Evimde misafir ağırlıyormuşum gibi gibi sunuyorum.''“려욱, 슈주에서 숙소이모 역할 톡톡”.
Sadece burada da değil, her yer benim evim.그렇다고 여기저기 집이 많은 것도 아니에요.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.그리고 숙식을 제공해준다는 조건으로 자기집으로 데려오게 된다.
Burası bizim evimiz.זהו ביתנו.
Haziran 2013'te filmin adı Happy Smekday!'den Evim'e çevrildi.ביוני 2013, שונה שם הסרט מ-"Happy Smekday!" ל-"Home".
Evimizin kütüphanesi.ספריית בית אל.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.הוא עבר מבית לבית והביא מהם אוכל.
O (kız) evimde kalabilir ........לכן, נשאר בבית).
Evimde misafir ağırlıyormuşum gibi gibi sunuyorum.''והנה הם יושבים במטבח שלי ומרגישים כמו בבית".
Ama kendi evimde başım açık da kılıyorum namazımı.בבית כנסת זה נהוג נוסח אשכנז בתפילות.
Evet, birbirimizi görebiliriz, beraber yemek yiyebiliriz, ama benim evimde.אם כן, אבוא אני לקראתו ואפגוש בו בחצי הדרך.
Sadece burada da değil, her yer benim evim.לא, נפשות כאלה לא תמצא בשום מקום, רק כאן, בעיר שלי.
Ailemden ayrı kendi evimde yaşıyorum.המשפחה ניצבת בחדר ביתי.
Evimin içinde iki tane zombi var.יש שני זומבים בבית שלי.
Benim evimde biz çok bira içeriz.אנחנו שותים הרבה בירה בבית שלי.
Ailemden ayrı kendi evimde yaşıyorum.Живял е отделно от фамилията в собствена къща.
Evimde misafir ağırlıyormuşum gibi gibi sunuyorum.''В къщата си съм много взискателен“.
Evimde oturdum, defteri kalemi aldım, ilk bölümü yazdım.В него е отделена стая за съхранение на първия книжен фонд и за читалня.
Benim evime gidelim!Einame į mano namus!
Evimin arkasında bir kilise var.Зад къщата ми има една църква.
Tom dün evime geldi.Том вчера дойде в дома ми.
Ebu Zer şöyle cevap vermiş: "Ahirette bir evimiz var, servetimizin arasından en iyisini oraya göndeririz."Ili, kao da se zapitamo; "Tko je živio (ili živi) najbolji život na svijetu ?"
Uzakta Geceyi Bükme " ve " Onu Evime Bana Getir ".Ona jeodgovorila: "Idite kući i volite svoju obitelj."
Ama kendi evimde başım açık da kılıyorum namazımı.Kázanie z domu do domu sa tiež dostalo do popredia záujmu.
Sadece burada da değil, her yer benim evim.Ni nobene potrebe, jaz sem vsepovsod, in vse tukaj je moje.
Burası bizim evimiz.Čia mūsų namai.
(Çekçe telaffuz: ; Türkçe: Evim nerede?), Çek Cumhuriyeti'nin ulusal marşıdır.Kde domov můj? (liet. „Kur mano namai?“) yra dabartinis Čekijos himnas.
O (kız) evimde kalabilir ........Jos vyras pasilieka namuose.
Evimde misafir ağırlıyormuşum gibi gibi sunuyorum.''Tačiau paprastiems žmonėms gatvėje prisistatyčiau kaip ateistas“.
Sekiz aydan beri de kendi evimde yaşıyorum. ifadeleriyle anlattı.Aštuonerius metus gyveno su aktore Rimante Valiukaite.
Evimin arkasında bir kilise var.Už mano namo yra bažnyčia.
Evim büyüktür.Mano namas didelis.
Biz onu evimize davet ettik.Mes pakvietėm jį savo namus.
Evime gelmek için zahmet etmeyin.Nepasivarginkite ateiti į mano namus.
Evimin yanında güzel bir park var.Prie mano namų yra gražus parkas.
Evimin iki yatak odası var.Mano namuose yra du miegamieji.
Burası bizim evimiz.“Oma maja.
Önü bahçeli bir evimiz...Maja juurde kuulus tiigiga aed.
10 gün sonra evime geri dönüyorumAku harus segera pulang dalam 10 hari.
10 gün sonra evime geri dönüyorumČez deset dni moram nazaj domov.
10 gün sonra evime geri dönüyorumDevo tornare a casa tra 10 giorni.
10 gün sonra evime geri dönüyorumIk moet naar huis over 10 dagen .
10 gün sonra evime geri dönüyorumJag åker tillbaka om 10 dagar.
10 gün sonra evime geri dönüyorumJe dois rentrer à la maison dans 10 jours.
10 gün sonra evime geri dönüyorumMa reintorc acasa in 10 zile.
10 gün sonra evime geri dönüyorumMuszę wracać za 10 dni.
10 gün sonra evime geri dönüyorumNach 10 Tagen muss ich wieder zurück.
10 gün sonra evime geri dönüyorumTôi phải về nhà sau 10 ngày nữa.
10 gün sonra evime geri dönüyorumΠρέπει να γυρίσω σπίτι σε 10 μέρες.
10 gün sonra evime geri dönüyorumЧерез 10 дней я возвращаюсь домой.
10 gün sonra evime geri dönüyorumאני צריכה לחזור תוך 10 ימים הביתה
10 gün sonra evime geri dönüyorumولا بد لي من العودة الى بلادي في 10أيآم..
10 gün sonra evime geri dönüyorumああはい。
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.11 éves voltam akkor. Nem felejtem: arra ébredtem reggel, hogy az öröm hangjai töltik be a házat.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.제가 11살이었을 때 어느 날 아침 집에서 기뻐하는 소리에 잠에서 깨어난 적이 있습니다.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Als ich 11 Jahre alt war, wurde ich eines Morgens von den Klängen heller Freude geweckt.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Când aveam 11 ani îmi amintesc cum m-am trezit într-o dimineață într-o atmosferă de bucurie.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Cuando tenía 11 años, recuerdo haberme despertado una mañana con el sonido del júbilo en mi casa.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Da jeg var 11, kan jeg huske at jeg vågnede en morgen til lyden af glæde i mit hus.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Gdy miałam 11 lat, pewnego ranka obudził mnie okrzyk radości w moim domu.