Deri bir valiz. Bunlar mekanik olarak tekrar üretilmiş objeler, evinde küçük çaplı üretim yapıyor.A leather valise, because these are mechanically reproduced objects he had a little cottage industry
Ses ortamlarını güzel olucak şekilde tasarlıyın evinizde ve işinizde.Design soundscapes to be beautiful around you at home and at work.
Tae Ik evine birinin gelmesinden nefret eder.Tae Ik really hates somebody entering his house.
Başka birinin evinde yaşamak...To live in someone else's house...
- Evine hoş geldin.- Welcome home.
Evine gidip ders çalış.Go home and study.
Evin çok samimi ve sıcak görünüyor.Oh, your place has everything.
Oğlunun evinde kalsana.Sleep over at your son's place.
İnsan zehirli bir çevrede yürüyüş yapmak için neden evinden çıksın ki?Why would someone leave their home to go for a brisk walk in a toxic neighborhood?
Ve evin içinden uzun bir kablo geçirip aydınlatma duyuna bağlardınız.And you'd run a long cord into the house where you could screw it into your light socket.
Ve kabloyu çekemiyorlardı çünkü evin içinde bir duya bağlanmıştı.And they couldn't yank the cord out because it was screwed into a light socket inside the house.
Ki bu da evinizde DSL olduğunu varsayarsak.And that's assuming you already have DSL in your house.
Evinize DSL bağlatmaya çalışın.Try to get DSL installed in your house.
Evin fiyatındaki bu yükselme sayesinde, özkaynaklarım da 250,000 $'dan 750,000 $'a yükselmişti.And so my initial equity investment went from $250,000 to $750,000.
Banka sonuçta bana diyor ki, evinizin değerinin %75'ine kadar kredi kullanabilirsiniz.So they said, well, we're willing to lend you up to 75% of the value of your house.
Evin değerinde meydana gelen artışa. . .Well I'm essentially taking this money out of the equity of my house. And how does that make sense?
Evin değerinde oluşan fiyat artışına dayanarak yeni kredi kullandım. .I took a loan against the equity that I have in my house.
Dedi ki, bu tülleri yere koyun, böcekler evinizi terk edecekler.These nets, she said, you put them on the floor, bugs leave your house.
Kalıyorlar çünkü herkes evinde kalmak ister.They stay because you want to stay in your home.
Hizmetçi kılığında iken kral generalin evine kaçmaya çalıştı.Dressed as servants, the King and Queen-- the King tried to escape to this general's estate.
Evine hoşgeldin evlat.Welcome home, son
Evin bahçesinde bir hurma ağacı vardı.The house had a big persimmon tree
Evine sağ salim gittin mi?Did you get home safely?
Evine sağ salim vardığına sevindim.I'm glad that you got home safely.
Evin inşaatı nasıl gidiyor?How is the building of your house coming along?
Sağ salim evine git.- Get home safely.
Çabucak iyileşeceğim ve evinize ziyarete geleceğim.I'm going to get healed quickly and come over to your house.
Biz Seung Jo'ların evine geri taşınmaya karar verdik.We decided to move back into Seung Jo's house.
İkinci olarak da sizi her evin elektron mikroskobuna ihtiyacı olduğuna sizi ikna etmek.And, secondly, to convince you that every home really ought to have a scanning electron microscope.
Manhattan'daki herkes evinden uzakta.Everybody in my Manhattan neighborhood is away.
Tam da evin önüne park edebilirdim."I could be parking right in front of my building."
Evinde enerji tasarrufu yap! ♫ ♫ Bu mümkün!You can do it! ♫ ♫ Live closer to work! ♫ ♫ Work closer to home!
Sampson Montague evinde bir köpek beni hareket eder.SAMPSON A dog of the house of Montague moves me.
Zavallı evinde bu gece, karanlık cennet ışığı yapmak Toprak kaplama yıldızlar işte bakın:At my poor house look to behold this night Earth-treading stars that make dark heaven light:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Sitting in the sun under the dove-house wall; My lord and you were then at Mantua:
BENVOLIO Tybalt, eski Capulet'in kinsman Hath babasının evine bir mektup gönderdi.BENVOLlO Tybalt, the kinsman to old Capulet, Hath sent a letter to his father's house.
Bu hançer, mista'en indirdiği - lo, evinin Montague, arka boşThis dagger hath mista'en,--for, lo, his house Is empty on the back of Montague,--
Evine kadar gelip doğum gününde sana... ..mutlu yıllar dilemek istiyorum.I will come to your house to wish you well on your birthday. I am very honored by the invitation!
Ve... Bu evin... ..bizim için yapıldığını anlamıştık.And... it was plain that this house was meant just for us.
Evin satılık olduğunu öğrendik.It turned out to be for sale, too.
Evini beğendin mi?Do you like your house?
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Where is your home?" I literally couldn't point to any physical construction.
Ancak hareket sonuçta sadece gidecek bir eviniz varsa anlam ifade ediyor.But movement, ultimately, only has a meaning if you have a home to go back to.
'Bir araban veya bir evin olmadan mesela şu istediğin şeye ulaşamazsın' gibi şeyler...'You can't have that unless (you know)you have this car or that house' or...
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.I'll hear things like an extra room in the house, the basement, the coffee shop, the library.
Orada ailesinin evinde sekiz kardeşiyle yaşıyor.He lives in a family home there with his eight brothers and sisters.
"İnsanların kalbini kazanmak için..." "...Prenses Lee Seol eski yakınlarının evini ziyaret ediyor."[Winning people's hearts, Princess Lee Seol visits old folks' home]
Neden geriye, tek ben hayatta kaldım? ve düşmanımın evindeyim, insanlar ne diyecek?And I am at the house of my enemy, what would people say?
Ağaçlar, evin karşısına doğru yerinlerinden fırlamış, pencereler patlamıştı.Trees were thrown against the house, the windows exploded.
İçeride 16. yüzyıl Japon çay evinin yeniden yaratılmış hali var.On the inside it's a recreation of a 16th century Japanese tea house.
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.It's why they leave lights on around the house. (Laughter)
Teyze huysuzlandı ve evine gitti.She got cranky and just went home.
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?But then it begs the question, why don't we all have one in our home?
Yani hayal edin ki, diyelim, evinizde bir Hoover var ve bozuldu.So imagine you have, say, a Hoover in your home and it has broken down.
Tüm gece evinin önünde bekledim.I waited outside your house all night.
Birkaç ilaç alıp evine gittim.I bought some medication and went to your house.
Peki, neden onun evine gittin?Then why'd you go to her house?
Yaptığım tek şey ilaç alıp evine gitmekti.AII I did was buy medication and went to her house.
Ardından da bir erkeğin evine gitmişti.Then Went to a guy's house.
Belki de bu çocuk evinizde var.Maybe you have this child at home.