Central'da etrafa bakmayı düşünüyorduk.Vi tänkte kolla runt lite i Central.
Central'da etrafa bakmayı düşünüyorduk.Vi ville se os lidt omkring i Central.
Central'da etrafa bakmayı düşünüyorduk.Zamierzamy rozejrzeć się po Central.
Central'da etrafa bakmayı düşünüyorduk.Λέγαμε να ψάξουμε στο Σέντραλ.
Central'da etrafa bakmayı düşünüyorduk.Мы думали посмотреть в Централе.
Çeşitli stokların etrafa götürülmesi gerekir.Nouvelles maisons.
Çeşitli stokların etrafa götürülmesi gerekir.Většinou jsou kapitálové investice dílem firem.
Çeşitli stokların etrafa götürülmesi gerekir.هذه الأشياء التي يجب عليك الحصول عليها لتشغيل مصنعك تسمى "قائمة البضائع الموجودة"
Çözüm tam orada değildir. Çözüm biraz daha kenardadır. Etrafa bakıyor olmak istersiniz.הפתרון אינו כאן אלא בהיקף. צריך לחפש מסביב.
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.Así estaréis en una posición más segura y podréis ver los alrededores desde las alturas.
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.Budete tam ve větším bezpečí a mít možnost se rozhlédnout.
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.Dzięki temu będziecie bezpieczniejsi i będziecie mieli możliwość rozejrzenia się z wyższej wysokości.
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.Oben ist es sicherer und ihr könnt euch dort auch einen besseren Überblick verschaffen.
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.Vous serez plus en sécurité et pourrez jeter un œil d'en haut.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.A boltban nem ránthattad le az árukat a polcról és nem dobálhattad őket.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Anda diajari bahwa Anda tidak boleh menarik barang dari rak di toko dan melemparnya ke sana kemari.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.A una le enseñaban que no podía sacar las cosas de los estantes en la tienda y arrojarlas por ahí.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Bạn được dạy rằng mình không thể lôi hàng ra khỏi kệ trong cửa hàng và ném nó lung tung.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Ensinavam-nos que não podíamos tirar a mercadoria das prateleiras e deixá-las espalhadas pela loja.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Erai invatata ca nu puteai sa iei marfa depe rafturi din magazin si sa o arunci in jur.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Geen spullen uit winkelrekken pakken om die dan rond te gooien.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.가게의 선반에서 물건들을 꺼내서 여기저기 던질 수가 없다는 걸 배웠습니다.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man fick lära sig att inte ta saker från hyllorna i en affär och leka med dem.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man lærte, at man ikke kan hive varer ned af hylderne i butikken og kaste rundt med tingene.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Naučili nás, že nemůžeme dělat v obchodě nepořádek a vyhazovat věcí z regálu okolo sebe.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.On vous expliquait que vous ne pouvez pas retirer la marchandise des rayons et la balancer dans le magasin.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Opetettiin, ettei kaupan hyllyistä oteta tavaraa viskeltäväksi ympäriinsä.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Ti insegnavano che non si poteva tirar giù la merce dagli scaffali e buttarla in giro per il negozio.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów. Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Μάθαινες ότι δε μπορείς να τραβάς το εμπόρευμα από τα ράφια του μαγαζιού και να το ρίχνεις τριγύρω.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Нас учили тому, что нельзя хватать товары с полок в магазине и швыряться ими.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Не можна брати товари з полиць в магазині і їх розкидати.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Учеха те, че не може да сваляш стоката от рафтовете в магазина и да я хвърляш наоколо.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.לימדו אותנו שאסור לגנוב סחורה מהמדפים בחנות ולפזר אותה מסביב.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.تعلمنا أن لا نأخذ المشتريات من الرفوف في المتجر ورميها بعيداً .
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.放り投げてはいけないと教えられました さて この子達が3年生4年生になった頃
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,Como uno de mis grandes héroes, Carl Sagan, dijo,
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,저의 위대한 영웅중 한 사람인 칼 세이건이 말하길, "이것들이 그것이다."라 했습니다. 그리고 정말로, 오직 이것들 뿐만이 아니라, 제 주변의 이것들이 정말 "그것"(수소에서 이뤄진 것들)입니다.
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,Seperti yang dikatakan salah satu jagoan saya, Carl Sagan,
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,Wie es einer meiner großen Helden, Carl Sagan, einmal sagte:
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,כמו שאחד הגיבורים שלי, קארל סייגן, אמר, אלה הדברים - ובעצם, לא רק אלה, אבל אני הסתכלתי מסביב - אלה הדברים,
En büyük kahramanlarımdan, Carl Sagan bunlar -- aslında, sadece bunlar değil, ama etrafa bakıyordum -- bunlar,これらの物は -- これだけではなく見渡す 全てのものは -- サターンV型ロケットやスプートニク
Etrafa bakıyor olmak istersiniz.Cái mà chúng ta muốn làm là nhìn xung quanh.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Guardate questa stanza, le sedie, il legno.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Hãy nhìn căn phòng này, những chiếc ghế, đồ gỗ.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Kijk de kamer rond, stoelen, hout.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.주변의 방, 의자, 나무들을 보세요.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Lihatlah di sekeliling ruangan, kursi, kayu.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Miren alrededor del cuarto, sillas, madera.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Nézzetek körül a teremben, a székeket, a fát.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Podívejte se po místnosti, židle, dřevo.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Pozrite sa okolo, stoličky, drevo.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Regardez tout autour de la salle, les chaises, le bois.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Se er om i rummet, stolar, trä.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Sehen Sie sich hier im Raum um, Stühle, Holz.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Spójrzcie na to pomieszczenie, krzesła, drewno.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Uitaţi-vǎ prin încǎpere, scaune, lemn.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Κοιτάξτε γύρω στο δωμάτιο, καρέκλες, ξύλο.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Огледайте се из залата - столове, дърво.
Etrafa bakın. Oda, sandalyeler, odun.Подивіться навколо кімнатою — на стільці, на дерево.