(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Bip) Oh Bruno, vous pouvez rentrer.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.Bruno, du kannst beruhigt sein.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(삐삐) 오 브루노씨, 집에 가셔도 되겠어요.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Pieptonen) Bruno, je mag naar huis.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Pitido) Oh, Bruno, puedes irte a casa, de hecho.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Μπιπ) Μπρούνο, μπορείτε βασικά να πάτε σπίτι.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Звенит) O, Бруно, вы можете идти домой.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(Свирене) О, Бруно, можеш да си отидеш в къщи.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.ואז הסמן הולך ומצביע על אחת משלוש אופציות.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.(الصفافير) أوه برونو، يمكنك الذهاب الصفحة الرئيسية، في الواقع.
(Bipleme) Bruno, evine gidebilirsin.ああ それはよかった (拍手)
Birçok insan evine Noel ağacı alır ve ağacı süsler.La plupart achète un sapin de Noël à décorer chez soi.
Birçok insan evine Noel ağacı alır ve ağacı süsler.Många skaffar sig en julgran som pyntas.
Birçok insan evine Noel ağacı alır ve ağacı süsler.Monet hankkivat kotiinsa joulukuusen, joka koristellaan.
Birçok insan evine Noel ağacı alır ve ağacı süsler.Mucha gente pone un árbol de Navidad en casa y lo decora.
Birçok insan evine Noel ağacı alır ve ağacı süsler.Во многих домах наряжают рождественскую ёлку.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Aldrig mer vänder han tillbaka till sitt hus, och hans plats vet icke av honom mer.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Aniž se opět navrátí do domu svého, aniž ho již více pozná místo jeho.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Ei hän enää palaja taloonsa, eikä hänen asuinpaikkansa häntä enää tunne.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.han vender ej atter hjem til sit Hus, hans Sted får ham aldrig at se igen.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.han vender ikke mere tilbake til sitt hus, og hans sted kjenner ham ikke lenger.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Họ không hề trở về nhà mình nữa, Và xứ sở người chẳng còn biết người.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Họ không hề trở_về nhà mình nữa , Và xứ_sở người chẳng còn biết người .
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Il ne reviendra plus dans sa maison, Et le lieu qu`il habitait ne le connaîtra plus.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.그는 다시 자기 집으로 돌아가지 못하겠고 자기 처소도 다시 그를 알지 못하리이다
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Nem tér vissza többé az õ hajlékába, és az õ helye nem ismeri õt többé.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.nenavráti sa viacej do svojho domu, ani ho viacej nepozná jeho miesto.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.ne vrne se več v hišo svojo, ne pozna ga več kraj njegov.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Nie wróci się więcej do domu swego, ani go więcej pozna miejsce jego.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.non tornerà più nella sua casa, mai più lo rivedrà la sua dimora
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Nooit meer zullen zij terugkeren naar hun gezin en hun huis en in hun woonplaats zijn hun namen gauw vergeten.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.No volverá más a su casa, ni su lugar lo volverá a reconocer
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Nunca mais tornará � sua casa, nem o seu lugar o conhecerá mais.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Nu se va mai întoarce în casa lui, şi nu-şi va mai cunoaşte locul în care locuia.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.und kommt nicht wieder in sein Haus, und sein Ort kennt ihn nicht mehr.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.δεν θελει επιστρεψει πλεον εις τον οικον αυτου, και ο τοπος αυτου δεν θελει γνωρισει αυτον πλεον.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.не возвратится более в дом свой, и место его не будет уже знать его.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.Няма да се върне вече у дома си. И мястото му няма да го познае вече.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.לא ישוב עוד לביתו ולא יכירנו עוד מקמו׃
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.لا يرجع بعد الى بيته ولا يعرفه مكانه بعد.
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.他 不 再 回 自 己 的 家 、 故 土 也 不 再 認 識 他
Bir daha evine dönmez, Bulunduğu yer artık onu tanımaz.他 不 再 回 自己 的 家 、 故土 也 不再 認識 他
Bir gün MIT'den bisikletle evine geçerken, polisler yolunu deđiţtirir ve peţine takýlýr.Điều này không đúng. Rõ ràng là không đúng.
Bir gün MIT'den bisikletle evine geçerken, polisler yolunu deđiţtirir ve peţine takýlýr.في أثناء عودته إلى منزله من إم آي تي أتى أفراد الشرطة من الجانب الآخر من الطريق أو شيء كهذا وبدؤوا بملاحقته
Bir gün MIT'den bisikletle evine geçerken, polisler yolunu deđiţtirir ve peţine takýlýr.警察官が道路の両側からやってきて、 そんな感じで、彼の追跡を開始しました。 息子は警察に押し倒され暴行を受けたと言いました。
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.Det är artigt att ta av sig skorna när du går in i någons hem.
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.Es cortés descalzarse cuando se entra en una casa ajena.
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.Il est poli d’enlever ses chaussures lorsque vous entrez chez quelqu’un.
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.On kohteliasta ottaa kengät pois, kun tulee sisälle toisen kotiin.
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.Считается вежливым снять обувь, когда вы заходите в чужой дом.
Birinin evine girerken ayakkabıları çıkarmak saygılı bir davranıştır.من الاحترام خلع الحذاء، عند دخول بيت شخص آخر.
Birkaç ilaç alıp evine gittim.Aku membeli beberapa obat-obatan dan pergi kerumahmu
Birkaç ilaç alıp evine gittim.Comprei uns remédios e fui para a sua casa.
Birkaç ilaç alıp evine gittim.Compré medicinas y fui a tu casa.
Birkaç ilaç alıp evine gittim.희중씨가 아프다 그래가지고 약 사 들고 희중씨 집에 찾아갔었습니다
Birkaç ilaç alıp evine gittim.Я купив ліки і поїхав до тебе.
Birkaç ilaç alıp evine gittim.لقد أشتريت بعض الأدوية وذهبت إلى بيتك
Bir kadının evine yangın olduğunu düşündüğü zaman, onun içgüdüsü, acele bir kerede. o en değerleri şey.Když žena si myslí, že její dům je v plamenech, její instinkt je najednou spěchu věc, kterou většina hodnot.
Bir kadının evine yangın olduğunu düşündüğü zaman, onun içgüdüsü, acele bir kerede. o en değerleri şey.Keď žena si myslí, že jej dom je v plameňoch, jej inštinkt je naraz zhone vec, ktorú väčšina hodnôt.
Bir kadının evine yangın olduğunu düşündüğü zaman, onun içgüdüsü, acele bir kerede. o en değerleri şey.여자가 집에 불이 켜져 있다고 생각하면, 그녀의 본능은 서두르지에 한번입니다 그녀가 가장 값을 가지.