Ama?<br />Gerçekten hayret ettim.<br />لكن ماذا؟ أنا حقاً مذهولة
Ama madalyonun öbür yüzünün olduğunu ancak ziyaretimin ikinci gününde fark ettim.Aber es gab eine dunkle Seite der Stadt, die ich erst am Tag nach meiner Ankunft bemerkte.
Ama madalyonun öbür yüzünün olduğunu ancak ziyaretimin ikinci gününde fark ettim.Ma c'è anche un aspetto oscuro della città che ho conosciuto solo il giorno successivo al mio arrivo.
Ama madalyonun öbür yüzünün olduğunu ancak ziyaretimin ikinci gününde fark ettim.Mais, il y avait une face cachée de la ville que je n’ai découverte que le lendemain de mon arrivée.
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"Ale idąc tą dzielnicą, zauważyłem, że numery domów są pomieszane."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince" am observat că numărătoarea caselor nu este în ordine. "
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince저는 집 번호들이 순서대로 붙어 있지 않은 것을 알아냈습니다." 라고 묻는다면,
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"Maar toen ik rondwandelde, zag ik dat de huisnummers niet op elkaar volgen."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMa camminando in giro per il quartiere, ho notato che i numeri delle case non vanno in ordine."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMais en marchant dans le voisinage, j'ai remarqué que les numéros de maison ne suivaient aucun ordre."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMas ao passear pelo bairro, "reparei que os números das casas não estão por ordem."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMen da jeg kom gående omkring kvarteret, bemærkede jeg, at husnumrene ikke er i rækkefølge."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMen jag har gått runt i området, och har upptäckt att husnumren inte har någon ordning."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceMutta kävellessäni kadulla huomasin, että numerot eivät ole järjestyksessä."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceNhưng đi lòng vòng các vùng lân cận, tôi để ý là các số nhà không xếp theo thứ tự."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"OK, de a környéken járva feltűnt nekem, hogy a házszámok nem sorrendben követik egymást."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyincePero dando una vuelta por el vecindario me he fijado que los números de las casas no van en orden."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceTapi berjalan di sekitar lingkungan ini, saya memerhatikan bahwa nomor rumahnya tidak beraturan."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceVendar, ko sem hodil po soseščini, sem opazil, da hišne številke ne gredo po vrstnem redu."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceΑλλά καθώς περπατούσα στη γειτoνιά, παρατήρησα ότι οι αριθμοί στα σπίτια δεν είναι με τη σειρά."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"Добре, але я тут прогулювався по окрузі і помітив, що номери не йдуть по-порядку."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"Добре, но като се разхождах из квартала, забелязах, че номерацията на къщите не е последователна."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceНо когда я тут прогуливался, то заметил, что номера домов идут не по порядку."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince"שמתי לב שהבתים לא מסודרים לפי הסדר."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceلاحظت أن أرقام المنازل ليست بالترتيب."
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince「そりゃそうです 建てられた順に番号は付きますから
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyince我留意到啲街號系毫無規則嘅。"
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Aber ich habe mich gefragt, wie es wäre, wenn es überhaupt keine Grenze gäbe.
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?A gdyby w ogóle nie było granicy?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Ale říkal jsem si, co když by nebylo vůbec žádné hranice?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?A vprašal sem se, kaj pa če sploh ne bi bilo nikakršne meje?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?De azon tűnődtem, hogy vajon mi lenne, ha egyáltalán nem lenne határvonal.
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?그래도 전 궁금했습니다, 아예 경계가 없다면 어떻게 될까?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Maar ik vroeg me af: wat als er helemaal geen grens zou zijn?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Mais je me suis demandé : et s'il pouvait n'y avoir aucune limite ?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Ma mi chiedo: e se non ci fossero limiti?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?M-am întrebat: dar dacă n-ar exista nici o limită?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Mas, perguntei-me: "E se não existisse absolutamente nenhuma barreira?"
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Men jeg spekulerede over, hvad hvis ikke fandtes nogen grænse overhovedet?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Men tänk om det inte fanns några gränser alls?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Nhưng tôi tự hỏi, sẽ ra sao nếu như không còn bất kì một khoảng cách nào nữa?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Pero me pregunto: ¿y si no hubiera barreras?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Tapi bagaimana jika jarak itu menghilang sama sekali?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Σκεφτόμουν όμως, πως θα ήταν αν δεν υπήρχε κανένα όριο;
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Але мені було цікаво, а якби тих меж не було взагалі?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Но аз се чудех, дали може да няма граница въобще?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?Однажды я задался вопросом: а что, если этих границ не будет вовсе?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?אבל חשבתי לעצמי, מה אם בכלל לא היו גבולות?
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?لكنني أتساءل ما إذا كانت هناك حدود على الإطلاق؟
Ama merak ettim, ya hiçbir sınır olmasaydı?どんなことができるのか 想像するようになりました
Ama... ...o kız yüzünden bocalamaya başlayınca... ...sana haksızlık ettiğimi... ...fark ettim.Azonban... csak azután, hogy az a lány felkavarta az érzéseimet, értettem meg mennyire rossz voltam hozzád.
Ama... ...o kız yüzünden bocalamaya başlayınca... ...sana haksızlık ettiğimi... ...fark ettim.Αλλά, Δεν ήταν μέχρι που άρχισα να κλυδωνίζομαι εξαιτίας της... Πόσο άσχημα σου είχα φερθεί,
Ama... ...o kız yüzünden bocalamaya başlayınca... ...sana haksızlık ettiğimi... ...fark ettim....لكن الان اصبحت اشعلا بالتردد بسبب الادى الذي سببته لك
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Aber dann dachte ich mir, oh, ich sende mir selbst zweideutige Nachrichten.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Ale później pomyślałem, że ślę sobie samemu sprzeczne komunikaty.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim. Çünkü yazamam kötü ama yardım vermek iyidir.Но затем я поймал себя на том, что сам себе противоречу: не писать — плохо, а отдать на благое дело — хорошо.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Dar apoi m-am gândit, oh, îmi trimit mesaje amestecate.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.De arra gondoltam, így összezavaróan üzenek magamnak.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.하지만 제가 생각하기로는, 오, 저는 제 자신에게 뒤섞인 교훈을 주고 있었습니다.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Maar toen bedacht ik dat ik mezelf gemengde boodschappen zond.