Gemiyi dediğim gibi 24 ayar altından inşa ettim.And that's 24-karat gold. And it's constructed. I built it.
Dolayısıyla gidip ziyaret ettim.So, this is exactly what I did.
Şirketimi satıp, araştırmamı kendim finanse ettim.I sold my company, and funded the research myself.
Herşeyi kendim servis ettim.I served everything myself.
Kutuptan itibaren bir hafta kaymaya devam ettim.I skied on for a week past the Pole.
2 ye 3 bir vektörü 3 e 2 bir vektörle çarpınca ne elde ettim?When I multiplied a 2 by 3 vector times a 3 by 2 vector, what did I get?
Sonunda ne mi elde ettim?What came out of it?
Tyler Cowen'ı ziyaret ettim bilmiyor onu bilenler var mı burada.I don't know if anybody knows it.
Daha sonra altı renkli olarak hayal ettimBut then I started dreaming of having six colors.
Yani, Lider Malcolm'u davet ettim.I brought Minister Malcolm forward.
Ve acaba, ben bunu engellemek için bir şey yapabilir miydim, diye merak ettim.I wondered if I could have prevented it.
12 dakikayı geçtiğimizi fark ettim.And I realize I've taken 12 minutes so far.
Sadece, trende anneme eşlik ettim, ve birdendire etrafımız güzel dağlar ve diğerler ile çevrilmişti.I just joined my mom on a train, and suddenly I was surrounded by beautiful mountains and stuff.
Böylece, devam ettim.So, well, I went ahead.
Bu yüzden çabalamaya devam ettim.So I got going on it.
İki tarafı 3'e bölüp 20 saniye elde ettim.I just divide both sides of the per by 3 for 20 seconds.
"Bebeğim bir kız mı yoksa bir erkek mi?" diye merak ettim.I wondered, "Is my baby a boy or a girl?"
Ve tabii ki devam ettim.And of course I did.
Ben çok aptallık ettim.I was stupid.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.Went on, and eventually decided to devote myself, full time, to that.
Ama fark ettim ki yapamıyorum.But I couldn't do that, I realized.
Bu nedenle geçici bir yapı inşa ettim. 1990'da.Then I built the temporary structure, 1990.
2001'de, Batı Hindistan'da, yine bir barınak inşa ettim.2001, in West India, I built also a shelter.
Ve her şeyden önce, inanılmaz miktarda mail alındığını fark ettim.And what I've noticed is -- first of all, you get an incredible amount of email.
Ben kar ettim, onlar zarar.I got profit and they got the loss.
Nereli olduğunu hep merak ettim.I've always wondered where you come from.
Onu ziyaret ettim.I visited her.
Feynman'da bu felsefecileri bozum ederken bile çok özel bir şey olduğunu fark ettim.I realized there was something just extraordinary about Feynman, even when he did what he did.
Caltech'te ki ilk yılımda işe devam ettim.And at my first year at Caltech, I continued the business.
Ve destansı kazançların online dünyada mümkün olmasını sağlayan birkaç şey fark ettim.And I started to notice a few things that make epic wins so possible in online worlds.
Ve bu yüzden önceki videoda bu yerine koyma işlemini yapmamaya çok dikkat ettim. .And that's why in the earlier video I was very careful not to make that substitution.
Bir an için tereddüt ettim.For a moment I hesitated.
Ben onlar için dua ettim ve birşeyler değişmeye başladı.I prayed for them, and things started to change.
Ancak işime devam ettim.But I carried on with my work.
Ve ben kendime bu soruları sormaya devam ettim.And I kept asking myself these questions.
Onu terk ettim ve şimdi kendi kendime onun babası olduğumu iddia ediyorum.I abandoned him, and now I call myself his father.
Kraliyet Fonu'ndan, bana verilen parayı kabul ettim.I put a crack in the Imperial Family, and I was paid heartily.
Teknolojeden biraz korkmaya başladığımı fark ettim.I found myself becoming a little bit of a technophobe.
Ve bunu da öteki videoda yapacağız çünkü fark ettim ki zamanım dolmuş. . .And we'll do that in the next video, because I just realized I'm out of time.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Is that it? Because of you... That I've been deceiving you...
Arkadaşlarımı, babamı... ...ve kendimi... ...terk ettim.I've deserted my friend. My dad. And myself.
Ama kariyerimi, bir yetişkin olarak, sinemada yapmayı tercih ettim.But when I chose a career as an adult, it was filmmaking.
Ben onları ikna ettim.But I convinced them.
Goldie Hawn, "Her zaman kendimden şüphe ettim" diyor.Goldie Hawn says, "I always had self-doubts.
Haklısın ! bunu ben de çok merak ettim !Exactly, I was wondering about that too.
Bir anda bir felakete yaklaştığımızı fark ettim.I suddenly realized that we are heading towards disaster.
Ve bunu bu 3 sayının hepsini 20'ye bölerek elde ettim. . 20'ye böldümAnd I got that, in every case, by just dividing these guys all by twenty. I divided by twenty.
Baţarýsýz olmaktan o kadar korkuyordum ki hiç durmadan devam ettim.I was so afraid to fail that I just kept going.
Ben o günler bitmesin diye dua ettim.I prayed that the days would last
Bir başka hokkabazın bunu yaptığını izledikten hemen sonra icat ettim.DH: A type of juggling I actually invented, right after I saw another juggler do it.
Gitmeyeceğim dese bile, perma yaptırması konusunda ikna ettim O'nu.After he said he wouldn't go, I forced him to go and get a perm.
Merak ettim. Gerçekten öpüştüler mi sence? öpücük? Çok zayıf duruyor ( özgüven )I was curious. did they really kiss? kiss? she's so weak
Şimdi fark ettim ki, yukarıdaki bu eşitliği çarpanlarına ayırmışım ama çözmemişim.And I just realized, this problem up here, I factored it, but I didn't actually solve the equation.
Soruyu yasal olarak sordum ve bir yöntem talep ettim.I've asked the question in the legal and required fashion.
Son 12 yılda 76 ülkeyi ziyaret ettim.76 countries in the last 12 years, I've visited.
Sonra Londra'ya döndüm, ve Jude Law'u ziyaret ettim.And so I went back to London, and I went and saw this chap, Jude Law.
Onu ziyaret ettim çünkü o da ben de aktörüz.And I saw him because he was an actor, I was an actor,
Ölçek hakkında fikir verebilmesi için Steve'den haritaya bir insan yerleştirmesini rica ettim.I asked Steve to put a human being in this to give a sense of scale.
Çek Cumhuriyeti'nden Sudan'a kadar 18 ülkede yüzlerce yuva ve yurdu ziyaret ettim.I've seen hundreds of such places across 18 countries, from the Czech Republic to Sudan.
Birşeyler inşa ettim. Ve ayrıca verilen görevleri nasıl yapacağımı da öğrenmek zorundaydım.I was building things, and I also had to learn how to do assignments.