Bir mide tümörüm vardı ve onu ameliyat ettirmek zorunda kaldım.I got a stomach tumor and had to have it operated on.
Bisikleti tamir ettirmek bana bin yene mal oldu.It cost me one thousand yen to get the bicycle fixed.
Seni acele ettirmek istemiyorum ama bir sonraki otobüsü yakalamaya çalışalım.I don't want to rush you, but let's try to catch the next bus.
En kısa sürede bu arabayı tamir ettirmek istiyorum.I would like to have this car repaired as soon as possible.
Bu arabayı tamir ettirmek kaça mal olur?What would it cost to have this chair repaired?
Bu teybi tamir ettirmek istiyorum.I want to have this cassette recorder fixed.
Kameramı tamir ettirmek zorunda kalacağım.I'll have to have my camera repaired.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Ayakkabılarımı tamir ettirmek ne kadara mal olur?How much will it cost to have my shoes repaired?
Gözlerimi kontrol ettirmek için hastaneye gittim.I went to the hospital to have my eyes tested.
Hastalık nedeniyle ödevimde erkek kardeşime yardım ettirmek zorunda kaldım.I had to have my brother help me with my homework due to illness.
Arabamı tamir ettirmek bana üç yüz dolara mal oldu.It cost me three hundred dollars to have my car repaired.
Arabayı tamir ettirmek 300 dolara maloldu.It cost $300 to get the car fixed.
Çok büyük bir kaya parçasını hareket ettirmek çok zor olacak.Moving a huge boulder is going to be very hard.
Bunu yapabilmemin tek yolunun Tom'u bana yardım ettirmek olduğunu anladım.I've figured out that the only way I can do this is to get Tom to help me.
Tom Mary'ye zorla kabul ettirmek istemiyordu.Tom didn't want to impose on Mary.
Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.It's difficult to keep traditions in different contexts.
İkinizi de bana yardım ettirmek istiyorum.I'd like to get you both to help me.
Rezervasyonumu iptal ettirmek istiyorum.I'd like to cancel my reservation.
Tom buradayken ona sızdıran musluğunu tamir ettirmek isteyebilirsin.While Tom is here, you might want to have him fix your leaky faucet.
Tom'a kabul ettirmek için basit bir planım var.I have a simple plan for getting Tom to agree.
Bu bahçıvan küreğini tamir ettirmek zorundayım.I have to get this spade fixed.
Bu koliyi sigorta ettirmek istiyorum.I would like to insure this package.
Birini bize yardım ettirmek zorundayız.We've got to get someone to help us.
Bu sandalyeyi tamir ettirmek yaklaşık kaça mal olur?About how much would it cost to have this chair repaired?
En kısa sürede bunu tamir ettirmek istiyorum.I want this fixed as soon as possible.
Diğerlerini bize yardım ettirmek zorunda kalacağım.I'm going to have to get the others to help us.
Tom Meryem'i rahat ettirmek istedi.Tom wanted to comfort Mary.
Tom saçını tıraş ettirmek için, hastanenin yakınındaki berbere gitti.Tom went to the barbershop near the hospital to get his hair cut.
Ben sadece seni rahat ettirmek istedim.I only wanted to make you comfortable.
Tom'u bize yardım ettirmek mümkün olmalı.It should be possible to get Tom to help us.
Onları bize yardım ettirmek zorundasın.You have to get them help us.
Onu bize yardım ettirmek zorundasın.You have to get him help us.
Onları bize yardım ettirmek zorundayım.I have to get them help us.
Onlara yardım ettirmek zorundayız.We've got to get them to help.
Onlara yardım ettirmek zorundayım.I've got to get them to help.
Ona yardım ettirmek zorundayım.I've got to get him to help.
Kamyonunu tamir ettirmek için ne kadar ödemek zorunda kaldın?How much did you have to pay to get your truck fixed?
Tom'u bize yardım ettirmek istiyorum.I want to get Tom to help us.
Onu harket ettirmek acı verir.It hurts to move.
Tom, Mary'yi rahat ettirmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.Tom did his best to comfort Mary.
Bunu tamir ettirmek zorundayım.I've got to get it fixed.
Arabamı tamir ettirmek zorundayım.I've got to get my car fixed.
Bunu derhal tamir ettirmek zorundayım.I've got to get this fixed right away.
Tom'u bize yardım ettirmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to get Tom to help us.
Devam ettirmek zorundasın.You have to keep up.
Çocuklarımı okula devam ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to keep my children in school.
Tom kontrol ettirmek için arabasını tamirhaneye getirdi.Tom brought his car to the repair shop to have it checked.
Tom'u Mary'nin onu yapmasına yardım ettirmek için çok çalıştım.I tried really hard to get Tom to help Mary do that.
Arabamı tamir ettirmek için tamirciye götürmem gerekiyor.I need to take my car to the mechanic's to get it fixed.
O saati tamir ettirmek üç yüz dolara mal oldu.It cost three hundred dollars to get that clock repaired.
Bilgisayarını tamir ettirmek istedi.He wanted to get his computer fixed.
Of ya, arabamı tamir ettirmek bana iki yüz kâğıda mal oldu.Darn it, it cost me two hundred bucks to get my car fixed.
Ülkede Chabad örgütü bulunmaktadır ve cemaat içindeki Yahudi yaşamını idame ettirmektedir.A Chabad organization exists in the country and maintains Jewish life within the community.
Bu, zincir tepkimesini devam ettirmek için daha az nötron bırakır, böylece güç azalır.This leaves fewer neutrons to continue the chain reaction, reducing power.
Şirket bugün Penrose’da faaliyetini devam ettirmektedir .It continues to operate in Penrose today.
Savcılığın geniş takdir yetkisi aşırı geniş kriterler nedeniyle varlığını deva ettirmektedir.Wide prosecutorial discretion remains because of overly broad criteria.
Bazille 1859'da tıp eğitimine başladı ve eğitimini devam ettirmek için 1862'de Paris'e taşındı.Bazille began studying medicine in 1859, and moved to Paris in 1862 to continue his studies.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Baldwin wanted to continue the tradition.
Web tabanlı bir kart geliştirilmesi, daha yaratıcı olma durumunu devam ettirmektedir.The web-based card creation has been evolving becoming more creative.