etraf ile cümle
etraf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Satürn'ün etrafındaki en egzantrik uydudur.Den har den mest eksentriske banen rundt Saturn.
Evler, sosyal yapılar ve tapınaklar Agora'nın etrafına inşâ edilirdi.Større hus, offentlige bygninger og templer var oppstilt rundt agoraen.
Etrafındaki korkuluk duvarları yılların tahribatıyla harap olmuştur.Spesielt murene er skadet av flomvann i årenes løp.
Gezegenin Güneş etrafında döndüğünü bildirdi.Hans observasjoner demonstrerte at planeten kretset rundt Solen.
Diğeri de etrafımda gerçekten sevdiğim ve beni seven insanlar olması.Og siden jeg fór i det fjerne og nære og søkte de små de som var meg så kjære.
Etrafta gezinen diğer erkekler dişiyi tekrar çiftleşebilir hale getirmek için yavruları öldürebilirler.Kan hundene overleve lenge nok til at Jerry kan komme tilbake og hente dem?
1962 - Astronot John Glenn, Friendship 7 uzay aracının içinde dünya etrafında 3 defa döndü.Med «Mercury 6»-ferden gjorde John Glenn i «Friendship 7» 3 kretsløp rundt jorden.
Orta Çağ boyunca genellikle kentler kalelerin etrafında kurulmaktadır.Fra middelalderen var de norske byene som regel omgitt av plankegjerder.
Ganymede, İo ve Europa ile 1:2:4 Laplace rezonansı içinde gezegeni etrafında dönmektedir.Månene Ganymedes, Europa og Io går i en 1:2:4-baneresonans.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Denne prosessen skjer gjennom tre trinn.
Pavlovsk Rus İmparatorluk Ailesi konutu olan Pavlovsk Sarayı etrafında gelişmiştir.Byen ble bygd opp rundt Pavlovsk-palasset, et av den russiske keiserfamiliens mest storslåtte residenser.
8 bitlik mikroişlemci etrafına kurulmuş basit bir sistem düşünelim.Sensornodene benytter gjerne en 8-bits laveffekts mikrokontroller med et egnet operativsystem.
Kendi ekseni etrafında bir turu ise kabaca 16.11 saat sürer.Den sideriske rotasjonsperioden (dag) er på ca. 16,11 timer.
Ayrıca örü memelerinin etrafı da beyaz renk ile çevrilidir.Halsen er dessuten omgitt av en hvit ring.
Atom modelleri çekirdek etrafına bir veya daha fazla elektron içerir.Generelt vil atomene som bindes sammen, dele på et eller flere elektroner i ytterste skall.
Etrafı Orta Çağ görünümlü ama savaştan sonra yapılmış evlerle kaplıdır.Sentrum har en rekke bygg fra tiårene etter krigen, men også eldre hus.
Antik Roma'da yaşam, yedi tepe üzerine kurulmuş olan Roma şehri etrafında dönerdi.Livet i antikkens Roma dreide seg om det som foregikk i og rundt byen på de syv høyder.
Köleler iaşe kaynaklarından uzaklaşmış ve etrafı çevrilmiş durumda kalır.Elevene kommer fra Ilseng og spredt bebyggelse i omegn.
Herkes görmek için etraflarına toplanıp onları överdi.Folk kom fra hele området omkring samlet seg for å se ham.
Nuganın kökeni etrafında birçok efsane bulunmaktadır.Det finnes mange legender rundt kapellenes oppreisning.
Yani artık aynı ticaret için Afrika kıtasının etrafından dolaşılması mecburiydi.Handelsfortene hadde til oppgave å drive handel med afrikanere.
1984 yılında IRAS uydusu kullanılarak Vega yöresi etrafında bir çöp diski tespit edildi.I 1983 fant man at Vega har en skive av støv rundt seg.
Aldı etrafı adû (düşman) imdada asker yok mudur?Han forsøkte aldri på nytt å lede en hær over Pyreneene.
İnsanlarda kendi ekseni etrafında 2,5 dönüş yapar.Det tilsvarer om lag 2,5 ganger rundt Ekvator.
İlçenin su ihtiyacı etrafındaki dağlardan sağlanmaktadır.Disse oasene forsynes med smeltevann fra de omkringliggende høye fjellene.
Ancak, şâhın ölümünün etrafını saran şartlar net değildir.Omstendighetene omkring hennes død er fortsatt uklare.
Romanlar, 15 yaşındaki Eragon ve ejderhası Saphira etrafında geçer.Boken handler om den 16 år gamle gutten Eragon og dragen Safira.
Etrafındaki ailesi ile beraber Sadako, 12 yaşında 25 Ekim 1955 sabahı öldü.Dengan keluarga di sekelilingnya, Sadako meninggal di pagi hari tanggal 25 Oktober 1955 pada usia 12 tahun.
Bacak aralarından kafalarını çıkarıp etrafa bakarlarsa daha iyi olacaktır.Jadikanlah kedua matanya yang lebih baik dan lebih elok serta tajam penglihatannya.”
Kopernik’in kitabındaki tezi, Dünya'nın Güneş'in etrafında hareket etmesi idi.Tesis dari buku Copernicus adalah bahwa Bumi bergerak mengelilingi Matahari.
Daha küçük olan iki doğal uydu Nix ve Hydra Plüton ile Charon'un etrafında döner.Dua satelit yang jauh lebih kecil Nix dan Hydra juga mengedari Pluto dan Charon.
Etrafına bak, burada kimse yok.Disini saja, tak kemana-mana!
Granada Üniversitesi, öğrenci hayatı etrafında inşa edilmiş bir şehir haline gelmiştir.Akibatnya, Granada telah menjadi kota yang dibangun di sekitar Universitas dan di antara kehidupan siswa.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Di sekelilingnya seekor singa yang memanjat.
Soğuyarak etrafını çevreleyen hava ile aynı sıcaklığa ulaştığında yükselmesi durur.Berhenti naik ketika telah mendingin hingga mencapai temperatur yang sama dengan udara sekitarnya.
Kentin etrafındaki varoşlar da çok değişik tiptedir.Lingkungan di sekitar Mošovce sangatlah unik.
Bir titreşim, bir referans değeri etrafındaki ileri-geri hareket olarak tanımlanabilir.Sebuah getaran dapat didefinisikan sebagai sebuah gerakan bolak balik di sekitar nilai referensi.
Genellikle ağızda gingival ceplerde ve diş etrafındaki dokularda yerleşir.Organisme penyebab berada dalam kantong-kantong periodontal di sekitar gigi.
İlki; güneşin etrafındaki gezegenlerin aksine, elektronlar yüklü parçacıklardı.Pertama adalah bahwa, tidak seperti planet mengorbit matahari, elektron adalah partikel bermuatan.
Güneş etrafındaki dönüşünü 224.7 Dünya gününde tamamlar.Planet ini mengorbit Matahari selama 224,7 hari Bumi.
Al şu atı, 1 saat zaman içinde bu çiftliğin etrafında dolaşabildiğin yerleri sana vereceğim."Saya akan membunuhmu suatu saat, ketika saya sedang menunggangi kuda ini."
Kapsül şeklindeki meyveleri olgunlaşınca,kapsül açılarak tohumları etrafa saçılır.Buah berbentuk kapsul, jika sudah masak kapsul akan merekah.
Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi.“Dan Dialah yang telah menciptakan malam dan siang, matahari dan bulan.
Yazlarai sabahları güneş etrafı ısıtmadan soğuk hissedilebilir.Pada musim ini matahari dapat bersinar bebas sehingga panasnya sangat menyengat.
Etrafı Güneş, Höbek, Yalnızsöğüt, Keçikaya (Meliköy) köyleriyle çevrelenmiştir.Sedangkan dunia atas dilambangkan dengan matahari, terang, atas, kuda, rajawali.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Program ini menekankan pada tiga pendekatan.
Karelere tıklayınca çıkan sayılar ise karenin etrafındaki mayın sayısının toplamını gösterir.Kotak berisi angka menandakan jumlah ranjau di sekelilingnya.
Oyunda etrafa rastgele konumlandırılmış yüzükler bulunmaktadır.Pada saat tertentu, cincin yang berputar itu ditekan.
Asya'nın tüm ülkeleri ortak bir ülkü etrafında bir araya geldiler...""Seluruh Israel akan memiliki bagian di dunia yang akan datang."
Gözlerin etrafında deri ve elmacık kemiğindeki (malar) çizgi, parlak kırmızı-renklidir.Rigi-atas mata dengan rekahan tengah (median fissure) dan rekahan luar; rigi-bawah mata jelas bergerigi.
Ancak, şâhın ölümünün etrafını saran şartlar net değildir.Keadaan persis seputar kematian Dhana Nanda tidak jelas.
Herkes görmek için etraflarına toplanıp onları överdi.Orang banyak berdiri di situ dan melihat semuanya.
Destan, dev bir kahraman olan Kalevipoeg (Kalev'in Oğlu) etrafında gelişmektedir.Ia lalu ditugaskan oleh Uskup Agung Keuskupan Agung Semarang waktu itu yakni Mgr.
Okul bahçesi ve etrafı oldukça yeşil bir alandır.Lingkungan sekolah pun kini sudah hijau dan asri.
Mineral halde bazı volkan bacalarının etrafında bulunur.Mineral ini juga ditemukan di sekitar beberapa jenis lubang vulkanik.
Capitol'ün etrafında bir hat boyunca sıralanmış 12 bölge bulunmaktadır.Capitol dikelilingi oleh dua belas distrik yang terpencar disekelilingnya.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Tahu beberapa macam penyakit menular.
Eşya etrafında, ama bu kez öbür yanda, bir kez daha dolandırılır.Dalam beberapa menit ia melihatnya lagi, kali ini ke arah yang sama, jelas-jelas membuntutinya.
Bir çarşafı bir kirişin etrafına düğümleyerek kendini asmıştı.Dia naik dengan sebuah platform dengan menggantungkan sebuah keytar di sekitar pundaknya.
Düğün sahibinin evi ve etrafındaki boş alanlar mekan olarak kullanılır.Semua kawan dan pemilik tempat hiburan menolak memakai dia.