Yirmi kişiyi partime davet ettim fakat onların hepsi gelmedi.Invité a veinte personas a mi fiesta pero ninguno de ellos vino.
İki hafta önce, ilk kez Disneyland ziyaret ettim.Hace dos semanas visité Disneyland por primera vez.
Birkaç yıl önce Romanya'yı ziyaret ettim.Visité Rumanía hace algunos años.
Ben yardımı için Mary'ye teşekkür ettim.Agradecí a Mary por su ayuda.
Bütün sabah çalışmaya devam ettim.Seguí trabajando toda la mañana.
Partiye yirmi arkadaşı davet ettim.Invité a veinte amigos a la fiesta.
Dün onu ziyaret ettim.Le visité ayer.
Mary'ye yardımı için teşekkür ettim.Le di las gracias a Mary por su ayuda.
Doğduğum köyü ziyaret ettim.Visité el pueblo en el que nació.
Doğduğu köyü ziyaret ettim.Visité el pueblo en el que nació.
Ona çay yapmasını rica ettim.Le pedí que hiciera té.
Ona işinde yardım ettim.La ayudé con su trabajo.
Arabamı kapının yanına park ettim.Estacioné mi carro junto al portón.
Unutmamak için onun adını not ettim.Anoté su nombre para que no se me olvidara.
Arkadaşlarımı akşam yemeğine davet ettim.Invité a mis amigos a cenar.
Pazar sabahı onu ziyaret ettim.Fui a visitarle el domingo por la mañana.
Ona çok hızlı sürmemesini rica ettim.Le pedí que no condujera muy rápido.
Judy'yi ziyaret ettim.Visité a Judy.
Onu partiye davet ettim ve o kabul etti.Lo invité a la fiesta, y él aceptó.
Yarın oraya gitmesini rica ettim.Le pedí que fuera allá mañana.
Mutfakta anneme yardım ettim.Le ayudé a mi madre en la cocina.
Sinemaya gitmesi için onu davet ettim.Le invité a ir al cine.
Ona altın bir saat hediye ettim.Le regalé un reloj de oro.
Tom'un kız kardeşinin elbiselerini giymemesini rica ettim.Le pedí a Tom que no se pusiera la ropa de su hermana.
Ona telefon ettim fakat orada değildi.Le llamé, pero no estaba allí.
Bütün gece dans ettim.Bailé toda la noche.
Onun cevabının yanlış olduğunu fark ettim.Me di cuenta de que su respuesta era incorrecta.
İki gün ve bir gece seyahat ettim.Viajé dos días y una noche.
Hatalı olduğumu itiraf ettim.Admití que estaba equivocado.
Uykuyla mücadele ettim.Luché contra el sueño.
Otobüsü takip ettim.Seguí al bus.
Onu fark ettim.Me di cuenta.
Tom'a yardım ettim.Ayudé a Tom.
Sana Tom'u yalnız bırakmanı rica ettim.Te pedí que dejaras solo a Tom.
Geri gelip gelmeyeceğini her zaman merak ettim.Siempre me pregunté si volverías.
Yardıma ihtiyacım olduğunu fark ettim.Me di cuenta de que necesitaba ayuda.
Ne olduğunu fark ettim.Me di cuenta de lo que estaba pasado.
Hazır olmadığımı fark ettim.Me di cuenta de que no estaba preparado.
Akşam yemeğini bitirmediğini fark ettim.Me di cuenta de que no te habías terminado la cena.
Onu ben de fark ettim.También me di cuenta de eso.
Boston'u iki kez ziyaret ettim.Visité Boston dos veces.
Boston'u birkaç kez ziyaret ettim.He visitado Boston varias veces.
İtiraf ettim.Confesé.
Her zaman Tom'dan nefret ettim.Siempre he odiado a Tom.
Onun masayı temizlemesine yardım ettim.Le ayudé a limpiar la mesa.
Ben her zaman senden nefret ettim.Siempre te he odiado.
Kitabı okumaya devam ettim.Seguí leyendo el libro.
Ben ilk kez Tom'u partilerimden birine davet ettim.Fue la primera vez que invité a Tom a una de mis fiestas.
Onu yapmakla hata ettim.Hice mal en hacerlo.
Sen beni değil, ben seni terk ettim.Tú no me dejaste, fui yo.
Ben itaat ettim” dedi.¡Me apunto!».
Hep Cim-Bom'da oynamayı hayal ettim.Siempre soñé con jugar con Cim-Bom'da.
Ve o gün bu gündür Anap'a hizmet ettim çalıştım.''Este día te he engendrado».
İstediğim şeyi çizerek First Amendment'ı pratik ettim.Estoy bajo la primera enmienda cuando dibujo lo que quiero.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.«¡Nadie planea atacarnos», —insistí.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.No acepté esa presión, insistiendo en revolucionarismo.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.Conduce el Batimóvil, que me doy cuenta utilizan en la tercera película!".
(Dün büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ettim.)(¿Visitaste a tus abuelos la semana pasada?)
Okumaya devam ettim ve son sayfaya geldiğimde 'Aman Tanrım!' dedim.Seguí leyendo y llegué a las últimas páginas y Dios mío.
Onu hayal ettim ve onun da beni hayal ettiğini düşündüm.Me pareció bien y él me sugirió que lo hiciera también.