Venedik'in asil ailelerinden Dandolo Ailesi tarafından 14. yüzyılın sonunda inşa ettirildi.A fost construit la sfârșitul secolului al XIV-lea de către familia Dandolo.
İmparator Diocletianus MS 305 yılında inzivaya çekilince Split kentine büyük bir saray inşa ettirdi.Împăratul Diocletian a construit un mare palat la Split când s-a retras în anul 305.
Bütün yıl boyunca gelişimini devam ettirir.Astfel, aceștia și-au continuat procesul de creație pe tot parcursul anului.
Mihail, İngerina olan ilişkisini devam ettirdi.Tadić a îmbunătățit relațiile cu Franța.
ABD'de kendini sanat eleştirmeni olarak kabul ettirdi.El s-a făcut cunoscut și ca critic de artă.
Christian, Stratus ile olan maçında onu Jericho'nun hareketi olan Walls of Jericho ile pes ettirdi.Când Christian a fost pus într-un meci cu Stratus, aceasta a fost prinsă în Walls of Jericho.
Göl'ün etrafında bulunan üç balıkçı evini gotik stilinde inşa ettirdi.Casele care înconjurau piața erau construite în stil gotic târziu.
Natalya, Banks'i Sharpshooter ile pes ettirdi.Benoit l-a făcut pe Christian să cedeze cu un "Sharpshooter".
Ama sonunda insanlara kendini kabul ettirir ve onlara ihtiyaçlarını bulmada yardım eder.Într-un final el află secretul fetelor și le ajută.
Bunu üzerine bu antlaşmayı Mısır'a kabul ettirmek için zorlamalar kullanılması gerekmiştir.A trebuit să treacă mult timp pentru ca aceste prevederi să devină obligatorii și în acest stat indian.
Bir mıknatısa temas ettirmek veya mıknatısın bir kutubuna sürtmek.O engramă sau ceva din capul meu...
Kral Ferdinand I eşi için, Belvedere yazlık sarayını inşa ettirmiştir.Împăratul Ferdinand I a construit Palatul Belvedere ca un palat de vară pentru soția lui, Anne.
Buna karşı Askold ateş ettiyse de isabet ettiremedi.Pușcaria i-a făcut numai rău, nu bine.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.El refuză să-și mărturisească vina.
527–565) buraya bir saray ve Meryem Ana'ya ithaf edilmiş bir kilise inşa ettirmiştir.527-565) au restaurat biserica și au mărit-o.
Ancak isyanı Kirua devam ettirir.Cu toate acestea, revolta a continuat.
1977'de tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiriyordu.În 1977 avea deja dificultăți în comunicare și se deplasa într-un scaun cu rotile.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.A lucrat în continuare ca senator independent.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.De asemenea, prin imam se mai înțelege că este cel care îi conduce pe credincioșii musulmani la rugăciune.
29 Nisan 1945'te Berlin Savaşı sırasında Hitler son iradesini ve politik vasiyetini dikte ettirdi.Pe 29 aprilie, o zi înainte de sinuciderea lui, Hitler a pregătit testamentul său politic final.
Suçluların adaya getirilmesi 1840 ve 1864 yılları arasında aralıklarla devam ettirilmiştir.Transportul deținuților în Australia a fost eliminată treptat între 1840 și 1868.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Legea prin care femeile pot vota, a fost adoptată in anul 1913.
Silah kundakları elle hareket ettiriliyordu.Mitralierele au fost cărate pe umeri.
Ayrıca tuş ve pes ettirme sistemleri de geliştirildi.S-a recomandat și extinderea și reconstrucția sistemelor de încălzire.
20 gün süreyle görevini devam ettirdi.A ocupat această funcție vreme de peste 20 de ani.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.Progresul științific continuă, cu toate acestea.
Kazı çalışmaları günümüze kadar devam ettirilmiştir.Lucrările de catalogare continuă până în prezent.
Buraya bir cami ve bir de çeşme inşa ettirdiler.H și au întemeiat o colonie.
Roma İmparatoru I. Justinianus, Nikola adına Konstantinopolis'te (bugünkü İstanbul) bir kilise inşa ettirdi.Micul regat Iberia (astăzi Georgia) din Caucaz a adoptat creștinismul în timpul domniei lui Constantin.
Bu görevi Düzce Ayaklanması'na kadar devam ettirdi.Ei au continuat să păzească casa până când rebeliunea a fost înnăbușită.
Türkler, vaktiyle Anadolu'nun muhtelif yerlerinden hicret ettiri-lerek buralara yerleştirilmişlerdir.Au înștiințat pe ascuns corturile turcești din Anatolia, care le aparținea.
Böylece Balkanların Türk egemenliğine geçtiği kabul ettirilmiş oldu.El a semnat din partea Turciei pactul Înțelegerii Balcanice.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Girația schimbă poziția botului avionului la stânga sau la dreapta.
Tom Mary'ye zorla kabul ettirmek istemiyordu.Tom nu a vrut să o împingă pe Mary să accepte.
Tom Mary'ye zorla kabul ettirmek istemiyordu.Tom nu a vrut să o forțeze pe Mary să accepte.
Bizi tahliye ettirdin.Ne-ai evacuat.
Aynı zamanda Galileo'nun takipçileri tarafından deneysel gelenek devam ettirildi.Ezzel egy időben a Galileo és követői által megalapított kísérleti hagyomány kitartott.
Jim Brooks, Fox kanalıyla yaptığı sözleşmede kanalın şovun içeriğine müdahale etmemesi koşulunu kabul ettirdi.Jim Brooks tárgyalt egy olyan szerződésről a Foxszal, mely szerint az nem szólhat bele a műsor tartalmába.
Hareket ettirilmez.Mozgásra nem képesek.
Bunu yaklaşık bir yıl boyunca devam ettirmiştir.Az ismerős szerint ez több mint egy éve így megy.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Parlamenti munkáját független képviselőként folytatta tovább.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg, Baldr anyja megesketett mindent és mindenkit: nem fogja bántani Baldrt.
Eserlerinde 19'uncu yüzyılın doğalcılık ve gerçekçilik akımının geleneklerini devam ettirdi.Műveiben folytatta és megújította a 19. századi realizmus és naturalizmus hagyományait.
Hirodes kendi oğlunu idam ettirdi.Odüsszeusz ezért kivégeztette fiát.
Başlangıçta, V. Behram ve II. Yezdigirt, bunlara kesin mağlubiyeti zorla kabul ettirdi ve doğu tarafına sürdü.Eleinte V. Bahrám és II. Jazdagird döntő csapásokat mért rájuk, visszaszorítva őket kelet felé.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Béda ezt a hagyományt folytatta tovább.
Tank çok yavaş ve dümeni hareket ettirmek çok zordu.A hajó lassan mozgott és túl nehéz volt ahhoz, hogy evezzék.
Aile, yaz aylarını genellikle 1908 yılında inşa ettirdikleri, Bad Tölz'deki çiftlik evinde geçiriyordu.A nyári hónapokat leginkább Bad Tölzben töltötték egy 1908 körül épült vidéki házban.
Müttefikler Normandiya çıkarmasını emin bir şekilde devam ettiriyorlardı.A szövetségesek így stabilan megvetették a lábukat Normandiában.
KPD yasaklanmıştı ve faaliyetlerini illegal olarak devam ettirmeye çalışıyordu.A GP is illegalitásba szorul, de tevékenységüket tovább folytatják.
Cadı ona bebekleri kurban ettirmiştir.Szolgája felajánlotta, hogy megöli a két csecsemőt.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.A tudományban fejlődés, ismeretnövekedés van.
I. Şapur, bu ilerlemeyi devam ettirdi.Shakespeare ezt fejlesztette tovább.
Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yalnız bir yaban atı türü vardır.Nem más, mint a ma élő ló.
Allan ailesi 1812'de Poe'yu Episkopal Kilise'de vaftiz ettirdi.Nevelőszülei 1812-ben Poe-t az episzkopális egyház tagjaként kereszteltették meg.
Soykırım korkusuyla kabilesini Kanada'ya göç ettirdi ve 1881'e kadar orada yaşadı.Az amerikai kormány megtorlása elől Ülő Bika Kanadába vezette a törzsét, ahol 1881-ig éltek.
Controller, sekiz yöne hareket ettirilebilir.A motor 8 alkalommal újraindítható.
Bu grubun amacı; WWF'i ve onun başkanı Vince McMahon'ı iflas ettirmekti.A csapat ezután Shawn Michaelsszel, valamint a WWE elnökével, Vince McMahonnal került viszályba.
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.Ezek után úgy kell dobnia, hogy 3 különálló dobóhalom legyen, vagy nyernie kell.
Temmuz 1987'de Madonna, Who's That Girl World Tour'u başlattı ve Eylül 1987'ye kadar devam ettirdi.Ez év júniusában indult el a Who’s That Girl Turné is, amely szeptemberig tartott.