insanlar Bes için evlerinde köşeler hazırlardı.En el Antiguo Egipto los ciudadanos ricos edificaron palacetes.
Death Egg'de Metal Sonic ve Dr.Eggman'ın işini bitirdikten evlerine dönerler.Todo comienza en el espacio, donde surge el combate entre Sonic y el Dr. Eggman.
İkinci kitap Nikolay Rostovun Moskova'ya, evlerine dönmesi ile başlar.El libro segundo comienza con el breve retorno a casa de Nikolái Rostov.
Evler taştan yapılmıştır.Sus casas están hechas de piedra.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Mujeres y niños judíos son expulsados de sus hogares.
Avlu'nun doğu, kuzey ve güneyi bugün aile evlerine ev sahipliği yapmaktadır.Los restos del edificio en el este, norte y sur del patio se utilizan ahora como vivienda familiar.
Yazlık evleri ve yüzme havuzları vardır.También tiene unas piscinas de verano.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Al regresar a la casa, varios regalos las esperan.
Cniva ve adamları Roma ordusu onları karşıladığında ganimetleriyle birlikte evlerine dönüyorlardı.Cniva y sus hombres volvían a sus tierras con el botín cuando el ejército romano los alcanzó.
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.Los muertos son recordados, y se les invita a cenar con los vivos.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Al llegar, la familia se sienta en el sofá a ver la televisión.
Taş evlerden ibarettir.Las casas son de piedra.
Çiftin ilk evleri Sedona, Arizona'daydı.El rodaje tuvo lugar en Sedona, Arizona.
Kısa bir süre sonra ayılır ve hepsi evlerine dağılırlar.Funciona y todos son llevados a casa.
Kikladlar'ın hayatı yerleşik yaşam üzerine kuruluydu ve taş evlerde yaşarlardı.Las tierras de George eran rentables y vivían en una casa grande.
Yıkılmak üzere olan evleri de ayakta kalan tek barınaklarıdır.Los jardines conventuales son los únicos restos que se conservan.
Kışlık evler (Merkezî ve Aşağı hnax, Yukarı konax) iki tiptir.El edificio consta de dos alas y de un jardín posterior.
Suikast planlarına dahil olanların evleri yıkılmış, malları yoksullara dağıtılmıştır.Según dejó indicado en su testamento sus bienes fueron repartidos entre los pobres.
Yeni yeni evler inşa edilmektedir.Se crean los nuevos Departamentos.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Actualmente, dividen su tiempo entre su casa cerca de Malmö y Suecia.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.El interior de la mezquita es solo para orar.
Otostopçu romanın başlarında Jason Voorhees'e kendi evlerinin yakınlarında rastlamıştır.Llegada la noche, observamos a Jason Voorhees merodeando los alrededores.
Diğer filmdeki evlerle arasında bir bağlantı olabilir.O si podemos traer algo de otra película a la nuestra.
Bu evlerde ayrı ayrı odalar vardır.Se dividen así habitaciones diferentes.
Tarihi Antep Evleri FotoğraflarıFotos de la primera edición de Las Horas
Yaklaşık bir hafta sonra evlerine girdiği 80 yaşlarındaki iki kadını ölümcül biçimde yaraladı.En las dos semanas siguientes al 20 de julio de 1944 murieron unas 200 personas directamente implicadas.
Karşılığında ev sahibi ona teşekkür etmektedir, evlerinde kaldığı için.En cambio la va a recoger Sister Husband y le ofrece vivir en su casa.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.El lugar estaba desierto y no había nadie, pero a lo lejos se encontraba una casa.
Bu evler de 1950-60 yılları arasında yok olmuştur.Las viviendas fueron construidas entre 1950 y 1960.
Chicago, Illinois'deki evlerinde beraber yaşamaktadırlar.Ellos actualmente viven juntos en Chicago, Illinois.
Schleinstein yıllarını genelde çocuk evlerinde, akıl hastanelerinde ve hapishanelerde geçirmişti.Pasó sus años de adolescencia en psicoterapias y en hospitales psiquiátricos.
Devlet evleri ve arazileri yurttaşlarına kullanmaları için verir.Con ellos puedes construir casas y reclutar ciudadanos.
Köyün içme suyu şebekesi vardır bütün evlere sular bağlanmıştır. kanalizasyon şebekesi vardır.Un joven entra en un tranquilo pueblo, donde cada casa o construcción dispone de un molino de agua.
Ayakta kalan evler de yıkıldı.Las casas abandonadas fueron derribadas.
Evler, Behçet Necatigil.Las casas se agrupaban en manzanas.
Köyün suyu dağdan su getirilerek, su deposu yoluyla evlerin musluklarına kadar basılmaktadır.Antes de manar a la luz, el agua es bombeada hasta el depósito de abastecimiento del pueblo.
Eva öldürülmüş, Evleri yanıp kül olmuştu.El espíritu estaba enojado porque su hogar había sido quemado.
Yani evler dağınık bir şekilde yer almaktadır.Las casas están muy dispersas.
Şehirde bulunan evlerin yoğunluğu 275.1/km² idi.Había 57 unidades de vivienda a una densidad promedio de 275,1/km².
Evleri ve bağları yakıldı.Sus tiendas y casas fueron saqueadas e incendiadas.
Eğlence evlerine çok gidip, sürekli fahişelerce kandırılır.Engañaba a menudo a su mujer con prostitutas.
Saldıranlar, evleri ateşe veriyor, yerli halkı yaralıyor ve onları suda boğuyordu.Los atacantes incendiaban las casas y ahogaban y apuñalaban a los residentes.
Kahvaltıdan sonra da komşular, akraba, dost ve arkadaşlar evlerinde ziyaret edilir, ailece bayramlaşılır.Pasan el día con familiares, amigos y vecinos y van a las ferias.
Böyle heykeller 18. yüzyıl aristokrasisinde yazlık evler için popülerdi.Fueron palacios de los príncipes-arzobispos de Colonia durante el siglo XVIII.
Klaus Mann sık sık anne babasının New Jersey Princeton'daki evlerine misafir oluyordu.Stuart se crio con sus padres en Princeton, Nueva Jersey.
Camdan evlerde oturanlar başkalarının evlerine taş atmamalıdır.Chi vive in una casa di vetro non dovrebbe gettar sassi contro le case altrui.
Yakın devirde inşa edilen evlerde ise, 'hayat' doğrudan kapalı olarak yapılmaktadır.Le case, che erano costruite sui ripidi pendii, erano disposte in modo ravvicinato e una sopra l'altra.
Zencefilli evler yapmak birçok ailenin Noel kutlamasının bir yoludur.Fare casette di pan di zenzero è ancora un modo per celebrare il Natale in molte famiglie.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Le case erano intatte, ma i coloni erano come scomparsi.
Bazen Persler Yahudilerin evlerine giriyor canlarının istediğini alıyorlar.A volte i persiani s'introducono nelle abitazioni degli ebrei e s'impossessano di ciò che gli piace.
Haziran ve Temmuz aylarında üç kadın daha evlerinde öldürüldü, ikisinin boğazı kesilmişti.Durante giugno e luglio, altre tre donne furono uccise.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.È impiegato anche per trasportare gli studenti che vogliono tornare a casa durante le vacanze estive.
Bazı çatısız Palladyan evler halen az nüfuslu İrlanda kırsalında bulunabilmektedir.Nella provincia irlandese si possono incontrare tuttora molte case palladiane senza tetto.
Daha sonra köy halkı evlerine dağılır.Saranno poi i Da Varano a far rifiorire la città.
Yağmalama ve haraçtan sonra şehir halkı evlerine dönebildi.Il rumore ed i pianti che giunsero dalla città furono grandi".
Birçok insan, tepelerdeki Yaodong ismi verilen evlerde yaşamaktaydı.Molta della popolazione viveva in caverne chiamate Yaodong scavate in questi monti.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.La maggior parte di queste è stata recentemente restaurata.
Bazen evlere temizliğe gider.Talvolta entra nelle case.
Evler birbirine çok yakın olarak dizilmiştir.Gli edifici erano addossati gli uni agli altri.