Özellikle Vietnam Savaşı'nda adından sıkça söz ettirmiştir.特にベトナム戦争を扱った作品で登場することが多い。
Martin albüm kaydıyla ilgili olarak şunu söyledi: "Bir şey bizi devam ettirdi: 'In My Place' kaydı.残されたマーティンに、市長は手を差し伸べていった「さあ、参りましょう。
Roma İmparatorluğu tahtına geçen imparatorlar, Yunan kentlerine birçok yeni yapılar inşa ettirdiler.古代ローマ人はまた、彼らの帝国を通じて多くの新しい植民地の町を設立した。
Ana madde: Eyfel Kulesi İsmini, inşa ettiren firma olan Gustave Eiffel'den alır.エッフェル塔の名は、塔の設計および建設者であるギュスターヴ・エッフェルに由来する。
Yüzlerce askeri idam ya da sürgün ettirdi.百数十万羽が死亡もしくは処分。
Konya Orduevi'ni inşa ettirdi.ラナは、軍隊を派遣した。
Cassius Marcus'un apaçık hayatta olduğu haberini almasına rağmen isyanı devam ettirdi.マルクスが生存していたのを知った後も、カッシウスは引き続きマルクスへの反乱を収めなかった。
Safevî ve Akkoyunlu tehlikesi sona erince kale tamir ettirilmemiştir.砂やホコリによる機関部の不具合は結局解消されなかった。
Fare ile büyülü kalemi kontrol ederek platformları hareket ettirebilirsiniz.魔法の鏡を見るのに必要な銀の短剣を所持して各地を巡る。
Show TV ve Show Radyo'da radyo yayınlarını 1 yıl kadar devam ettirdi.テレビの報道番組やラジオの生番組を担当したが1年で退社。
Moğollar Sivas’a girdi ve şehri üç gün süreyle yağma ettirdi.さらにヴェストマン諸島に移動し、ここを3日間略奪した。
Jainistler hâlâ antik Şraman'ı (श्रमण) - bir tür sofu (çileci) gelenek - devam ettirmektedirler.シク教徒には、ラージプート(王族の一種)の武術があり、古くからの伝統があった。
Bu faaliyetleri üzerine İbrahim, onu idam ettirdi.彼をにおいて、の理由で処刑した。
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.芸能人は続けている。
Kısalar boyunca animatörler konuştuğu zaman Homer'ın ağzını hareket ettirme şekli üzerinde deneme yaptılar.ある時講師が遅れた時にボイラーについてユーモアを交えて話す。
Bir LiCl eriyik ile temas ettirilerek) aktarılır.ケータイ対応)が発売されている。
Bundan sonra varlığını, hayırsever ve geleneksel olarak devam ettirdi.口承は長い期間、排他的で、また伝統的で自然な形態で今日まで続いてきた。
1977'de tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiriyordu.以来、車椅子の生活を送る。
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.3勝しか挙げられずオフに解雇される。
1485 yılında Kral Ladislaus II Jagello kaleyi yeniden inşa ettirmeye başlamıştır.1485年、ウラースロー2世(ヴラジスラフ・ヤゲロンスキー)が城の再建に着手した。
Patlayan fünye çevrecinde bulunan ana patlayıcıyı infilak ettirir.槍頭と鎖分銅を内蔵した仕込み杖を使う。
Ailesi ABD vatandaşı oldukları için 'ABD'ye geri döndüler ve eğitimini Michagan'da devam ettirdi.両親はアメリカ人であり、彼が生まれた後にアメリカへと戻り、ミシガン州の小学校に入学した。
Yakın arkadaşların bile arkaşlıklarını devam ettirebilmek için gayret göstermeleri gerekir.親友といえども、その友情を維持する努力が必要である。
1649 yılında ailenin reisi Filippo Bon, bu yerde geniş bir saray inşa ettirmeye karar verdi.1649年,家族领袖 Filippo Bon 决定在此兴建一座大宫殿。
Temmuz 1987'de Madonna, Who's That Girl World Tour'u başlattı ve Eylül 1987'ye kadar devam ettirdi.瑪丹娜在1987年7月展開了那女孩是誰世界巡迴演唱會(英语:Who's That Girl World Tour)(Who's That Girl World Tour),該巡演一直持續到9月。
Venedik'in asil ailelerinden Dandolo Ailesi tarafından 14. yüzyılın sonunda inşa ettirildi.该建筑由威尼斯贵族丹多洛家族建于十四世纪末。
Sponsorlar, yazılımcılar ve kullanıcılar sabit tempoyu sürekli devam ettirebilmelidir.出资人、开发人员和用户应该总是维持不变的节奏。
Padişahın kendisine yaptırdığı bir av evinin altına kendi için inşa ettirdiği bir hamamdır.牠在上帝的作為中居首,只有造牠的主能拿劍走近牠。
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.從征陳理,分兵柵四門,于江中連舟為長寨,絕其出入,理降。
Bazille 1859'da tıp eğitimine başladı ve eğitimini devam ettirmek için 1862'de Paris'e taşındı.1859年巴齐耶开始学医,1862年来到巴黎继续学习。
Ailesi ABD vatandaşı oldukları için 'ABD'ye geri döndüler ve eğitimini Michagan'da devam ettirdi.由于父母是美国公民,他们一家回到美国,他在密歇根上了小学。
635 yılında Sağ Muhafızları Generalliği'ne terfi ettirildi.635年,任右領軍大将軍。
Bu görevi Aralık 2015'e kadar devam ettirdi.这一安排持续到2015年3月。
II. Dünya Savaşı sırasında 10.000 civarında Volga Almanı bölgeye zorunlu göç ettirildi.第二次世界大戰爆發期間,有一萬名伏尔加德意志人被流放到這裡。
Ama içlerinden pek azı - birkaç bin - bugüne kadar geleneklerini devam ettirip, inançlarını korumuşlardır.」命二衞共千人處理弘微喪事,追贈太常。
Daha sonra mahallenin orada açılan madenlerden geçimini devam ettirerek sürdürmüşlerdir.」後,東西卻送到隔壁桌小孩的地方去。
Gizlilik içinde devam ettirilen hazırlıklar ve harekâtın kendisi, neredeyse bir yıl sürmüştür.逮丕继业,年已长大,承操之后,以恩情加之,用能感义。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.專門護持行者出世間之成就。
Jim Brooks, Fox kanalıyla yaptığı sözleşmede kanalın şovun içeriğine müdahale etmemesi koşulunu kabul ettirdi.吉姆·布鲁克斯与福克斯电视网在协议中达成了一项条款,要求福克斯不得干预节目的内容。
Onun çalışması daha sonradan Johannes Kepler ve Galileo Galilei tarafından devam ettirildi ve genişletildi.他的工作後來被开普勒和伽利略擴大。
Anne kocasının atadığı bakanları ihraç ettirerek yerlerine kendine yakın kimseleri atadı.其母亲聂其德,为聶緝槼与曾紀芬之女,曾國藩的外孫女。
İtalya, yeniden katılmaya başladığı 2011 yılından bu yana ilk 10 sırada olmayı devam ettirmiştir.在停止参赛14年后意大利在2011年重新参赛。
Yapabilecekleri tek şeyin, hastayı ölene kadar rahat ettirmek olduğunu kabul ettiler.否则可以持续缓和镇静,直到病人死亡为止。
Kazandığı paralarla kızını tedavi ettirdi.為了醫治自己的弟弟而努力賺錢。
Sadece ayağı incinmiş olan Chance'i tedavi ettirmek üzere köşklerine davet eder.今复敢以腿疾呈请回京医治。
Şubat ayının 28 gün olması durumu devam ettirildi.平年的2月为28天。
Yazdığı polisiye romanlarla adından sıkça söz ettirmeyi başaran Amerikalı ünlü yazar Ann Rule 83 yaşında öldü.藝術文化 以軍事驚悚小說聞名的美國作家湯姆·克蘭西逝世,享年66歲。
On üç yaşındayken annesi tarafından bir müzik okuluna kayıt ettirilmiştir.4岁半时,妈妈把她送进了音乐培训班。
Kocasının ölümünden sonra onun bankerlik mesleğini devam ettirdi.在丈夫死後,她繼續做氣球飛行測試。
MÖ 967: İsrail Kralı Süleyman Birinci Tapınağı inşa ettirdi.c. 962 BCE:所罗门王修建了第一圣殿。
Yakup ona sözünden dönmeyeceğine dair yemin ettirdi.傑克發誓下次不會再犹豫。
Yükü Taşıma / İlerletme (YT): Bir el hareketi ile bir nesneyi hareket ettirme.同时應確保手臂要與心臟同高,並且將手心向上,放鬆不要施力。
Yeryüzünün temelini teşekkül ettirdiği kabul edilmektedir.這個願望得到天上界的答應。
Yiyecek, canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için yemek suretiyle tüketmeleri gereken maddeler.然而他們的食物卻是宰殺活人而出的肉。
Ölüm yatağında kocasına bir daha evlenmeyeceğine yemin ettirmişti—kocası da bu yemini tutmuştur.妻子以为不免改嫁的命运,于是割掉自己的耳朵发誓。
Dibi Dibi Daba da) adlı parça ile adından söz ettirmiştir.真名辰央(真名辰央(まな たつお),Mana Tatsuo) 通稱“辰央”。
İznik'te kendi adına bir imarethane inşa ettirmiş ve yaptığı hayır işleriyle çevresinde çok sevilmiştir.一郎買了他做的手錶,對其十分中意。
Araştırmasını Fritz Haber′in yardımı ile elde ettiği Rockefeller bursu ile devam ettirdi.在弗里茨·哈伯的帮助下他获得了洛克菲勒基金會奖学金继续他的研究。
İstanbul'da Türk Yurdu dergisinde yazı hayatını devam ettirdi.她在巴黎的侨民杂志上继续发表作品。
Bu faaliyetler halen tarafınca devam ettirilmektedir.这一阶段尚在进行之中。