Küçük kızı Bianca görgülü ve kibar biridir, pek çok erkek onunla evlenmek istemektedir.Portia, krásna, mladá a vzdelaná žena, očakáva mužov, ktorí ju požiadajú o ruku.
Yazarın evlenmek üzere olduğunu çoktan haber almıştır bile.Lilly si všimne, že sa už zasnúbili.
Bir evlatlığın hanımıyla evlenmek, geleneğe göre babaya yasaktı.Tiež sobáš uzatvárali v mene dievčaťa zvyčajne jej rodičia.
1849’da John Taylor’un ölümünden sonra, Taylor ve Mill, 1851'e kadar evlenmek için bekledi.Po smrti Johna Taylorja (1849), sta Mill in Harriet počakala še dve leti, nato pa sta se leta 1851 poročila.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.Kas bus jei senukas įsimylės jauną mergaitę?
Yine biri ile evlenmek ister.Loomaarst abiellub uuesti.
Mektubu heyecanla alıp eve götürdüm, kendini tanıtıyor ve benimle evlenmek istediğini belirtiyordu...Ta tahtis püsti tõusta, rõhutamaks sellega, et lahkub.
20 sinde evlenmek?Se casó a los veinte.
- Ama evlenmek üzereydin.De már készültél rá.
- Ama evlenmek üzereydin.Erai pe cale s-o faci.
- Ama evlenmek üzereydin.- Estabas a punto de estarlo. - Sí.
- Ama evlenmek üzereydin. - Haklısın.Estavas quase a ser.
- Ama evlenmek üzereydin. - Haklısın.Tu allais bientôt I'être.
- Ama evlenmek üzereydin.Maar wel bijna.
- Ama evlenmek üzereydin.كنت على وشك أن تتزوجي
Ama gerçekten eğer Ha Ni evlenirse sen yalnız kalacaksın. Evlenmek mi?Gdy Ha Ni wyjdzie za mąż... będziesz czuł się samotnie... za mąż?
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.men kan de ikke være avholdende, da la dem gifte sig! for det er bedre å gifte sig enn å lide brynde.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Če se pa ne morejo zdržati, naj stopijo v zakon, ker je bolje stopiti v zakon nego pa goreti.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Dar dacă nu se pot înfrîna, să se căsătorească; pentrucă este mai bine să se căsătorească decît să ardă.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.De ha magukat meg nem tartóztathatják, házasságban éljenek: mert jobb házasságban élni, mint égni.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.만일 절제할 수 없거든 혼인하라 정욕이 불같이 타는 것보다 혼인하는 것이 나으니라
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Mais s`ils manquent de continence, qu`ils se marient; car il vaut mieux se marier que de brûler.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.ma se non sanno vivere in continenza, si sposino; è meglio sposarsi che ardere
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Mas, se não podem conter-se, casem-se. Porque é melhor casar do que abrasar-se.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Men kunne de ikke være afholdende, da lad dem gifte sig; thi det er bedre at gifte sig end at lide Brynde.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.mutta jos eivät voi itseään hillitä, niin menkööt naimisiin; sillä parempi on naida kuin palaa.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Pero si no tienen don de continencia, que se casen; porque mejor es casarse que quemarse
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Song nếu họ chẳng thìn mình được , thì hãy cưới gả ; vì thà cưới gả còn hơn để cho lửa tình un đốt .
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Song nếu họ chẳng thìn mình được, thì hãy cưới gả; vì thà cưới gả còn hơn để cho lửa tình un đốt.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.So sie aber sich nicht mögen enthalten, so laß sie freien; es ist besser freien denn Brunst leiden.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Αλλ' εαν δεν εγκρατευωνται, ας νυμφευθωσι διοτι καλητερον ειναι να νυμφευθωσι παρα να εξαπτωνται.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Защото отгде знаеш жено, дали не ще спасиш мъжа си? или отгде знаеш мъжо, дали не ще спасиш жена си?
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Коли ж не вдержять ся, нехай женять ся; лучче бо женитись, нїж розпалюватись.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Но если не могут воздержаться, пусть вступают в брак; ибо лучше вступить в брак, нежели разжигаться.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.אך אם לא יוכלו להנזר יתחברו בנשואין כי טוב להתחבר בנשואין מהיות בער בתאוה׃
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.ولكن ان لم يضبطوا انفسهم فليتزوجوا. لان التزوج اصلح من التحرق.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.倘 若 自 己 禁 止 不 住 、 就 可 以 嫁 娶 。 與 其 慾 火 攻 心 、 倒 不 如 嫁 娶 為 妙
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.倘若 自己 禁止 不 住 、 就 可以 嫁娶 。 與 其 慾火 攻心 、 倒不如 嫁娶 為妙
Ama sen evlenmek üzeresin ve herkes için daha kötü bir... ...hale getirmeden çekilmeye karar verdim.Je gaat trouwen en het leek me beter dat niemand het over ons ter ore kwam.
Ama sen evlenmek üzeresin ve herkes için daha kötü bir... ...hale getirmeden çekilmeye karar verdim.و لكن لديك مشاريع للزواج و فكرت أنه من الأفضل أن أوقف أي شيء قبل أن يؤدي لوضع سيء للجميع
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Amikor eljött a tanfolyamra, a barátja, az új barátja el akarta venni feleségül, és ő elutasította.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Haar nieuwe vriend wilde met haar trouwen en ze zei nee.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Il suo nuovo ragazzo voleva sposarla, ma lei aveva rifiutato.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Její přítel, nový přítel, si ji chtěl vzít za ženu, ale ona řekla ne.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Jej priateľ, nový priateľ, si ju chcel vziať za ženu, ale ona povedala nie.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Jej przyjaciel, jej nowy chłopak chciał ją poślubić, ona powiedziała "nie".
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.그녀의 새 남자친구는 그녀와 결혼하기를 원했지만 그녀는 거절을 했습니다.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Người bạn, bạn trai mới của cô, muốn lấy cô, và cô từ chối.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Noul prieten voia s-o ia de nevastă, iar ea l-a refuzat.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.O novo namorado queria casar com ela e ela disse não. E ele:
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Son ami, son nouveau petit copain, voulait l'épouser, et elle a dit non.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Su amigo, su nuevo novio, quería casarse con ella y ella dijo que no.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Ο νέος της φίλος ήθελε να την παντρευτεί, και εκείνη είπε όχι.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Её друг, её новый возлюбленный хотел жениться на ней, и она ему отказала.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Її друг, її новий хлопець, хотів одружитись на ній, і вона сказала "ні".
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Нейният нов приятел и бил предложил брак, а тя отказала.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.חבר שלה, החבר החדש שלה, רצה להתחתן איתה, והיא אמרה לא.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.و صديقها الحالى, أراد أن يتزوجها, و هى رفضت.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.「もしそのハワイのセミナーに行くなら 僕たちは終わりだ」
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.네, 결혼,가, 내가 무슨 말을하고, 페치 그를 이리로 .--;이 as't 내가 카운티 봅시다 .--해야합니다