Beste tamamlandıktan sonra sanatçı eseri Rusya’da bale tiyatrolarına kabul ettirmekte zorlandı.Nếu tại Anh, ông nổi tiếng vì tài chơi guitar thì tại Nga, ông nổi tiếng vì các tác phẩm ballet.
Etkisini İskoçya’ya kabul ettirmeyi denedi.Họ khuyên ông nên thương lượng với phía Scotland.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.Văn hoá, khoa học được phát triển.
Jeneratörü çalışmaya devam ettirmek için Dale ve Billy, araba parkına benzin almaya gider.Ben và Tom sau đó đi để tiếp nhiên liệu cho xe tải của Ben.
On altı yaşına geldiğinde Uruguay'dan Arjantin'e taşınmaya ve kariyerini orada devam ettirmeye karar verdi.Năm 16 tuổi, cô chuyển đến Argentina để làm việc ở đó và giải phóng tham vọng trở thành một ngôi sao.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.現在は、Surrey NanoSystemsで開発が進められている。
Jeneratörü çalışmaya devam ettirmek için Dale ve Billy, araba parkına benzin almaya gider.夕闇迫る中で、発電機を動かすためにビリーとデールは駐車場の車からガソリンを回収しはじめる。
Bu iki heykeltıraş ve mimarın işi Venedik'te Gotik mimariyi örnek teşkil ettirmekti.彫刻家・建築家であったこの2人の仕事は、ヴェネツィアにおけるゴシック様式建築の縮図となっている。
İslâm Peygamberi, akrabayla ilişkiyi devam ettirmeyi emreder.惟教は挙兵には参加しなかったが鑑元らと連絡をとっていたとされる。
Fortran 95 : Fortran 95 ile dil hala evrimini devam ettirmektedir...LAPACK95: Fortran 95用。
Nesneleri hareket ettirmek için, iş/zaman niceliği mesafe/zaman ya da sürat olarak hesaplanır.速度と言っても正確には移動距離と考える方がよい。
Aynı zamanda kendinin büyük bir ordu komutanı olduğunu herkese kabul ettirmek istemekteydi.総大将でなければ彼に付いていきたかったらしい。
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.多くのユダヤ人達が彼等のもとにとどまった。
Ova günümüzde de gelişimini devam ettirmektedir.現在においても、進化し続けている。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.この成功にあやかろうと多くの追随者が出てきた。
Jainistler hâlâ antik Şraman'ı (श्रमण) - bir tür sofu (çileci) gelenek - devam ettirmektedirler.シク教徒には、ラージプート(王族の一種)の武術があり、古くからの伝統があった。
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.芸能人は続けている。
Kısalar boyunca animatörler konuştuğu zaman Homer'ın ağzını hareket ettirme şekli üzerinde deneme yaptılar.ある時講師が遅れた時にボイラーについてユーモアを交えて話す。
1485 yılında Kral Ladislaus II Jagello kaleyi yeniden inşa ettirmeye başlamıştır.1485年、ウラースロー2世(ヴラジスラフ・ヤゲロンスキー)が城の再建に着手した。
1649 yılında ailenin reisi Filippo Bon, bu yerde geniş bir saray inşa ettirmeye karar verdi.1649年,家族领袖 Filippo Bon 决定在此兴建一座大宫殿。
Bazille 1859'da tıp eğitimine başladı ve eğitimini devam ettirmek için 1862'de Paris'e taşındı.1859年巴齐耶开始学医,1862年来到巴黎继续学习。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.專門護持行者出世間之成就。
Yapabilecekleri tek şeyin, hastayı ölene kadar rahat ettirmek olduğunu kabul ettiler.否则可以持续缓和镇静,直到病人死亡为止。
Sadece ayağı incinmiş olan Chance'i tedavi ettirmek üzere köşklerine davet eder.今复敢以腿疾呈请回京医治。
Yazdığı polisiye romanlarla adından sıkça söz ettirmeyi başaran Amerikalı ünlü yazar Ann Rule 83 yaşında öldü.藝術文化 以軍事驚悚小說聞名的美國作家湯姆·克蘭西逝世,享年66歲。
Yükü Taşıma / İlerletme (YT): Bir el hareketi ile bir nesneyi hareket ettirme.同时應確保手臂要與心臟同高,並且將手心向上,放鬆不要施力。
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.除此,校方亦繼續擴大自己的跨校合作網路。
Bununla akla kabul ettirmeden iman etmiş olunamayacağını göstermektedir.불신(不信) "무엇을 믿지 않음이라고 하는가?
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.이 종들을 보전하기 위한 노력이 진행 중이다.
İslâm Peygamberi, akrabayla ilişkiyi devam ettirmeyi emreder.동래부사 재임 중 선정을 베풀어 그가 이임할 때 주민들이 그의 이임을 만류했다고 한다.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.1184년 초 보두앵은 시빌라와 기가 맺은 혼인을 무효화 시키려고 하였다.
Ayrıca tuş ve pes ettirme sistemleri de geliştirildi.또한 조선 및 선박 수리도 활발해졌다.
Hayatını dövme yaparak devam ettirmektedir.나는 생명을 끊는 것을 계속 생각해 왔습니다.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.그런데 부자에게 꼭 필요한 것은 남과 그들의 재산을 나누어 가지는 방법입니다.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.האמנית ממשיכה להציג עבודות בנושא זה.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.בסך הכל זכו מאמצים משולבים אלו להצלחה.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.הם ממש התעקשו להמשיך במלחמה.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.הוא הודה כמעט מיד באשמתו.
1485 yılında Kral Ladislaus II Jagello kaleyi yeniden inşa ettirmeye başlamıştır.בשנת 1485 ולדיסלב השני, מלך בוהמיה החל לבנות מחדש את המצודה.
Maç, Carmella'nın Nikki'yi Code of Silence ile pes ettirmesiyle sona erdi.Мачът свърши, когато Кармела накара Ники да се предаде от Кода за мълчание.
Kariyerini devam ettirmek adına Avrupa'ya geldi ve Britanya kökenli Barloworld takımına katıldı.След това се мести в Европа, за да продължи кариерата си, като се присъединява към отбора Barloworld.
Tuş, pes ettirme, saydırma veya diskalifiye yoktur.Няма тушове, предавания, дисквалификации или отброявания.
P262 Gözle, ciltle veya kıyafetle temas ettirmeyin.S24/25: Да се избягва контакт с очите и кожата.
Bu yüzden sportif etkinliklerini Bakü'de devam ettirmektedir.Спортните успехи го съпътстват и тук.
Hayatını Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde devam ettirmektedir.Прекарва живота си в района на Сеатъл.
1054'teki Civitate Muharebesi'nde Papa'yı yenerek kendi otoritelerini kabul ettirmeye çalıştılar.През 1054 година побеждават папата в битката при Чивитате и той признава тяхната власт.
1649 yılında ailenin reisi Filippo Bon, bu yerde geniş bir saray inşa ettirmeye karar verdi.Glava obitelji Bon Filippo Bon odlučio je 1649. sagraditi veliki palazzo na tom mjestu.
KPD yasaklanmıştı ve faaliyetlerini illegal olarak devam ettirmeye çalışıyordu.Nakon zabrane KPJ, nastavio je ilegalno djelovati.
O zamandan beri suça karşı tek kişilik bir savaşı devam ettirmektedir.Od tada djeluje jedino selekcija veterana.
Şu anda Berde şehri Yeni Taşkent köyünde yaşıyor ve edebi fealiyetini devam ettirmektedir.Sada živi u blizini Siska u selu Žažina i bavi se književnim radom.
Bu anlamda kendisini tanrıya bir rakip olarak kabul ettirme gayreti içindedir.Ali sada osjeća kako se Bog smije njegovoj osrednjosti.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Existujú stále bez ohľadu na to, či sa nimi práve prenášajú nejaké dáta.
Ancak bu zirai gelir sahiplerinin kazançları kendi geçimlerini idame ettirmeye dahi yeterli değildir.Ani tieto úspechy ale nepresvedčili jeho kolegov o správnosti jeho postupu.
1649 yılında ailenin reisi Filippo Bon, bu yerde geniş bir saray inşa ettirmeye karar verdi.Leta 1649 je vodja družine, Filippo Bon odločil zgraditi veliko palačo.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Številčno si judovstvo še ni opomoglo.
Üstelik kendisini A ve B ye fark ettirmeden.Včasih jih zapišemo tudi poleg a b ·.
Fakat ağır bir hastalığa yakalanıp, öldükten sonra Dr. Tuba projeyi Dr. Burak ile devam ettirmeye çalışmıştır.Da so stvari še slabše, začne skupino nadlegovati dr. Mambo.
1973 yılından beri mesleki kariyerini serbest mimar olarak devam ettirmektedir.Od leta 1972 je nadaljevala svojo ustvarjalno pot kot svobodna umetnica.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Ustvarjeni so bili pogoji za uspehe, ki so sledili.
O süre içinde güreşçi tuş ve pes ettirme yapar.V prostem času igra skvoš in odbojko.