BloodPop, Rolling Stone ile yaptığı bir ropörtajda "Şarkı sizin dans ettirecek büyük bir rock şarkısı," dedi.” 在和滚石杂志的采访中,BloodPop 表示,这首歌是一首“浩浩荡荡的摇滚乐,让你想要随之起舞。
Abisi Hüseyin Geçer ve kardeşi Mikail Geçer ise baba mesleğini devam ettirmişlerdir.曾祖父耿世庸;祖父耿大振;父親耿金,曾任封監察御史。
Ancak, yazar Chris Morgan bu karakterin devam ettirilmesi için sunulan tüm fikirleri reddetmiştir.然而,作家克里斯·摩根拒絕討論決定,或者採用其他方式都仍在考慮。
Yaptıkları ile kendisinden nefret ettirmiş ve halkın dikkatini üstüne çekmiştir.緣其昔立微功,所以特從寬宥,鹹宜貶降,出佐遐藩。
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.除此,校方亦繼續擴大自己的跨校合作網路。
Özel güçleri buz ile ateş üfleyebilmesi ve kurdelesini istediği gibi hareket ettirebilmesidir.他服用過一種處方——冰玉散,使得他可以在熊熊烈火中穿梭自如。
Özellikle Vietnam Savaşı'nda adından sıkça söz ettirmiştir.보통 베트남 전쟁이라는 이름으로 더 널리 알려져 있다.
Ayrıca kendi adı ile anılan kemer ile inşa ettirmişti orada ve Yunan sevgilisi Antinous vardı.그는 아테네에 자신의 이름을 새긴 문을 세우기도 했으며, 안티누스라는 그리스인 애인도 있었다.
Temmuz 1987'de Madonna, Who's That Girl World Tour'u başlattı ve Eylül 1987'ye kadar devam ettirdi.1987년 6월부터는 Who's That Girl World Tour를 시작했고, 같은 해 9월까지 계속 되었다.
Bununla akla kabul ettirmeden iman etmiş olunamayacağını göstermektedir.불신(不信) "무엇을 믿지 않음이라고 하는가?
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.또한 로마의 여러 신을 모시는 신전 82곳을 복구하였다.
Pepsi, reklamı yayından kaldırdı ve Madonna'yla yaptığı sponsorluk kontratını iptal ettirdi.이후 펩시는 광고를 취소하고 마돈나와의 계약도 해체했다.
1977'de tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiriyordu.1972년 : 휠체어 생활을 하면서 요양.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.이 종들을 보전하기 위한 노력이 진행 중이다.
İslâm Peygamberi, akrabayla ilişkiyi devam ettirmeyi emreder.동래부사 재임 중 선정을 베풀어 그가 이임할 때 주민들이 그의 이임을 만류했다고 한다.
Padişahın kendisine yaptırdığı bir av evinin altına kendi için inşa ettirdiği bir hamamdır.이 기간 동안 사숙태후는 왕태후가 되어 자신이 살던 궁전을 중화전(中和殿)으로 부르게 하였으며 휘하에 부(府)를 두어 자신의 독자적 정치 기구인 영녕부(永寧府)를 설치하였다.
Gizlilik içinde devam ettirilen hazırlıklar ve harekâtın kendisi, neredeyse bir yıl sürmüştür.그러나 1년 후 하산하여 자경문을 짓고 유교(성리학)로 회귀.
Tiyatro ve film oyunculuğuyla da adından söz ettirmiştir.그 마을은 극장과 경기장으로도 이름났다.
Sahibi dönene kadar girdikleri vücudu hareket ettirebilmeleri için önceden programlanmış kişilikleri vardır.생각하기 전에 몸이 움직이는 타입.
Bauby, hareket ettirebildiği tek organı olan sol göz kapağını kırparak, kitabı yazdırmıştır.병상에서 유일하게 움직일 수 있었던 왼쪽 눈의 깜박임만으로 《잠수복과 나비》를 집필하였다.
Roma İmparatorluğu tahtına geçen imparatorlar, Yunan kentlerine birçok yeni yapılar inşa ettirdiler.몇몇 황제들은 그리스 도시에 새 건물을 건설하기도 했다.
Sonra o sırada oradan geçmekte olan bir çocuğa o gün öğrendiği bir dizeyi tekrar ettirdi.뒤에 호조참의에 추증되었으며, 평안도 의주 구암사(龜巖祠)에 제향되었다.
Bu nedenle firar ettirildim" dedi.그래서 두들겨 맞는 거지요.”라고 말했다.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.1184년 초 보두앵은 시빌라와 기가 맺은 혼인을 무효화 시키려고 하였다.
Kedi eti, insan tüketimi için evcil kedilerden elde edilen ettir.고양이 먹이(cat food)는 고양이가 먹으라고 만든 먹이다.
Diğer Fransız Bestekarlar gibi, daha çok enstrüman çalarak yaşamını devam ettiriyordu.다른 프랑스 작곡가들처럼, 아당은 오르간 연주로 대부분의 생계를 꾸렸다.
Ayrıca tuş ve pes ettirme sistemleri de geliştirildi.또한 조선 및 선박 수리도 활발해졌다.
Sonraki on yılda Young çalışmalarını çoğaltmış ve daha sonra Fresnel tarafından devam ettirilmiştir.10년 이내에 영의 많은 작업이 재생산되었고 그러고 나서는 프레넬이 널리 퍼뜨렸다.
Aktüatör, bir mekanizmayı veya sistemi kontrol eden veya hareket ettiren bir tür motordur.작동기, 작동장치, 흔히 액츄에이터로 오기)는 시스템을 움직이거나 제어하는 데 쓰이는 기계 장치이다.
Hayatını dövme yaparak devam ettirmektedir.나는 생명을 끊는 것을 계속 생각해 왔습니다.
Yaklaşık 500 yıl sonra İkinci Tapınak, MÖ 20 yılında Kral Herod tarafından yeniden tamir ettirilmiştir.5세기 후 제2성전은 헤로데 대왕에 의해 기원전 20년경 재건축이 이루어졌다.
Onların başlattığını biz devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.너희들이 짊어지고 가”라고 가신들에게 명하였다고 한다.
Semtte kendi adına bir cami, bir medrese, bir de sübyan mektebi inşa ettirdi.만년에는 진흥왕 자신도 출가하여 법운(法雲)이라 이름짓고 수도하였으며, 왕비도 영흥사(永興寺)에 들어가 여승이 되었다.
Kedigiller iki kulağını birbirinden bağımsız şekilde farklı yönlere doğru hareket ettirebilir.각각의 코어는 다른 것들과는 독립적으로 작업을 처리할 수 있다.
Ǝǝ (veya bazen Эǝ), harfi genellikle ä sesini telaffuz ettirir.5. / ʊ / ( son 의 o 소리 ) 소리는 종종 o 로 작성되었다.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.그런데 부자에게 꼭 필요한 것은 남과 그들의 재산을 나누어 가지는 방법입니다.
Yaptıkları ile kendisinden nefret ettirmiş ve halkın dikkatini üstüne çekmiştir.오보이는 강희제에게 강요하여 숙사하를 사형에 처하게 하고 그 일족도 멸족시켰다.
Against All Odds PPv’sinde Shelley’yi Last Chancery ile pes ettirdi.팀이 흔들리는 상황에서 주장으로서 샬케의 최후 방어선을 수호했다.
Eski okul binası tamir ettirilmiş ve çeşitli toplantılar için kullanılmaktadır.학교 시설은 수도원에서 계속 관리되고 있으며 회의장소로 이용되고 있다.
Silah kundakları elle hareket ettiriliyordu.석장형이 무리를 이끌고 있다.
Bu ticareti Tatar kervanıyla itilafa düşünceye kadar devam ettirmişlerdir.이러한 승과제도는 고려조에는 물론 조선시대 중엽까지 계속되었다.
İlkbaharda tekrar faaliyete geçerek beslenme ve gelişimlerini devam ettirirler.그러다가 봄이 되면 다시 활동을 시작하면서 알도 낳는다.
Ölümünden 6 yıl sonra arkadaşı ve öğrencisi olan John O'Conor kursları devam ettirdi.שש שנים לאחר מותו לקח עליו ידידו ותלמידו לשעבר ג'ון או'קונור את ניהול הקורס.
II. Behram (276-293) babasının din politikasını devam ettirdi.בהראם השני (276-293) המשיך את מדיניותו הדתית של אביו.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.האמנית ממשיכה להציג עבודות בנושא זה.
Hareket ettirilmez.לא יכול לזוז.
Şahsiyeti bunu icap ettirir.עתה מוטל על הדמות לחלצו.
Son aylarında kollarını, bacaklarını hareket ettiremedi ve konuşamadı.בחודשים האחרונים לחייו, בשלב הסופי של המחלה, הוא לא היה יכול להזיז את הידיים והרגליים ואף לא לדבר.
Silah kundakları elle hareket ettiriliyordu.ליטאים מזוינים ברובים ביצעו את הפעולה.
Ancak bu hızını yalnızca kısa bir süre devam ettirebilir.מהירות זו הייתה אפשרית רק לפרקי זמן קצרים מאד.
Genelde sakin ve neşeli bir adam olmasına rağmen durum icap ettirdiğinde ölümüne ciddi olabilir.בדרך כלל שיגורה מחייך ובעל מצב רוח טוב, אף על פי שאם צריך הוא יכול להיות רציני.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.בסך הכל זכו מאמצים משולבים אלו להצלחה.
Bu görevi Aralık 2015'e kadar devam ettirdi.במשרה זו המשיכה עד ספטמבר 2015.
Sponsorlar, yazılımcılar ve kullanıcılar sabit tempoyu sürekli devam ettirebilmelidir.המשקיעים, המפתחים והמשתמשים צריכים לשמור על קצב קבוע לאורך זמן.
MÖ 23 Hirodes, Kudüs'te yeni bir saray ve Yahudiye'daki Hirodian'da bir kale inşa ettirdi.23 לפנה"ס – הורדוס בנה ארמון בירושלים.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.הם ממש התעקשו להמשיך במלחמה.
20 gün süreyle görevini devam ettirdi.הוא שימש בתפקיד במשך 20 חודשים.
Bu böylece devam ettirilir.וכך נפסק גם בהלכה.
Claudius Praetorianları bir daha evlenirse kendisini öldürmeleri için yemin ettirdi.קלאודיוס השביע את אנשי המשמר הפרטוריאני כי יהרגו אותו אם יעז להינשא שוב.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.הוא הודה כמעט מיד באשמתו.