Ana içeriğe geç
Sözlük

evden ile cümle

evden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Musluktan çeşme, evden oda gibi.Ringi ümber kodumaa, Türilt.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.See õnnestubki ja Jasper visatakse majast välja.
Evden çıkıp toplantıya yetişir.Tulime koosolekult tulema.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.11. 3. 2011 som z domu sledovala, podobne ako zvyšok sveta, tragické udalosti v Japonsku.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.11. března 2011 jsem doma sledovala, stejně jako zbytek světa, vývoj tragických událostí v Japonsku.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.11 marca 2011 roku wraz z resztą świata, oglądałam z domu wydarzenia w Japonii.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.11 марта 2011 я вместе со всем миром наблюдала из дома за трагическими событиями, происходящими в Японии.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.2011년 3월 11일에, 전세계의 다른 사람들과 마찬가지로 일본에서 벌어지고 있는 비극을 집에서 텔레비젼으로 봤습니다.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.Am 11. März 2011 sah ich von zuhause aus - wie der Rest der Welt - die tragischen Ereignisse in Japan.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.Den 11 mars 2011, satt jag hemma och tittade, som resten av världen, på de tragiska händelserna i Japan.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.L"11 marzo 2011, ho visto da casa, come tutti, il dipanarsi dei tragici eventi in Giappone.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.Op 11 maart 2011 keek ik, met de rest van de wereld, naar de tragische ramp die zich in Japan voltrok.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.Pe 11 martie 2011, priveam de acasă, la fel ca restul lumii, evenimentele tragice în desfăşurare în Japonia.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.На 11-ти март 2011 г. гледах по телевизията в къщи както и останалия свят, трагичните събития в Япония.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.ב-11 למרץ 2011 צפיתי בביתי, כמו כל העולם, באירועים הטרגיים שהתרחשו ביפן.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.في ال11 من مارس 2011، قد شاهدت من منزلي، مثل بقية العالم، أحداث اليابان المأساوية وهي تقع.
11 Mart 2011'de, dünyadaki herkes gibi, ben de Japonya'da meydana gelen trajik olayları evden izledim.私も家で見ていました 私がボランティアとして参加した
5'te kalkar, 5:30'da evden çıkar, 6'da da masama otururdum.5時半に自宅を出発、6時には机に 誰かが来るまでの3時間を
5'te kalkar, 5:30'da evden çıkar, 6'da da masama otururdum.Ставах в 7ч. сутринта, излизах от дома си в 7,30 и сядах на бюрото си в 8.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Ale problém je, že keď som odišla z domu a šla na vysokú školu, začalo mi strýkove komandovanie chýbať.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Das Problem ist jedoch, als ich daheim auszog und ans College ging, fehlten mir seine Befehle.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.De, ahogy bekerültem a főiskolára, hiányozni kezdtek az utasításai.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Het probleem is dat ik, toen ik het huis verliet om te gaan studeren, zijn bevelen begon te missen.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Jednak gdy wyjechałam na studia, zaczęło mi brakować jego poleceń.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.하지만 문제는, 제가 막상 대학을 가기 위해 집을 나오게 되자 삼촌의 잔심부름 명령들을 그리워하게 됐다는 겁니다.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mais le problème est que, quand j'ai quitté la maison pour l'université, Ses ordres ont commencé à me manquer.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mas o problema é que, quando eu saí de casa e fui para a faculdade, comecei a sentir falta das ordens dele.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Men när jag flyttade hemifrån för att gå på college började jag sakna hans krav.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problema a apărut însă atunci când am plecat la facultate. A început să-mi fie dor de "ordinele" lui.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problém nastal, když jsem odešla z domu na vysokou školu, začalo mi jeho komandování chybět.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Tapi masalahnya, ketika saya mulai kuliah dan keluar dari rumah, saya jadi merindukan perintahnya.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Але коли я поїхала навчатися в колеж, мені бракувало цього.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Но проблемът е, че когато напуснах дома и отидох в колеж, започнаха да ми липсват командите му.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Проблема в том, что когда я покинула дом и поступила в колледж, я начала скучать по его командам.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.אבל הבעיה היא, שכשעזבתי את הבית והלכתי למכללה, התחלתי להתגעגע לפקודות שלו.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.لكن المشكل أنه، حين خرجت من البيت وذهبت للجامعة، بدأت أفتقد أوامره.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.彼の指令が恋しくなりました だから金のタイプライターを作り
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Dla tych którzy żyją na lądzie, było trudno być z dala od domów.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Für alle auf dem Festland: Es war nicht einfach von zu Hause weg zu sein.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.육지에 사는 사람들에겐 섬 생활은 힘든일이었죠.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Para aquellos que viven en el continente, fue duro estar lejos de casa.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Pentru cei care locuiesc pe continent, a fost greu sa fie departe de casă.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Per quelli tra voi che vivono sulla terraferma, era difficile stare lontani da casa.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Pour ceux qui vivent sur le continent, ça a été dur de rester loin de chez eux.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Voor wie op het vasteland woonde, was zolang weg van huis zwaar om dragen.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.Для тех, кто живёт на материке, было нелегко находиться вдали от дома.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.За онези, които живеят на континента, беше трудно да са далеч от дома.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.עבור אלו שהיו רחוקים מארץ מולדתם, הייתה זו תקופה קשה.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.و بالنسبة للمقيمين في أرض الوطن، يبدو البعد عنه امراً شاقاً.
Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu.ハワイや軍部の皆さんからは 親身なサポートや穏やかな頼もしさ
Anlamadýn beni. Beni, o evden uzaklaţtýracak bir iţ gerekiyor bana.Ο Κουζέυ είναι λίγο έτσι, ναι.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.영국 정부는 재택근무를 시범 실시하였습니다.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.6週間 銀行業界の人々が
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.Chính phủ Anh đã thực hiện một mô hình làm việc từ xa.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.De Britse regering heeft het uitgeprobeerd.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.Die britische Regierung hat ein Modellprojekt zu Telearbeit durchgeführt.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.Eh bien, le gouvernement britannique a expérimenté un modèle de télétravail.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.Ei bine guvernul Britanic a făcut un model de muncă de acasă.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.El gobierno británico hizo un ensayo de teletrabajo.
Aslında İngiliz hükümeti bir evden çalışma modeli geliştirdi.Il governo britannico ha creato un modello per il telelavoro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod