evlatlık ile cümle
evlatlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nero, Tiberius'un en büyük evlatlık torunuydu ve imparatorun en gözde varisi olarak görülüyordu.Nero var den eldste adopterte sønnesønn av Tiberius, og ble sett på son keiserens mest opplagte etterfølger.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Sofie blir gravid og velger å beholde barnet.
İmparatorun evlatlık kızıdır.Han var barnebarn til Den gule keiser.
Nero, büyük amcası Claudius tarafından tahtın vârisi olarak evlatlık edinilmiştir.Nero diadopsi oleh pamannya, Claudius untuk menjadi penerus tahtanya.
Evlatlık verilen yavruların bakımı bu yeni aile tarafından üstlenilir.Anak yang dipersiapkan ini diambil dari keluarga dekat.
Genç senatör Lucius Calpurnius Piso Licinianus'u varisi olarak evlatlık edindi.Ia menunjuk seorang senator muda, Lucius Calpurnius Piso Licinianus, sebagai penggantinya.
21 Eylül 1981) ünlü Amerikalı şarkıcı Lionel Richie'nin evlatlık kızıdır.Richie merupakan anak angkat dari penyanyi soul ternama asal Amerika, Lionel Richie.
Germanicus aynı zamanda Tiberius'un evlatlık oğludur.Germanicus còn là con nuôi của hoàng đế Tiberius.
9 yılında, Augustus Tiberius'tan Germanicus'u oğlu ve mirasçısı olarak evlatlık edinmesini emretti.Năm 9, Augustus ra lệnh cho Tiberius nhận Germanicus làm con nuôi và là người kế vị.
Nero, büyük amcası Claudius tarafından tahtın vârisi olarak evlatlık edinilmiştir.Nero được chú ông, hoàng đế Claudius nhận làm con nuôi và được thừa kế ngai vàng.
Credence, evlatlık kardeşi Modesty'nin yatağının altında bir asa bulur.クリーデンスは同じく養子である妹モデスティのベッドで魔法の杖を見つける。
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.このようなものを、一時的社会寄生という。
Akrabası olan Frodo Baggins'i evlatlık edinir.後に親戚のフロドを養子に迎える。
Küçüklüğünde bir ailede evlatlıktır.小时候家道殷实。
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.女兒於万成為家康的側室。
Bunun yanı sıra evlatlık edindiği bir kız çocuğuda vardır.由此,可以看出她亦有孩子氣的一面。
Çocukları olmadığı için son sezonda evlatlık almaya karar verirler.因為找不到新的飼主領養,最後被送到衛生所。
Evlatlık edinme anlamında (adoptionizm) görüşünün öncülüdür.양자(養子)는 입양으로 자식이 된 사람이다.
Aileler kan bağı (veya evlatlık) üzerine dayalıydı ancak aynı zamanda siyasi ve ekonomik ittifaklardı.가족은 혈통이나 양자 입적으로 구성되었으나 정치적ㆍ경제적 연대이기도 했다.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.어린이재단은 대한민국의 사회 복지 재단이다.
Ike Broflovski: Kyle'ın Kanadalı evlatlık erkek kardeşidir.카일은 입양된 캐나다인 동생인 아이크가 있다.
Diane Lane, Martha Kent: Clark’ı evlatlık edinen anne.다이앤 레인 - 마사 켄트 클라크 켄트의 양어머니.
Çocukları olmadığı için Dila'yı evlatlık alırlar.아이들에게 에이즈를 갖고 태어나게 할 수는 없다.
Credence, evlatlık kardeşi Modesty'nin yatağının altında bir asa bulur.בינתיים, קרידנס מוצא שרביט צעצוע מתחת למיטתה של מודסטי, אחותו המאומצת.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.הילדים נמצאים בליווי צמוד של עובדת סוציאלית.
Diane Lane, Martha Kent: Clark’ı evlatlık edinen anne.דיאן ליין - מרתה קנט, אמו המאמצת של קלארק קנט.
Bu nedenle, doğacak çocuğun teyzesine evlatlık verilmesine karar verildi.למעשה, המיילדת כבר החליטה כי צריך לאפשר לתינוק החדש למות.
Liza'yı bir alkoliğin yetiştirmesini istemeyen Velçaninov, Liza'yı evlatlık olarak bir aileye verir.ולצ'אנינוב, אשר לא רוצה שביתו הביולוגית תגודל על ידי אלכוהוליסט, דואג להביא את ליזה למשפחה אומנת, שם היא מתה.
Evlatlık edinme anlamında (adoptionizm) görüşünün öncülüdür.דוגמה: (גן הילדים) החליט לשבות.
Silius'un çocuğu yoktu ve Britannicus'u evlatlık edinmeyi istiyordu.Силий е бездетен и иска да осинови Британик.
İmparatorun evlatlık kızıdır.Поради това тя се пада внучка на императора.
Smith, 26 Nisan 1967'de ilk çocuğunu doğurdu ve onu evlatlık olarak verdi.26. travnja 1964. rodila je sina, ali dala ga je usvajanje.
Diane Lane, Martha Kent: Clark’ı evlatlık edinen anne.Diane Lane kao Martha Kent Clarkova pomajka.
Tiberius’un ölümünden sonra evlatlık oğlu Caligula tahta çıkmıştır.Nakon Tiberijeve smrti na vlast stupa mladi Kaligula.
Evlatlık olarak bir ailenin yanında büyüdü.Kroz djetinjstvo ga je odgajala rodbina.
1904'te Yahudi bir tüccar tarafından evlatlık olarak alındı.Rođen je 1903. kao četvrto dijete u obitelji židovskih ljekarnika.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.Šeimynos tėvai yra priskiriami socialinių darbuotojų kategorijai.
Bu durumda da geminin kaptanı onu evlatlık edinmiştir.Mūšio metu laivo komisaras būdavo pavaldus laivo gydytojui.
Germanicus aynı zamanda Tiberius'un evlatlık oğludur.Ka Bender nimetas end vahetevahel leitnant Schmidti pojaks.
Clara teyze: Lennie'yi küçükken evlatlık almış birisidir.See on pilt Leninist, kui ta oli alles väike poiss."
1985 yılının mayıs ayında... ...Amerika'ya evlatlık gönderildi.Akit 1985 májusában... az Államokba adoptáltak?
1985 yılının mayıs ayında... ...Amerika'ya evlatlık gönderildi.Tháng 5 năm 1985 đã được gửi sang Mỹ làm con nuôi đó?
1985 yılının mayıs ayında... ...Amerika'ya evlatlık gönderildi.През май 1985... е била осиновена в Щатите.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.그래서 그들은 입양 동의서에 서명했죠.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Les papiers d'adoption étaient donc signés.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Papiery adopcyjne były podpisywane.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Portanto, assinavam-se os papéis da adoção.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Và các giấy tờ nhận nuôi được ký.
Bize geldikten sonra bir yıl dolmadan onu evlatlık alan aileyle tanıştı.Elle a rencontré ses parents adoptifs moins d'un an après être arrivée chez nous.
Bize geldikten sonra bir yıl dolmadan onu evlatlık alan aileyle tanıştı.Nem volt még itt egy éve, amikor az örökbefogadó szüleivel találkozott.
Bize geldikten sonra bir yıl dolmadan onu evlatlık alan aileyle tanıştı.Ήταν στο ορφανοτροφείο λιγότερο από ένα μήνα πριν την υιοθετήσουν.
Bize geldikten sonra bir yıl dolmadan onu evlatlık alan aileyle tanıştı.لقد بقيت في الميتم اقل من شهر بعدها تم تبنيها
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Κι έτσι υπογράφονταν τα χαρτιά υιοθεσίας.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Така, документите са подписани.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Aşadar, actele erau semnate.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Así que los papeles de la adopción se firmaban.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Così i documenti per l'adozione venivano firmati.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Dus gebeurde dat.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.Így hát az örökbeadási papírok alá lettek írva.
Böylece evlatlık verme belgeleri imzalandı.In der Folge wurden die Papiere unterzeichnet.