III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alexius III mempercayai dugaan dan mengeksekusi Vatatzes.
II. Behram (276-293) babasının din politikasını devam ettirdi.Selanjutnya Bahram II (276–293) meneruskan kebijakan ayahnya dalam masalah agama.
Hitler'in özel sekreteri Martin Bormann, Nazi Partisi'nin bir hediyesi olarak Kehlsteinhaus'u inşa ettirdi.Martin Bormann, sekretaris pribadi Hitler, membangun Sarang Elang sebagai hadiah ulang tahun Partai Nazi.
Pepsi, reklamı yayından kaldırdı ve Madonna'yla yaptığı sponsorluk kontratını iptal ettirdi.Akibat kontroversinya, Pepsi memutuskan untuk mencabut iklan itu dan membatalkan kontraknya dengan Madonna.
Mahallede Çerkes Gelenekleri Devam Ettirilmektedir.Tetapi permintaan cerutu lokal masih berjalan.
Berytus şehrine bir tiyatro ve amfitiyatro, hamamlar ve portikolar inşa ettirdi.Di kota Berytus ia membangun sebuah teater dan amfiteater, tempat permandian, dan portiko.
MÖ 23 Hirodes, Kudüs'te yeni bir saray ve Yahudiye'daki Hirodian'da bir kale inşa ettirdi.23 SM Herodes membangun sebuah istana di Yerusalem dan benteng Herodian di Yudea.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.Mereka terus akan melanjutkan peperangan itu.
John Adams, bugün Beyaz Saray olarak bilinen başkanlık binasını inşa ettiren ve ilk kullanan Başkandır.Presiden John Adams adalah presiden pertama yang mendiami Gedung Putih.
Bombacı arabasını polis karakolu yakınında infilak ettirdi.Pengebom meledakkan kendaraannya di bagian belakang kantor polisi.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Pada awal bulan 1184, Baudouin berusaha untuk membatalkan pernikahan di antara Sibylla dan Guy.
Alternatif olarak tıraş ettirdikleri görülmektedir.Sebagai alternatif, bisa dilakukan reduksi langsung.
MİT'in, adından en fazla söz ettiren isimlerin biri.Di antaranama-nama mereka nama Thomaslah yang paling disebut.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Yang sulit adalah mempertahankan prestasi tersebut.
Bu esnada tencere fazla hareket ettirilmemeli ki üzerini örten bu hamurlaşmış un bozulmasın.Anda harus tetap berhati-hati, jangan sampai terbawa arus yang cukup kuat.
Yaşına uygun." şeklinde devam ettirdi.Ia masih hidup, lanjut usianya."
Bu faaliyetleri üzerine İbrahim, onu idam ettirdi.Muhammad menjatuhi hukuman mati kepadanya.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, âdetlerini devam ettirmektedirler.Setelah berhari-hari di tempat itu merasa aman, maka mereka memutuskan untuk tinggal di tempat itu.
Mashironun kuzenidir bu yüzden onu Suikoya transfer ettirmiştir.Ia adalah sepupu Mashiro dan mengurus kepindahannya ke Suiko.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Dijadikan sebagai tempat untuk menyusun strategi perang.
Bunun için Londra şirketi yeni bir gemi inşa ettirdi.Dia percaya masa depan perusahaan itu adalah membangun pesawat yang lebih besar.
School-Love On (2014) ile devam ettirdi.Sukses Dealova dilanjutkan dengan Cinta Pertama (2006).
Ova günümüzde de gelişimini devam ettirmektedir.Hingga saat ini pun masih terus dilakukan pengembangan.
Pulcheria, Marcianus'a Krisafius'u idam ettirdi.Setelah pernikahan mereka, Pulcheria meyakinkan Marcian untuk mengeksekusi Chrysafios.
Hediyelerini de geri vermek için çok uğraştı ancak Yakup zorla kabul ettirdi.Ia ingin mencicipi sedikit saja masakan itu, namun Yakub menolaknya.
Cadı ona bebekleri kurban ettirmiştir.Bayinya hendak dingkat anak oleh tantenya.
Üniversite yıllarında da müzik çalısmalarını devam ettirdi.Pada saat kuliah, dia lanjut mengejar musik di waktu luangnya.
Hareket ettirilmez.Bumi tidak bergerak.
Arafat aynı süreci Libya ve Suriye gibi diğer Arap ülkelerinde de devam ettirdi.Arafat tiếp tục quá trình này tại các quốc gia khác như Libya và Syria.
Messalina, 48 yılında Claudius tarafından idam ettirildi.Messalina bị xử tử bởi Claudius vào năm 48.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.Ông vẫn muốn tiếp tục chiến tranh.
Lisenin hemen başında Feynman hızla daha üst matematik derslerine terfi ettirilmiştir.Vừa bắt đầu học phổ thông, Feynman nhanh chóng quan tâm tới lớp toán cao cấp.
Elder Scrolls serisinin geleneksel açık uçlu oynanış özelliği Skyrim'de de devam ettirildi.Lối chơi phi tuyến tính truyền thống của loạt trò chơi The Elder Scrolls tiếp tục xuất hiện trong Skyrim.
Ludwig aynı zamanda 853'te kızkardeşi Hildegard için Fraumünster manastırını inşa ettirdi.Louis cũng thành lập tu viện Fraumünster vào năm 853 cho con gái ông ta là Hildegard.
Kariyerini devam ettirmek adına Avrupa'ya geldi ve Britanya kökenli Barloworld takımına katıldı.Anh chuyển đến châu Âu để tiếp tục sự nghiệp của mình, tham gia vào nhóm đóng ở Anh, Barloworld.
Regus yeni iş merkezleri açarak genişleme politikasını devam ettirdi.Regus tiếp tục với chính sách mở rộng, khai trương thêm các trung tâm kinh doanh mới.
George Washington Vanderbilt II tarafından 1889 ile 1895 yılları arasında inşa ettirilmiştir.Dinh thự rộng lớn này được Washington Vanderbit II cho xây dựng từ năm 1889 đến năm 1895.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.Hiện tại, Vantablack đang được phát triển bởi công ty Surrey Nanosystems.
Çıplak ettirdi.Cởi truồng Khỏa thân
Maçın sonunda Bryan, Cass'i Yes Lock ile pes ettirdi.Cuối cùng, Bryan buộc Cass phải bị chưởng Yes Lock để giành chiến thắng.
Ayrıca Mısır'da pek çok tapınak inşa ettirmiş ve Krallar Vadisi'nde kendisi için bir mezar yaptırmıştır.Ông cũng cho xây nhiều đền thờ các vị thần Ai Cập và cho xây lăng mộ đầu tiên trong Thung lũng các vị vua.
Bu dönem içinde 170.000'den fazla Koreli Sovyet Orta Asya'sının uzak köşelerinde tehcir ettirilmiştir.Trên 170.000 người Hàn Quốc bị đày tới những vùng Trung Á.
Britanya'da meşhur Hadrianus Duvarını inşa ettirdi.Nhiều người đời sau nhớ tới ông nhờ việc xây dựng bức tường Hadrian nổi tiếng ở Anh.
Burada da eski hayat tarzlarını aynen devam ettirdiler.Vì thế, phong cách sống cũ của họ dần phai nhạt.
Bir dizi gymnasium ve tiyatro inşa ettirdi ve oyunculara Yunan tarzı elbiseler giydirdi.Nero xây nhiều phòng tập thể dục và nhà hát theo mô hình người Hy Lạp.
Omozukai adı verilen bu başkuklacı, sağ elini ise kuklanın sağ elini hareket ettirmek için kullanır.Nghệ sĩ rối chính, omozukai, dùng tay phải để điểu khiển tay phải con rối.
Bu nedenle firar ettirildim" dedi.Cho nên tôi tước bỏ đi".
Andropov genel olarak Brejnev'in istikrar sürecini devam ettirmeye yönelik bir politika izledi.Về đối ngoại, Andropov đã tiếp tục chính sách của Brezhnev.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Lập trình mệnh lệnh tập trung vào miêu tả cách một chương trình hoạt động.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.Nhạc sĩ vẫn tiếp tục sáng tác.
Bir mıknatısa temas ettirmek veya mıknatısın bir kutubuna sürtmek.Muốn nhốt hay muốn nuốt công trình vào mồm?
İlk kez felç geçirdikten sonra, hükümet ile ilgili bazı yazıları eşine dikte ettirdi.Trước khi chết, ông đã viết một lời nhắn cho người vợ.
Ancak Fagin Nancy’yi takip ettirmiştir ve öfkelenen Bill Sykies Nancy’yi öldürür.Fagin đến nhà Bill Sikes, lão đã nghi ngờ hành tung của Nancy.
Yapımına Caligula döneminde başlanan Aqua Claudia ve Anio Novus olmak üzere iki su yolu inşa ettirdi.Tuy nhiên, ông đã bắt đầu xây dựng hai hệ thống cống dẫn nước mới ở Roma: Claudia Aqua và Novus Anio.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Bộ phận giúp máy bay xoay ngang qua trái hay phải.
Fortran 95 : Fortran 95 ile dil hala evrimini devam ettirmektedir...Fortran 95 cho phép hàm được chỉ định "thuần túy".
Eski okul binası tamir ettirilmiş ve çeşitli toplantılar için kullanılmaktadır.Cơ sở vật chất của nhà trường được cải tạo, sửa sang tu bổ nhiều hạng mục.
Beste tamamlandıktan sonra sanatçı eseri Rusya’da bale tiyatrolarına kabul ettirmekte zorlandı.Nếu tại Anh, ông nổi tiếng vì tài chơi guitar thì tại Nga, ông nổi tiếng vì các tác phẩm ballet.
Kültürümüzün bir parçası olan yayla geleneği halen devam ettirilmektedir.Do đó, họ đặt nền tảng của một nền văn hóa mà chúng ta vẫn sống.
Temas insektisitleri böceklere doğrudan temas ettirilerek kullanılır.Các loại thuốc trừ sâu tiếp xúc độc hại với côn trùng có tiếp xúc trực tiếp với chúng.