Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Jag sa jag skulle till akademin denna morgon och gick.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.J'ai dit que j'allais à l'académie (cours de soutien) ce matin et je suis partie.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Jeg sagde, jeg gik til Akademiet (aftenskole) her til morgen og gik
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Mình nói tới trường luyện thi sáng nay và bỏ đi.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Ráno som povedala, že idem na akadémiu a odišla som.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Rano wyszłam mówiąc że idę na kurs.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Είπα πως θα πάω στην ακαδημία (φροντηστήριο) το πρωί και έφυγα.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Тази сутрин казах, че отивам да зубря (за SAT) и тръгнах.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Я сказала утром, что собираюсь в академию и ушла.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.אמרתי שאני הולכת לאקדמיה הבוקר
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.قلت اني سأذهب الى الاكاديمه (مدرسه الزاميه ) في هذا الصباح و غادرت
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.行きたくなくてさ
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?Anh đang chuẩn bị đi dạo một lúc đây, em không phiền chứ?
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?DP: 요즘 집에 잘 못들어가서 참, 미안하네..
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?- Wyjdę teraz z domu, zamierzam się przespacerować, ok?
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?Излизам от къщата и отивам на разходка, имаш ли против?
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?עכשיו, אני יוצא מהבית. ד"פ:" אני יוצא לטיול-- אכפת לך?"
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?د ب: الآن، أنا أغادر المنزل. سأذهب لنزهة -- هل تمانعين؟
DP: Şimdi, yürüyüşe çıkmak için evden ayrılıyorum - bir sakıncası yok değil mi?ジェニファー:いいわよ 子供と遊んでるわ
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum. Senin bu evden taşınabileceğini duydum.In realtà ho sentito qualcosa da Kyung Soo sunbae... ha detto che potresti anche trasferirti...
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.¿A qué hora parte normalmente su marido?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Bolo by zaujímavé zistiť, o koľkej Ron obvykle odchádza.
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Być może interesującą kwestią jest tutaj zastanowienie się o której godzinie on zwykle opuszcza dom?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Bylo by zajímavé zjistit, v kolik hodin Ron obvykle odjíždí?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.여기서 우리가 알아야 할 재미있는 사실이 하나 있네요 남편은 매일 몇 시에 집에서 출발할까요?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Quindi magari una cosa interessante e' pensare a che ora parte di solito suo marito?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Talán érdekes utánagondolni mikor is indul normál esetben a férj otthonról?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Vi kan overveje, hvornår manden normalt starter sin køretur.
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Така, може би е интересно да помислим за това кога нормално излиза съпругът?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.Тоесть, встаёт ворос: во сколько муж выходит из дома вообще?
Düşünülebilecek bir şey ise eşinin normalde evden kaçta çıktığı.通常、何時に夫が家を出るかです。 これは正常なシナリオです。
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Acontecerá que si quedan diez hombres en una casa, morirán
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Apabila masih ada sepuluh orang yang bersembunyi di dalam sebuah rumah, mereka akan mati juga
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.A stane sa, ak zostane v jednom dome desať mužov, že zomrú.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.A zostanieli dziesięć osób w domu jednym, i ci pomrą.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.E se ficarem de resto dez homens numa casa, morrerão.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.És ha egy házban tíz ember maradna is meg, még az is meghal;
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Et s`il reste dix hommes dans une maison, ils mourront.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.In zgodi se, ako ostane deset mož v eni hiši, vendar umrjo.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.I stane se, že pozůstane-li deset osob v domě jednom, i ti zemrou.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Ja jos silloin kymmenen miestä jää jäljelle yhteen taloon, niin he kuolevat.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.한 집에 열 사람이 남는다 하여도 다 죽을 것이라
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Nếu trong một nhà còn lại mười người , thì chúng_nó cũng sẽ chết hết .
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Nếu trong một nhà còn lại mười người, thì chúng nó cũng sẽ chết hết.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Och det skall ske, att om än tio män finnas kvar i ett och samma hus, så skola de likväl alla dö.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Og er der end hele ti Mænd i eet Hus de skal dog dø.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Og om det er ti menn tilbake i ett hus, da skal de dø.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Se sopravviveranno in una sola casa dieci uomini, anch'essi moriranno
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Şi dacă vor mai rămînea zece oameni într'o casă vor muri.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Und wenngleich zehn Männer in einem Hause übrigbleiben, sollen sie doch sterben,
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.Και δεκα ανθρωποι εαν εναπολειφθωσιν εν μια οικια, θελουσιν αποθανει.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.И будет: если в каком доме останется десять человек, то умрут иони,
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.И десет човека, ако останат в една къща, Те един по един ще измрат;
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.והיה אם יותרו עשרה אנשים בבית אחד ומתו׃
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.فيكون اذا بقي عشرة رجال في بيت واحد انهم يموتون.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.那 時 、 若 在 一 房 之 內 剩 下 十 個 人 、 也 都 必 死
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.那時 、 若 在 一 房 之 內 剩下 十 個 人 、 也 都 必死
Eğer onların evden ne kadar uzaklıkta karşılaştığını sorabilirsiniz.A když se zeptáte jak daleko od domu se ti dva setkají?
Eğer onların evden ne kadar uzaklıkta karşılaştığını sorabilirsiniz.Derefter spørger vi, hvor langt fra hjemmet de mødes.
Eğer onların evden ne kadar uzaklıkta karşılaştığını sorabilirsiniz.그리고 그들이 만나는 장소는 집으로부터 얼마나 떨어져 있을까요?