İki yıl süren valiliği sırasında “Fırat” adında bir gazete çıkardı, dergi yayımını uzun yıllar devam ettirdi.Três anos mais tarde passou a fazer trabalhos para a revista "Vogue", onde trabalhou por muitas décadas.
Telekinetik yetenek: Cisimleri düşünce gücüyle hareket ettirebilir.Telecinésia - habilidade de manipular objetos com o poder do pensamento.
Verilen bilgiler çeşitli gerekçeler sunularak kabul ettirilmeye çalışılır.Além disso, a quantidade de informações oferecidas tem de ser decidido.
Aynı gece Remer iki rütbe atlatılarak Albaylığa terfi ettirildi.Diezelfde avond werd Remer bevorderd tot Oberst (kolonel).
Karışık ve eğlenceli ve üzücü ve komik ve sizi DANS ettirecek," yazdı.Het is complex, grappig, droevig en blij, en het laat je dansen!".
Benito Mussolini tarafından Savaşı Bakanı atandı ve Mareşal rütbesine terfi ettirildi.Hij werd door Benito Mussolini benoemd tot minister van oorlog en werd bevorderd tot maarschalk.
Füzyon reaksiyonunu devam ettirmek için plazma hapsedilmelidir.Om de fusiereactie in stand te houden moet het plasma vastgehouden worden.
Abisi Hüseyin Geçer ve kardeşi Mikail Geçer ise baba mesleğini devam ettirmişlerdir.Daarom zijn Dirdir en Dirdirman broeders, maar moet de Dirdirman de Dirdir dienen.
Bunun üzerine Manuil, Aaron'u kör ettirerek cezalandırmıştır.De Molay heeft gedurende zijn (schijn)proces altijd gezwegen.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Sommigen van hen bleven in het geheim hun joodse geloof voortzetten.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Hij gaat verder als onafhankelijk lid.
Geri kalan piramitlerin hangi Firavun için kim tarafından inşa ettirildiği bilinmemektedir.Het is niet bekend aan de zijde van welke koning (farao) zij leefde.
Site işbirlikçi gazetecilik ile idame ettirilmektedir.De site staat bekend om zijn gedegen journalistiek.
Kardeşinin topraklarını genişletme siyasetini devam ettirmiştir.Hij zette de expansiepolitiek van zijn vader voort.
Bu daha sonra başka bir haneye keşik gelmesi şeklinde devam ettirilir.Dit kwam later uit als Let It Be met een andere cover.
Godoy, bir süre boyunca Aranda kontunun Fransa'ya karşı olan tarafsızlık politikasını devam ettirdi.Godoy zette het Spaanse beleid van neutraliteit tegenover de Franse republiek voort.
Harabe durumundaki Kabe'yi restore ettirdi.Ook werd het herstel van de beschadigde Kaaba door hem ter hand genomen.
Ancak bu hızını yalnızca kısa bir süre devam ettirebilir.Deze stroom kan daardoor maar een beperkte tijd in stand worden gehouden.
Ve I. Ölüm Yıldızı'nın yapımına devam ettirilmiştir.De constructie van de Death Star begint.
Dünyanın şekillenmesi için birçok yeni ırk yaratıp, bu yeni ırklara yardım ettirirler.Hij benaderde vele servalfokkers om mee te helpen met het ontwikkelen van deze nieuwe soort.
Kayseri canlı yayınla devam ettirmiştir.De uitvaart werd door de WDR live uitgezonden.
Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim.Ik wilde de psychologie erachter begrijpen omdat het vreemd was voor mij.
Hayatını Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde devam ettirmektedir.Het bedrijf is gevestigd in de Amerikaanse stad Seattle.
Böylece otoriter yöneticiler istifa ettirildi ya da devrildi.Sommige ambtenaren werden gedwongen te verhuizen of ontslag te nemen.
İlk gözdesi tiyatroydu, Cyrano Tiyatrosu'nda başladığı kariyerini, Companie Daniel Sorano'da devam ettirdi.Daarna sloot hij zich aan bij het theatergezelschap Daniel Sorano.
İlkbaharda tekrar faaliyete geçerek beslenme ve gelişimlerini devam ettirirler.In het voorjaar worden ze weer actief en komen ze omhoog.
İngiltere zaten Mısır'ı çoktan himayesi altına almış ve bunu Amerikalılara kabul ettirmişti.En dat was natuurlijk precies wat Engeland destijds zei tegen Egypte.
Vaftizoğlu Carl Philipp Emanuel Bach bu geleneği devam ettirmiştir.Carl Philipp Emanuel Bach nam toen het beheer ervan over.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Hij toont het met die slagen.
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.Van hieruit kwam men door de Voorpoort (Gevangenpoort) het voorhof (of Buitenhof) van het kasteel binnen.
Alternatif olarak tıraş ettirdikleri görülmektedir.Zijn interpretaties worden wel beoordeeld als wisselvallig.
Bir LiCl eriyik ile temas ettirilerek) aktarılır.40), wordt direct geïntroduceerd.
Bu anlamda kendisini tanrıya bir rakip olarak kabul ettirme gayreti içindedir.Sterker nog: zij begint zichzelf als God te beschouwen.
Bu aşamadan sonra oldukça varsıl birisi olmuş ve Roma'da bir forum inşa ettirmiştir.Hij schijnt in die tijd grote vorderingen te hebben gemaakt en zich sterk in Rome te hebben geïntegreerd.
Moğollar Sivas’a girdi ve şehri üç gün süreyle yağma ettirdi.Aangezien de bewoners van Keulen hem vergaten, kwam er droogte over de stad die drie jaar duurde.
WrestleMania 23'te Cena, Michaels'ı STFU ile pes ettirerek kemerini korudu.Op WrestleMania 23 won Cena van Michaels en behield de titel.
Sayımdan kurtulmanın tek yolu hücre bloğunu tehcir ettirmekti.Blokstelsel-I was een eenvoudige manier om een blok te beveiligen.
60 yıl boyunca bu vazifeyi devam ettirdi ve 80 yaşında vefat etti.Hij werd toen tachtig jaar oud en zat zestig jaar in het vak.
1939'da Tümgeneralliğe terfi ettirilerek Wilhelm Keitel'in kurmay başkanlığına atandı.In 1939 werd hij door Wilhelmina benoemd tot haar adjudant.
Montaj bandının etkileri onu iyice nefret ettirdi.De belangstelling voor de serie viel hem tegen.
Daha sonra 1852'de ise generalliğe terfi ettirildi.In 1852 werd hij bevorderd tot divisiegeneraal.
452 yılında Konstantinopolis'te ona adanan ilk kilise inşa ettirilmiştir.Wel stichtte hij in 1452 de eerste kerk in Liebenscheid.
Buraya bir cami ve bir de çeşme inşa ettirdiler.Ze lieten hier een villa of een datsja bouwen.
II. Farnak kızı Fanizan adına bir şato inşa ettirmiştir.Daarom maakt papa een kasteel voor haar.
Tarihsel olarak ise, LiveJournal'da oluşan bir kültür mirasını devam ettirmektedirler.Er is een ingebouwde client voor LiveJournal.
Ancak Lin, daha ilk maçlarda adından fazlasıyla söz ettirdi.Bahia kwalificeerde zich omdat het meer goals gescoord had in de eerste twee wedstrijden.
Mekân, zaman gibi insana kendini zorla kabul ettirir.Zo kun je als mens de tijd beïnvloeden.
Onların kimilerini öldürüyor, kimilerini esir alıyor ve cihadını devam ettiriyordu.Velen grijpen ze, ze nemen ze gevangen en doden hen. ...
İlk yaptığı işlerden biri, önemli bölgelere kaleler inşa ettirmek oldu.Zijn eerste werken waren afstandelijke hardstenen bouwsels geïnspireerd op basale bouwwerken.
Pasteur, tepkilere rağmen çalışmalarını devam ettirdi.Shankar bleef, ondanks hartproblemen, optreden.
Bundan sonra varlığını, hayırsever ve geleneksel olarak devam ettirdi.Hij werkte aanvankelijk tamelijk traditioneel en natuurgetrouw.
Emekli olduktan sonra da çalışmalarını devam ettirmiştir.Zelfs na zijn pensionering bleef hij actief.
Yaşamını Kanada Motreal'de ve İstanbul'da devam ettirmektedir.Hij brengt zijn leven door tussen Parijs en Montreal (Canada).
Gözlemci yatay teli ve onun yansımasını görür ve bunları kesiştirmek için hareket ettirir.Ze controleert haar lippenstift en kapsel en bereidt zich klaarblijkelijk voor om uit te gaan.
Onun çalışması daha sonradan Johannes Kepler ve Galileo Galilei tarafından devam ettirildi ve genişletildi.Zijn werk werd verdedigd en verder ontwikkeld door Galileo Galilei en Johannes Kepler.
Temmuz 1987'de Madonna, Who's That Girl World Tour'u başlattı ve Eylül 1987'ye kadar devam ettirdi.In 1987 begon Madonna aan haar eerste wereldtournee: de Who's That Girl World Tour 1987.
Ve savaşı devam ettirmeyi düşünüyordu.Ze raadden hem aan de oorlog voort te zetten.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.Deze term werd ook gebruikt om gelovige moslims die hun geloof in het geheim beleden aan te duiden.
Kendi tınısına şüphecileri bile dans ettiriyor.In zijn vrije tijd is Bezzina ook zanger.
Bisikletimi tamir ettirmeliyim.Ik moet mijn fiets laten repareren.