İlk oyun setini el yapımı olarak ailesi için evinin arka bahçesinde imal etti.Первую игру он смастерил у себя на заднем дворе дома.
Deckard ve Gaff, Leon'un evini ararken, Roy ve Leon da Chew'in göz fabrikasına girer.Декард и Гафф обыскивают гостиничный номер Леона.
1880'den 1917'e kadar ailesinin evinin çatı katında kurduğu atölyesinde çalıştı.С 1880 по 1917 год его студия находилась на чердаке дома его родителей.
Ama aslında artık gerçek evinin neresi olduğunu bilmiyordu.Однако она не подозревала, где на самом деле находится дух её дочери.
Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, Ece Ayhan söyledi.Покончил с собой, выбросившись из окна пятого этажа своего дома (№ 14, корп.
Bu dönemde "Vperyod" (İleri) adlı yayın evinin kurucu üyeleri arasında yer aldı.В этот период складывается так называемый «пастадный» тип жилого дома.
Evinizi iyice izole edin.Расходитесь скорее по домам.
Elvira'nin evinin dışında.Живёт в доме Оливии.
Rommel, SD'lerin evini gözetlediğinin farkındaydı.Он был удивлён, узнав, что Дом охраняет Профе.
White, annesinin evinin de bulunduğu Cicero'ya gömüldü.Райан Уайт был похоронен в Сисеро неподалёку от дома матери.
(Başka bir görüş de, kendini evinin pencere demirlerinden asarak intihar ettiğidir.)(Заметив, что на него наводят фотокамеру, нарочно таращит глаза в объектив.)
Rivayete göre suikastçılar, gece Muhammed'in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler.Занги пообещал убить слугу утром и заснул.
Edsel Ford biyografisi ((İngilizce)) Official Edsel & Eleanor Ford 'Gaukler Point' evinin müze sitesi.Official Edsel & Eleanor Ford 'Gaukler Point' house museum website. (англ.)
Üst katın odaları ise geleneksel bir Alanya evinin etnografik eşyayla donatılmıştır.В одном из залов оформлена алтайская юрта с традиционной обстановкой внутри.
Ertesi akşam, bir çete, Şiraz'ın baş hahamlarından ikisinin evini bastı.في مساء اليوم التالي، اجتاحت عصابة منازل اثنين من كبار حاخامات شيراز.
Söz Kesme: Oğlan evinin kız evine dünür gitmesi ve olumlu sonuç almasıdır.الفاتحه:- يذهب الولد إلى منزل الفتاة، ويأخذ رداً إيجابياً.
Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etti.أوصي بدفنه في حديقه منزله.
Bu arazi üzerinde daha sonraları Monticello olarak adlandırılacak olan kendi evini inşa etmiştir.لقد قام ببناء منزله هناك، والذي أصبح يعرف باسم مونتيچلو.
Ölümünden sonra evinin tavan arasında kalan bu koleksiyon sonradan Otto Kleinschmidt tarafından bulundu.بعد وفاته ظلت هذه المجموعة في العلية من منزله، حيث اكتشفها أوتو كلينشميت بعد سنوات.
Ölmekte olan birinin evinin önünde durup kişinin ismini çağırdığında, kişi o anda ölürmüş.ينادي دولاهان بإسم الشخص وفي تلك اللحظة يموت على الفور.
Çoğu Bahreynli evini Yahudilere açıp onları korudu."الكثير من البحرينيين كانوا يستضيفون اليهود في منازلهم".
Padişahın kendisine yaptırdığı bir av evinin altına kendi için inşa ettirdiği bir hamamdır.استقر الشيخ بوزيد في موطنه، واشتغل معلما للقرآن الكريم بزاوية قجال.
25 yaşında evini bırakıp Çin'i gezmek için yollara düştü, 20 yıl durmaksızın gezdi.استيقظ وعاد إلى قريته، لكنه وجد عشرين عاما قد مرت.
Elvira'nin evinin dışında.تقع في محافظة إيفورا.
Çiftlikteki evini atıcılık kupaları ile doldurdu.قام بتمشيط الكوخ بانفجار من مدفع رشاشته.
4 Eylül 1990'da evinin önünde düzenlenen suikast ile öldürülmüştür.ثم قتلت في 6 تشرين الأول (أكتوبر) 1990 بواسطة طرد مفخخ أمام منزلها.
Şubat 1903'te Proust'un ağabeyi Robert evlenip aile evini terk etti.Em fevereiro de 1903, o irmão de Proust, Robert, casou-se e deixou a casa da família.
16 yaşındayken Sullenberger, Aeronca 7DC'de evinin yakınındaki özel bir patikada uçmayı öğrendi.Aos 16 anos, Sullenberger aprendeu a voar em um Aeronca 7DC de uma pista privada perto de sua casa.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.Em 2002, a advogada foi presa enquanto filmava a destruição da casa de um vizinho.
White, annesinin evinin de bulunduğu Cicero'ya gömüldü.White está enterrado em Cicero, perto da casa de sua mãe.
Sizin kendi evinizdeki misafir sizi rencide eder, canınızı sıkarsa siz de ona karşı zalimce davranın.Se um convidado em seu lar lhe irrita, trate-o com crueldade e sem piedade.
Peter, teknenin parasını ödeyebilmek için kredi çeker ve evini kredi için güvence olarak gösterir.Para pagar a embarcação, Peter pega um empréstimo, dando sua casa como garantia.
Chiron zor geçen bir günün ardından Kevin'i evinin yakınındaki sahilde ziyaret eder.Em outra noite, Kevin visita Chiron na praia perto de sua casa.
17 Haziran günü evinin havuzunda ölü olarak bulunmuştur.Em 17 de junho de 2012, foi encontrado morto na sua piscina por sua noiva.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Ele morreu em sua escrivaninha na sua casa, em Clamart, perto de Paris, em março de 1948.
Ve sonunda Edith evinin çatısından atlayarak intihar eder.Edmund se suicida jogando-se do alto do prédio.
8 yaşındayken, evinin oturma odasındaki halıyı yakmıştır.Exceto pelo fato dele ter colocado fogo no tapete da sala de sua casa aos 8 anos.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Nos últimos dezesseis anos de sua vida, ele nunca deixou a casa.
Elvira'nin evinin dışında.A Casa de Eulália.
Buna Theofilos'un tepkisi, akrabasını keşiş olmaya zorlayıp, evini manastır yapmak olmuştur.Como reação, Teófilo forçou-o a se tornar um monge e converteu a casa dele num mosteiro.
Çok geçmeden evinin kapısını hızla açar ve karısına çok sevinçle sarılır.Hora de finalmente conseguirmos nossa chave da porta da frente e capturar nosso fiel amigo.
Muntz sonunda onlara yetişir ve Carl'ın evinin altında bir yangın başlatır.Muntz coloca fogo na casa de Carl e captura Kevin.
Steve Clark, ailesinin evinin yanında Wisewood Cemetery, Loxley, Sheffield'ta gömüldü.Foi enterrado no Cemitério de Wisewood, Loxley, Sheffield, perto da casa de sua família.
Bazı gençler gündüzden kına evinin tavanına çıkar orda beklerdi kına zamanını.Prófi então fica em seu quarto por dias, aguardando o fim de seu castigo.
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.De lá poderiam enxergar todo o território.
Ama yine de o, evinin hanımıdır ve de evin tüm işlerinden sorumludur.Trabalha primeiramente dentro de sua sala, mas é responsável também por todas as operações em campo.
Yine oğlan evinin çalgıları misâfirlerini alır ve oğlan evine geri götürür.Mais tarde, as crianças sentem saudades de casa e querem regressar ao seu lar.
Nitekim Ali Rıza ne altınlardan pay kapabilmiştir, ne de çocukların evini talan etmesine mani olabilmiştir.Kirk parece ser incapaz de manter um emprego estável e pegar a pensão alimentícia do filho.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Os corredores do seu apartamento estavam cheios de fotografias da família.
1944 yılında Güzide Hanım, ahşap evini yıktırıp Feneryolu Camii’ni yaptırdı.Na edição 49 ela aparece limpando a casa e estranhando Cascão.
Evinin tüm yönetimini de ona bırakır.Herdou todos os senhorios de sua casa.
Bu armanın ortasında İspanya Kraliyet Ailesi'nin Bourbon evinin sembolü vardır.Na linha a seguir estava o brasão real da Casa de Bourbon.
Fadil, Layla'ya kendi evini bırakmasını ve kendisiyle yaşamasını söyledi.Fadil disse a Layla que ela deveria deixar sua casa e morar com ele.
Brezilya'daki modernist konutların öncüsü Gregori Warchavchik'in evinin detayı.Detalhe da casa de Gregori Warchavchik, pioneira das residências modernistas no Brasil.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.In 2002 werd Ni gearresteerd tijdens het filmen van het slopen van het huis van een buurman.
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.Het is afkomstig van hun album I Can See Your House from Here.
Bu arazi üzerinde daha sonraları Monticello olarak adlandırılacak olan kendi evini inşa etmiştir.Verder bouwde hij zijn eigen huis, Monticello genaamd.
Evini sadece Juliette Récamier'i ziyaret etmek için terk etti.Dit werk had hij tijdens zijn laatste jaren voorgelezen aan zijn maîtresse, Juliette Récamier.
Sebe taraftarları evini kuşattı, oruçluyken Kur'an okurken öldürüldü (656).Ook in hun handen viel een andere medewerker die de woning was binnengegaan om hen te waarschuwen.
Evini kuşatarak onu öldürdüler, yerine Ali'yi halife olarak seçtiler.Hij laat hen in zijn huis slapen en zij geven hem in ruil vriendschap.