Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Il termine sa carrière de député en tant que député indépendant.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.Mais il veut poursuivre le combat.
TFF, turnuvayı amatör takımlar için devam ettirmeye karar verdi.Stanick décide de poursuivre sa carrière chez les amateurs.
Buna rağmen bazı ülkeler bunu kendi iradesini kullanarak devam ettirmektedirler.Pourtant, certains osent encore suivre leur propre voie.
Ayrıca Beyoncé'nin hayranlarını hareket ettirmek için "yeterli bir tutum" olduğunu ekledi.Il a assez d'attitude pour faire bouger les fans de Beyoncé. ».
Aradan geçen 44 yılda tutkuyla bağlandığı mesleğini çok az da olsa devam ettirmektedir.Il finira sa carrière à presque 44 ans à Stranraer.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Ses descendants confirment ces succès.
General Wrangel, anılarında Ungern-Sternberg'ü terfi ettirmekten çekindiğini söylemektedir.Dans ses Mémoires, le général Wrangel dit avoir hésité à le promouvoir au grade supérieur.
Bu yüzden sportif etkinliklerini Bakü'de devam ettirmektedir.Par la suite, elle étend son activité à d'autres sports.
Temmuz 2009'da, eski görevini de devam ettirmek üzere, altyapının başına geçti.En date de juillet 2009, les membres se consacrent à leurs propres projets.
Fakat kendisini fark ettirmesi çok da uzun sürmedi.Il ne lui fallut pas longtemps pour comprendre de quoi il s’agissait.
Bizim fikrimizi diğerlerine kabul ettirmek iyi değildir.No es bueno forzar nuestras ideas en otros.
Planı devam ettirmeye karar verdi.Decidió seguir con el plan.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Balduino quería continuar la tradición.
Bununla akla kabul ettirmeden iman etmiş olunamayacağını göstermektedir.Dicen que no es ilustrado; no lo creáis.
Cassius, Marcus'un hayatta olduğunu öğrenmesine rağmen isyanı devam ettirmeye karar verdi.Casio eligió continuar con la revuelta incluso cuando supo que Marco seguía vivo.
İş (fizik); kuvvetin, cismi hareket ettirmesi.Actividad física, la necesidad de hacer ejercicio.
Bu yüzden sportif etkinliklerini Bakü'de devam ettirmektedir.También como apoyando actividades deportivas y demás.
Hayatını Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde devam ettirmektedir.La compañía tiene su sede en la ciudad de los EE.UU. de Seattle.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.Por lo que decidió continuar con la guerra.
Günümüz de çalışmalarını bu stüdyoda devam ettirmektedir.Este sistema persiste hasta nuestros días en esta casa de estudios.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Algunos de esos refugiados mantuvieron su fe judía secretamente.
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.Además el Seminario ofrece varios cursos de aprendizaje a distancia por medio de Internet.
"Volkswagen" olan takma adını kaliteli performansını bozmadan devam ettirmesinden almıştır.El mayor don del "humito" es que lleva a cabo su función sin dañar en lo más mínimo.
Başka bir hareketlilik konusu da tankı operasyon bölgesine intikal ettirmektir.Otra cuestión sobre la movilidad es la de conseguir llevar el carro de combate al teatro de operaciones.
P262 Gözle, ciltle veya kıyafetle temas ettirmeyin.P262 – Evitare il contatto con gli occhi, la pelle o gli indumenti.
Abbasi komutan böylece sert şartlar içeren koşullarını imparatoriçe-naibe İrini'ye kabul ettirme şansı buldu.Il comandante abbaside fu quindi in grado di dettare termini duri all'imperatrice-reggente Irene.
Megas doux unvanı ile ödüllendirildi, sonra II. Andronikos'u savaşı devam ettirmeye ikna etti.Premiato con il titolo di Megas Doux, convinse Andronico II a riprendere la guerra.
Hikâyenin sonunda Tsubasa mezun olur ve futbol hayatını Brezilya'da devam ettirme kararı alır.E alla fine ha fatto la stessa scelta di Tsubasa: quella di andare a giocare in Brasile.
O zamandan beri suça karşı tek kişilik bir savaşı devam ettirmektedir.D'ora in avanti non ci sarà solo una prescelta a combattere contro il male.
Bu illere göç edenler birbirleriyle olan irtibatlarını köy derneği altında devam ettirmektedirler.Sono i classici vicini che mettono il naso negli affari altrui.
Ova günümüzde de gelişimini devam ettirmektedir.Nonostante ciò, il suo sviluppo continua ancor oggi.
Bunun üzerine Yağmur, kardeşini tedavi ettirmeye ve onu kurtarmaya karar verir.Sarà Peter, ritornato da lei, a curarla e a salvarla.
Mahallenin geneli kürt tür eski kültürlerini devam ettirmekteler.Il monoteismo stava insidiando ovunque la vecchia cultura politeista.
"'Hedefimiz dans ettirmek izletmek ve dinletmek'".Ottimo per ballare e per festeggiare!"
Web tabanlı bir kart geliştirilmesi, daha yaratıcı olma durumunu devam ettirmektedir.Создание веб-открытки, эволюционируя, становится более креативным.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Кроме того, он пытался в начале 1184 года добиться расторжения брака Сибиллы и Ги.
Gündüzleri kanatlarını hareket ettirmeden saatlerce havada süzülürler ve yiyecek ararlar.В дневное время они в поисках пищи часами парят в воздухе, еле двигая крыльями.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Самолёт при этом поворачивает нос влево или вправо.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Тем не менее часть из них тайно продолжала исповедовать иудаизм.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.И он решил продолжать сражение дальше.
Bazı kişiler konuşurken dudaklarını iyi hareket ettirmez.Когда кто-нибудь говорит, у него двигаются только губы.
Füzyon reaksiyonunu devam ettirmek için plazma hapsedilmelidir.Для удержания плазмы в фузоре используется метод электростатического удержания плазмы.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Десять лет спустя Сергей живёт в нищете, работая статистом в Голливуде.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Самое время было подытожить эти достижения.
Yükü Taşıma / İlerletme (YT): Bir el hareketi ile bir nesneyi hareket ettirme.Не будь лапотника, не было бы и бархатника (то есть дворянина).
Topluluğun Sanat ve Müzik Yönetmenliğini devam ettirmektedir.Принцип корреляции стиха и музыки сохраняется.
31 Mayıs'ta Abdullah liderliğini devam ettirmek için Bağdat'a geri uçtu.31 мая 1941 г. регент был готов лететь в Багдад, чтобы восстановить свою власть.
Helem'in ana amacı Lübnan Ceza Kanunu'nun 534. maddesini ("doğal olmayan cinsel ilişki") iptal ettirmektir.Статья 534 Уголовного кодекса Ливана запрещает сексуальные отношения, которые «противоречат законам природы».
Hiç babasına benzemeden yıkıp dökmeden görevini devam ettirmektedir.Он(а) вырос(ла) без родителей и не помнит, откуда он(а) родом.
Günümüzde Yezidiler oldukça kapalı ve geleneklerine bağlı olarak kültürlerini devam ettirmektedirler.Перигорцы до сегодняшнего дня сохраняют традиции сельской жизни и гордятся ними.
İslâm Peygamberi, akrabayla ilişkiyi devam ettirmeyi emreder.Собеседник приходит к истине сам (хотя и с помощью учителя).
Onlara ikramiye verilmeyeceğini ve onları yukarı rütbeye terfi ettirmeyeceğini de açıkladı.Они знали, что тому, кто приобрел это, нет доли в Последней жизни.
Şu anda Erğin köyünün Tamamı Kürtçe konuşmakta ve halen adet ve geleneklerini devem ettirmektedir.Практически все население села Дада говорит на родном языке и соблюдает национальные обычаи и традиции.
Megas doux unvanı ile ödüllendirildi, sonra II. Andronikos'u savaşı devam ettirmeye ikna etti.Награжденный званием мегадуки Сиргиан убедил Андроника II возобновить войну.
On altı yaşına geldiğinde Uruguay'dan Arjantin'e taşınmaya ve kariyerini orada devam ettirmeye karar verdi.وعندما بلغت سن السادسة عشر انتقلت من الأوروغواي إلى الأرجنتين ، وقررت مواصلة مسيرتها الفنية هناك.
Bu esnada HAL onları duyamasa da, fark ettirmeden dudaklarını okumaktadır."هال" الذي لا يسمعهما يقرأ شفتيهما ويعرف مخططهما.
Hala gelişimini günden güne devam ettirmektedir.كما يكشف عن التطور من لحظة إلى أخرى.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.المادة حالياً تحت تطوير مضمون من قبل شركة Surry NanoSystems.
Okul kısa sürede başarılarıyla adından söz ettirmeyi başarmıştır.وصارت المدرسة تسجل النجاح تلو النجاح.