Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.mutta jos eivät voi itseään hillitä, niin menkööt naimisiin; sillä parempi on naida kuin palaa.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Pero si no tienen don de continencia, que se casen; porque mejor es casarse que quemarse
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Song nếu họ chẳng thìn mình được , thì hãy cưới gả ; vì thà cưới gả còn hơn để cho lửa tình un đốt .
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Song nếu họ chẳng thìn mình được, thì hãy cưới gả; vì thà cưới gả còn hơn để cho lửa tình un đốt.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.So sie aber sich nicht mögen enthalten, so laß sie freien; es ist besser freien denn Brunst leiden.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Αλλ' εαν δεν εγκρατευωνται, ας νυμφευθωσι διοτι καλητερον ειναι να νυμφευθωσι παρα να εξαπτωνται.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Защото отгде знаеш жено, дали не ще спасиш мъжа си? или отгде знаеш мъжо, дали не ще спасиш жена си?
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Коли ж не вдержять ся, нехай женять ся; лучче бо женитись, нїж розпалюватись.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.Но если не могут воздержаться, пусть вступают в брак; ибо лучше вступить в брак, нежели разжигаться.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.אך אם לא יוכלו להנזר יתחברו בנשואין כי טוב להתחבר בנשואין מהיות בער בתאוה׃
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.ولكن ان لم يضبطوا انفسهم فليتزوجوا. لان التزوج اصلح من التحرق.
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.倘 若 自 己 禁 止 不 住 、 就 可 以 嫁 娶 。 與 其 慾 火 攻 心 、 倒 不 如 嫁 娶 為 妙
Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.倘若 自己 禁止 不 住 、 就 可以 嫁娶 。 與 其 慾火 攻心 、 倒不如 嫁娶 為妙
Ama sen evlenmek üzeresin ve herkes için daha kötü bir... ...hale getirmeden çekilmeye karar verdim.Je gaat trouwen en het leek me beter dat niemand het over ons ter ore kwam.
Ama sen evlenmek üzeresin ve herkes için daha kötü bir... ...hale getirmeden çekilmeye karar verdim.و لكن لديك مشاريع للزواج و فكرت أنه من الأفضل أن أوقف أي شيء قبل أن يؤدي لوضع سيء للجميع
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Amico mio, grazie per aver permesso alla tua figlia beneducata di sposare mio figlio.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Cậu à, Cám ơn vì đã cho phép con gái yêu quý của cậu nên duyên với con trai tôi
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mein Freund. Ich danke dir dafür, dass du deine wohl erzogene Tochter meinen Sohn heiraten lässt.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mijn vriend, bedankt dat je je goed opgevoede dochter laat trouwen met mijn zoon.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Min vän, tack för att du lät din väl uppfostrade dotter gifta sig med min son.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mój przyjacielu... Dziękuję, że pozwalasz mojemu synowi na poślubienie swojej wspaniałej córki
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mon ami, merci de laisser ta fille bien élevée épouser mon fils.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Prietenul meu, iti multumesc ca ai lasat-o pe fata ta bine crescuta sa se casatoreasca cu fiul meu.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Prijatelj moj, hvala, ker si dovolil svoji odlično vzgojeni hčerki, da se je poročila z mojim sinom.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Φίλε μου, σ'ευχαριστώ που άφησες την καλοαναθρεμμένη σου κόρη να παντρευτεί τον γιο μου.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Мой друг, Спасибо тебе, что ты позволил своей прекрасной дочери выйти замуж за моего сына.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.,חברי הטוב .תודה על שנתת לבתך שגידלת טוב כ"כ להתחתן עם בני
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.صديقي شكرا لك لسماحك لإبنتكِ بأن تتزوج من أبني
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.私は非常に感謝しています 大切に育てたお嬢さんを私の息子と結婚させてくれて 何を話そうかと考えながら
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Amikor eljött a tanfolyamra, a barátja, az új barátja el akarta venni feleségül, és ő elutasította.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Haar nieuwe vriend wilde met haar trouwen en ze zei nee.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Il suo nuovo ragazzo voleva sposarla, ma lei aveva rifiutato.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Její přítel, nový přítel, si ji chtěl vzít za ženu, ale ona řekla ne.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Jej priateľ, nový priateľ, si ju chcel vziať za ženu, ale ona povedala nie.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Jej przyjaciel, jej nowy chłopak chciał ją poślubić, ona powiedziała "nie".
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.그녀의 새 남자친구는 그녀와 결혼하기를 원했지만 그녀는 거절을 했습니다.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Người bạn, bạn trai mới của cô, muốn lấy cô, và cô từ chối.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Noul prieten voia s-o ia de nevastă, iar ea l-a refuzat.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.O novo namorado queria casar com ela e ela disse não. E ele:
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Son ami, son nouveau petit copain, voulait l'épouser, et elle a dit non.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Su amigo, su nuevo novio, quería casarse con ella y ella dijo que no.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Ο νέος της φίλος ήθελε να την παντρευτεί, και εκείνη είπε όχι.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Её друг, её новый возлюбленный хотел жениться на ней, и она ему отказала.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Її друг, її новий хлопець, хотів одружитись на ній, і вона сказала "ні".
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.Нейният нов приятел и бил предложил брак, а тя отказала.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.חבר שלה, החבר החדש שלה, רצה להתחתן איתה, והיא אמרה לא.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.و صديقها الحالى, أراد أن يتزوجها, و هى رفضت.
Arkadaşı, yeni erkek arkadaşı, onunla evlenmek istemiş ama reddetmiş.「もしそのハワイのセミナーに行くなら 僕たちは終わりだ」
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.the Arnsworth 성 사업. 결혼 여자는 아기에 한잔;
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.העסקים טירת Arnsworth. אישה נשואה תופס את התינוק שלה;
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.الأعمال Arnsworth القلعة. امرأة متزوجة قمة سائغة في طفلها ؛ an
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.未婚の一つは彼女の宝石ボックスに到達する。
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.네, 결혼,가, 내가 무슨 말을하고, 페치 그를 이리로 .--;이 as't 내가 카운티 봅시다 .--해야합니다
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.C'est as't devrait être .-- Laissez-moi voir le comté; Ay, se marier, aller, je dis, et lui chercher çà .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Đây là as't nên được .-- Hãy để tôi nhìn thấy hạt; Ay, kết hôn, đi, tôi nói, và lấy anh ta ở đây .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Detta är as't bör .-- Låt mig se länet, Ay, gifta sig, gå, säger jag, och hämta honom hit .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Dette er as't bør være .-- Lad mig se amtet; Ja, gifte sig, gå, siger jeg, og henter ham hid .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Dit is as't moet worden .-- Laat me het graafschap, Ay, trouwen, ga, zeg ik, en haal hem hierheen .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Este é as't deve ser .-- Deixe-me ver o concelho; Ay, casar, vai, eu digo, e trazê-lo cá .--
Ay, evlenmek, git diyorum, getir onu şuraya .-- Bu as't bana ilçe görelim .-- olması gerekir.Esto es as't debe .-- Vamos a ver el condado; Ay, casarse, ir, digo, a buscarlo aquí .--