En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir.Ihre Sedimentation dauerte wahrscheinlich bis in das unterste Ordovizium an.
Daha sonra tek tek evler gezilerek bayramlaşılır.Nächstens baut man Häuser bloß Ganz und gar fassadenlos.
Son yıllarda taş evleri sayesinde çok fazla gelişmiştir.In den letzten Jahren ist der Ort durch Neubauten beträchtlich angewachsen.
Kütahya'nın Gediz ilçesinde evlerin yüzde 80'i yıkıldı ve 1086 kişi öldü.Der Angriff zerstörte rund 88 % des Stadtgebietes und forderte 1.016 Tote.
Oyunda üç çeşit bina bulunmakta, bunlar evler, işyerleri ve endüstri her biri farklı yoğunluktadır.Im Spiel gibt es drei verschiedene Arten von Zonen, dazu gehören Wohn-, Gewerbe- und Industriezonen.
Böylece yeni göçmenler için 1933'te evler yapıldı.1953 zogen in die Wohnhäuser die ersten Bewohner ein.
Eski köydeki evler yıkılarak harabe olmuştur.Einige alte Häuser müssen abgerissen werden.
Evler genel olarak birbirine bitişiktir ya da aralarında az bir mesafe bulunmaktadır.Sie sind etwa so lang wie breit und überlappen einander daher seitlich nicht oder kaum.
Eski Ahit’te Nasırlıların sabit bir evlerinin olmadığından bahsedilmektedir.Aus diesem Grund gibt es in Seehausen kein Bestand an alten Häusern.
Evlerin birçoğu butik otel olarak kullanılmakla beraber bir kısmı hâlâ ev olarak kullanılmaktadır.Der größte Teil des Komplexes wurde aber immer noch als Hotel genutzt.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.Es stört sie, dass wir vor ihren Wohnungen protestieren können.
Evlerini hemen terkettiler.Ils quittèrent leur domicile sur-le-champ.
Eski evleri onarırdım.Je rénovais les vieilles maisons.
Eski evleri onarırdın.Tu rénovais les vieilles maisons.
Eski evleri onarırdı.Il rénovait les vieilles maisons.
Tom eski evleri onarırdı.Tom rénovait les vieilles maisons.
Mary eski evleri onarırdı.Marie rénovait les vieilles maisons.
Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz.Viscache des montagnes (Lagidium viscacia) Cliquez sur une vignette pour l’agrandir.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.Les équipes de télévision sont arrivées le lendemain chez la famille.
Daha sonra iki kardeş düşmanla savaşıp onları yenerler ve evlerine dönerler.Puis les deux frères retourneront dans leur village d'enfance, et s'y reconstruiront pendant deux ans.
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşmelerdir.Les maisons se bousculent, liées entre elles par des arcades.
Bart, kısa bir süre sonra doğar ve çift, ilk evlerini satın alır.Bart est né peu après et le couple a acheté leur première maison.
Annesine suikast edildiği gün Dubai daki evlerinde tatilde idi.Le jour de l'assassinat de sa mère, il se trouve en vacances dans leur maison de Dubaï.
Londra Köprüsü üzerinde bulunan evler de yanmaya başlamıştı.Les maisons sur le pont de Londres sont en feu.
Marge, Lisa'ya hamile olduğu dönemde, Homer ile birlikte ilk evlerini satın alırlar.Lorsque Marge est tombée enceinte de Lisa, elle et Homer ont acheté leur première maison.
Su şebekesi evlere kadar döşenmiştir.Il est alimenté en eau par l'Argens, toute proche.
Bazı çatısız Palladyan evler halen az nüfuslu İrlanda kırsalında bulunabilmektedir.Quelques édifices palladiens sans toit peuvent encore être trouvés dans la campagne dépeuplée d’Irlande.
Bodø'da Altı bin kişi yaşıyordu ve 3500 kişi saldırıda evlerini kaybetti.En 1940, 6 000 personnes vivaient à Bodø et 3 500 perdirent leurs maison.
Kadınlar evlerine dönerler.Et les femmes rentrent chez elles.
Bu evlerde ayrı ayrı odalar vardır.Ils disposent de chambres individuelles.
Köleler ayrıca evlerde istihdam edilmiştir.Enfin, les esclaves sont également employés à la maison.
Bazen Persler Yahudilerin evlerine giriyor canlarının istediğini alıyorlar.Quelquefois les Perses s'introduisent dans les logis des Juifs et prennent possession de ce qui leur plait.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Les maisons étaient intactes, mais les colons avaient disparu.
Ömer evlerden birine girer.Intérieur d'une des maisons.
Zaten pis evleri seçermiş.Il renferme de jolies maisons.
İlk olarak evlerde özel ders vermiştir.Au début il prenait des leçons particulières à la maison.
İçlerinden çoğu öldü, bazıları evlerine dönebildi.Celui-ci est tué avec la plupart de ses gens,.
Ocaklar ise evlerin hem içinde hem de dışında yer alıyordu.Les foyers étaient situés à l'intérieur et à l'extérieur des maisons.
Evleri çoğu zaman yabancı insanlarla doluydu.Souvent, les maisons abritaient des familles non apparentées.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Ils ont aussi fait sauter leurs maisons.
Esad'in askerleri evleri basıp insanları öldürmüşlerdir.Les enfants d'Esaü luttèrent contre ceux-ci et les détruisirent.
Villalar bölgesinde ise tripleks ikiz evlerden oluşan siteler vardır.Toponyme assez répandu aux Pays-Bas, Driehuizen signifie trois maisons.
Özel evler, her bloğa sekiz ev seklinde düzenlenmiştir.Les maisons privées étaient réparties par huit dans chaque insula.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Des milliers d'habitants ont été cependant contraint de fuir leur foyer.
Taş evlerin ise çoğu yıkılmıştır.La plupart des maisons sont détruites.
Bu arada karşılaşılan bütün evler de ateşe verilip yakıldı.Puis leur maison et leur grange furent détruites par le feu.
Evlerin tuvaletleri evin dışındaydı.Les toilettes se trouvaient à l’extérieur des maisons.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Il faut faire face aux locataires expulsés refusant de quitter leur logement, aux riverains indisposés.
Hanna ne "cinsiyetler arasındaki savaş'ın var olduğunu ne de kardeş rekabetinin evlerinde olduğunu iddia eder.Hanna explique qu'il n'y avait « aucune guerre des sexes », hormis des rivalités entre frères,.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .Ses dégâts sur le matériel agricole et dans les maisons sont très importants.
İçme suyu evlere gelmektedir.L'eau potable est arrivée dans chaque maison.
Kız çocuklar ise büyüdükten sonra “teyze evlerinde” kalıyorlar.Les filles en héritent seulement si elles restent dans la « maison ».
Evler de küçüktür.Ces maisons sont beaucoup plus petites.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.La maison fut détruite en 1929.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.De nombreuses personnes vont rentrer chez elles pour y passer la journée avec leur famille.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Les deux tiers de la ville sont en flammes, la moitié des maisons détruites.
Evlerde yaşarlar.Tu habites ta maison.
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.Là ils sont désarmés et invités à déjeuner.
Zengin Rumlar gösterişli evler inşa ettiler.Certains d'entre eux s'enrichissent considérablement, faisant construire de belles demeures.
Evler taştan yapılmıştır.Les maisons sont construites en pierre.