Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.Това е сцена на битка между две къщи в Мостар, съсед срещу съсед.
Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.Эта сцена битвы в Мостаре — дом против дома, сосед против соседа.
Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.זאת תמונה של לחימה מבית-לבית במוסטאר, איש נגד שכנו.
Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.هذا هو مشهد قتال بين منزل ومنزل في موسطار، جار يقاتل جاره.
Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.隣人同士が戦っているのです 人が親密さを分かち合い、生命を育む
Bunu kırmızıyla yapacağım. Eşi evden 6 eksi t zamanında çıkıyor, doğru mu?Dus de man komt aan.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Azt mondja, hogy a férj elindul otthonról hogy a szokásos időben találkozzanak.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Dice che esce --- il marito esce di casa alla solita ora per andarla a prendere.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Dice que él salió-- su marido salió de casa para ir a recogerla a la hora de siempre.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.문제에서 남편은 매일 출발하던 같은 시각에 출발했다고 합니다
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Manden kører som sædvanligt.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Ok.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Ron vychádzal Bev naproti v obvyklom čase.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Ron vyjíždí Bev naproti v obvyklém čase.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Zadanie mówi, że on wyjeżdża - jej mąż opuszcza dom aby ją spotkać o zwykłej porze.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Здесь сказано что он выехал из дома, чтобы встретить её в обычное время.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.Казва се, че той излиза-съпругът й излиза за да я посрещне в обичайния час.
Burada diyorki evden, eşi evden her zamanki zamanda çıkıyor.彼女を拾いに駅に行きます。 ここでは、
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Am avut un client care era pe punctul de a fi evacuat pentru că nu-și plătise chiria.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Az egyik ügyfelem a kilakoltatás szélén állt, mert nem fizetett lakbért.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Ho avuto un cliente che stava per essere sfrattato perché non aveva pagato l'affitto.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Ik had eens een cliënt die zijn huis uit moest wegens huurschuld.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.한번은 한 고객이 들어왔는데, 그는 집세를 내지 않아 쫓겨날 위기였습니다.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.So zum Beispiel ein Klient, dem der Rauswurf drohte, weil er seine Miete nicht bezahlt hatte.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Tôi có một khách hàng đến, sắp bị đuổi ra khỏi nhà vì ông ta chưa trả tiền thuê.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Tuve un cliente que se presentó a punto de ser desalojado por no haber pagado la renta.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Un client est venu sur le point d'être expulsé parce qu'il n'avait pas payé son loyer.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Είχα, λοιπόν, έναν πελάτη που θα του έκαναν έξωση, γιατί δεν πλήρωσε το ενοίκιο.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Дойде клиент, който предстоеше да бъде изгонен, защото не е платил наема си.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.Однажды ко мне обратился клиент, которого должны были вот-вот выселить, потому что он не заплатил за квартиру.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.אז היה לי לקוח שנכנס, שרצו לגרש אותו מביתו כי הוא לא שילם שכר דירה.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.و كان لدي موكلي الذي جاء، لأنه على وشك أن يطرد لانه لم يدفع ايجار منزله.
Bu şekilde, kirasını ödemediği için evden çıkarılmak üzere olan bir müvekkil geldi.家賃滞納のため立ち退きを迫られていました 彼にはHIV治療の薬の支払いもあり
Bu yabanda ölmek üzücü, Evden uzak, sevdiklerimden uzak.Quelle tristesse de mourir dans ce désert, Loin de chez soi, loin de ceux qu'on aime.
Bu yabanda ölmek üzücü, Evden uzak, sevdiklerimden uzak.Tan triste morir en este páramo, Lejos de casa, lejos de los seres queridos.
Bu yüzden bıraktım... Evden ayrıldımMe apetecía estar con éI, por eso me fui de casa.
Bu yüzden bıraktım... Evden ayrıldımProto jsem skončila se školou... ...a opustila domov.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Come osate far uscire questo bambino da casa a terrorizzare la gente?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Como se atrevem a tirar esta criança de casa "e assustar as pessoas?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Cum îndrăznești să scoți acest copil din casă și să-i sperii pe ceilalți oameni?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.De säger "Hur vågar ni ta ut det här barnet ur huset och skrämma andra människor.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Dicen: "¿Cómo se atreven a sacar a este niño de la casa y atemorizar a otra gente?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Họ nghĩ rằng "sao mà dám đem thằng bé ra khỏi nhà và làm những người khác sợ.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Ils disent, " Comment osez-vous sortir cet enfant de la maison et terrifier d'autres gens.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Jak śmiesz wyprowadzać to dziecko z domu, żeby straszyło innych ludzi.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."어떻게 이 아이를 집 밖으로 내보내서 다른 사람들을 겁나게 합니까.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Říkají, "Jak si můžete dovolit vzít toto dítě z domova a strašit ostatní lidi.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Wie könnt ihr es wagen, mit diesem Kind aus dem Haus zu gehen und andere Menschen zu erschrecken?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Ze zeggen: "Hoe durf je met dit kind het huis uitgaan en andere mensen aan het schrikken brengen.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Как вы смеете выводить этого ребенка из дома и пугать других людей.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Как смеете да извеждате това дете откъщи и да ужасявате другите хора.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Як ти можеш виводити таке дитя на люди, щоб лякати їх.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.הם אומרים, "איך אתה מעז להוציא את הילד הזה מהבית ולהפחיד אנשים אחרים.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.يقولون، " كيف تتجرأ على اخذ الطفل خارج المنزل وتخيف الناس
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.皆が怖がるじゃないか することはないの? なんで取らないんだ?」
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Aku kan sudah bilang bahwa aku akan ke akademi (sekolah kursus kilat) pagi ini dan pergi.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Dimineata, am spus ca ma duc la scoala (pentru meditatii).
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Ho detto che sarei andata all'accademia(scuola di ripetizioni) stamattina e sono uscita.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Ich hab heute morgen gesagt, dass ich zur Academy (Büffelschule) gehe und bin gegangen.
Dersaneye gidiyorum dedim bu sabah, öyle çıktım evden.Ik zijn dat ik naar de academy ( cram school ; tutoring) zou gaan deze ochtend en vertrok