Onlara arabamı tamir ettireceğim.Ik laat hen mijn auto repareren.
Tom'u bize yardım ettirmeye çalıştım.Ik heb geprobeerd Tom te overtuigen ons te helpen.
Göktürkler para da darp ettirmişlerdir.Do majątku mogą wchodzić długi (które są pasywami majątkowymi).
Allan ailesi 1812'de Poe'yu Episkopal Kilise'de vaftiz ettirdi.Rodzina Allanów ochrzciła Poego w Kościele episkopalnym w 1812 roku.
On üç yaşındayken annesi tarafından bir müzik okuluna kayıt ettirilmiştir.W wieku 13 lat matka zapisała ją do szkoły muzycznej.
Crazy legs Bacakların hızlı hareket ettirilmesi ve bacak hareketlerinin ağırlıkta olduğu şeklidir.Crazy legs – (ang. szalone nogi) Styl polegający na szybkich ruchach nogami.
Orada sadakaların hasatı devam ettirilmiştir.Będący tam husyci zostali przytłoczeni.
10 yaşında Chuunin rütbesine ulaşıp, kısa sürede ANBU'ya terfi ettirildi.Wkrótce Tom został zwolniony, a w jego miejsce Annabel została awansowana.
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.Odchodzą od niej ciągi: do otworu wejściowego.
1791 - Albay Napoléon Bonaparte, generalliğe terfi ettirildi.1793 – Napoleon Bonaparte został mianowany generałem.
Bu faaliyetler halen tarafınca devam ettirilmektedir.Na miejscu kontynuował dotychczasową działalność.
Mayıs 1943 yılında Brandt Albaylığa terfi ettirildi.W maju 1943 Brandt awansował do stopnia pułkownika.
Cüstaniler kralı Veşudan İbn-i Cüstan tarafından inşa ettirilmiştir.Tron władcy był misternie wyrzeźbiony z kości słoniowej.
Selçuklu eserlerini tamir ve restore ettirdi.Wzmocniłem i poprawiłem jej (tj. świątyni) konstrukcję.
Yanar haldeki bir Hanukiya hareket ettirilmez.Nie umiem ogniem palić się słomianym...
Hirodes onları tutuklattı, mahkemeye çıkarttı, hükmü verdirdi ve idam ettirdi."Lech" stawił się na rozprawę, pozwolił rozbroić i przyjął wyrok.
Yaptığı üç atışı da isabet ettiremeyen saldırgan, ardından üzerindeki bombaları patlattı.Po ataku zatrzymano 3 zamachowca, który nie uruchomił bomby.
Yakup ona sözünden dönmeyeceğine dair yemin ettirdi.Richter przysiągł, że nigdy tu nie wróci.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Chodź pokażę ci, czym dla mnie stołek jest.
1968'de müzik eğitimini Bükreş Müzik Akademisinde, Fanica Luca'nın öğrencisi olarak devam ettirmiştir.Swoją edukację kontynuował w Akademii Muzycznej w Bukareszcie, gdzie był uczniem Fanica Luca (1968).
Arafat aynı süreci Libya ve Suriye gibi diğer Arap ülkelerinde de devam ettirdi.Arafat zadowolony z rezultatów pracy kontynuował pozyskiwanie funduszy w krajach takich jak Syria i Libia.
Kardeşinin topraklarını genişletme siyasetini devam ettirmiştir.Kontynuował ekspansywną politykę ojca.
Hatta günümüzde İngiltere'de Kral Richard'ın itibarını iade ettirmeye çalışan dernekler bile vardır.Także w samej Portugalii wiele osób nadal wierzyło w powrót króla.
Ü.Ç. 1900'de Kral Calimehtar Minas Anor’un en yüksek yerine Ak Kule'yi inşa ettirdi.W 1900 roku Calimehtar zbudował słynną Białą Wieżę w Minas Anor.
Kendisi çalışmalarıyla sanatçının bu rolünü tasdik ettirmiştir.Sam artysta podkreślał swoją przynależność do tego rodzaju sztuki.
Fakat Batı yaşantı ve kültürü kendini içten içe kabul ettirmektedir.Religia i powstanie kultury zachodniej, przeł.
1580: İspanya Kralı II. Felipe İspanyol Armadası'nı inşa ettirdi.W 1580 król Hiszpanii Filip II narzucił unię personalną.
Yahudi diyasporasından izole olmalarına karşı asırlar boyunca geleneklerini devam ettirdiler.Przez kolejne dziesięciolecia ścierali się ze zwolennikami tradycyjnego judaizmu.
Bu görevini Aralık 1997'de istifa edene kadar devam ettirdi.Swoje obowiązki wykonywał do września, gdy został aresztowany.
Abalone'de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.W Polsce, oprócz skali UIAA stosowane są co najmniej trzy skale.
6 Mart SmackDown programında Becky Lynch, Carmella'yı pes ettirerek yenmişti.6 marca podczas odcinka tygodniówki SmackDown Live, Becky Lynch pokonała Carmellę poprzez submission.
Bu görevi Aralık 2015'e kadar devam ettirdi.Stanowisko to pełnił do grudnia 2015.
Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu."Lotus" którego został stałym czytelnikiem.
Bu topluluk elflere hürmetini devam ettirdi ve Quenya'yı üstün dil olarak kullanmaya devam ettiler.Ta pisownia jest rozpowszechniona wszędzie tam, gdzie quenya wygnańcza jest brana za podstawową wersję quenyi.
1971 yılında Altın Mikrofon beşincisi olarak adından söz ettirmiştir.W 1975 roku otrzymał „Złoty Mikrofon”.
Fakat kendisini fark ettirmesi çok da uzun sürmedi.Bardzo długo starałam się o niej zapomnieć.
Öyküye göre Nemrut Babil'de bir kule inşa ettirir.Wiedza ta miała posłużyć zbudowaniu wieży Babel.
Buna karşı Askold ateş ettiyse de isabet ettiremedi.Bolo nie namyślając się długo, strzela także do niego.
NXT TakeOver: Brooklyn’de Samoa Joe, Baron Corbin'i Coquina Clutch ile pes ettirerek maçı kazandı.Na NXT TakeOver: Brooklyn, Joe wygrał pojedynek z Baronem Corbinem.
İslam bilimleri alanında eğitim verilen 450 talebelik bir okul inşa ettirdi.Pod jego nadzorem, w ramach rządowego projektu modernizacji szkolnictwa, powstało blisko 450 szkół.
Hükûmet birkaç Yahudiyi tutukladı ve bunlardan bazılarına işkence yapıp suçlamaları zorla kabul ettirdi.Szlachcianka sama osądziła Żydów i poddała ich torturom.
Küba Hava Kuvvetleri uçakları tamir ettiremiyor ya da yedek parça alamıyordu.Dywizjonu nie wymieniły w samolotach uzbrojenia ani nie wykonały remontu silników czy selekcję amunicji.
"Hz.İsmail'i kurban ettirmemek".Zginąłby, gdyby nie poświęcenie Isaaca.
Meke Maarı 2005 tarihinde Ramsar Sözleşmesi'nin listesine dahil ettirmiştir.W 1999 roku park został wypisany na listę konwencji ramsarskiej mokradeł o szczególnym znaczeniu.
Halen Karagöz ile ilgili çalışmalarını devam ettirmektedir.KRRiT nadal walczy z Twoim Radiem Wałbrzych.
Kendisine ait mekanlarda uyuşturucu imal ettirmektedir.Znaleziono dowody używania narkotyków w jego pokoju.
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.Za wygranie wyścigu lub zajęcie przynajmniej trzeciego miejsca przyzwane są nagrody.
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.En vallgrav skiljer porten från Revelinfästningen (Tvrđava Revelin).
Oxford vatana ihanetten yargılandı, fakat akıl hastalığı sebebiyle beraat ettirildi.Oxford anklagades för högförräderi, men friades på grund av sinnessjukdom.
Fakat çalışmayı yürütenler çalışmayı devam ettirmiş ve katılımcılara penisilin vermemiştir.Studiens ledare fortsatte emellertid med studien och erbjöd inte deltagarna penicillinbehandling.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han återuppbyggde 82 tempel för att visa sin aktning inför de romerska gudarna.
III. Aleksios, V. Aleksios'u kör ettirdi ve onu idam edecek olan haçlılara terk etti.Maken överlämnade Alexios V till korsriddarna, som avrättade honom.
Yapımına Caligula döneminde başlanan Aqua Claudia ve Anio Novus olmak üzere iki su yolu inşa ettirdi.Han byggde två akvedukter, Aqua Claudia som Caligula påbörjat, samt Anio Novus.
Hareket ettirilmez.Kan inte agera.
Kendi tınısına şüphecileri bile dans ettiriyor.Enstaka visor sjöng han även på sin hembygds jämtska.
İsyanın ele başlarını idam ettirdi.Efter avrättningen högg deras huvuden av.
Britanya'da meşhur Hadrianus Duvarını inşa ettirdi.Hadrianus mur i Britannien förstörs delvis.
FreeBSD birçok kişi tarafından geliştirilmekte ve devam ettirilmektedir.FreePBX har utvecklats och testats av tusentals frivilliga.
Sponsorlar, yazılımcılar ve kullanıcılar sabit tempoyu sürekli devam ettirebilmelidir.Sponsorer, utvecklare och användare ska kunna hålla en jämn utvecklingstakt på obestämd tid.
Kosok 1948'de araştırmayı bıraktığında, Reiche işe devam ettirmiştir ve bölgeyi haritalamıştır.När Kosok lämnade Peru 1948 fortsatte hon arbetet med att kartlägga området.