Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Ez idáig úgy tűnik, nem bánják.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Finora non sembra crear loro alcun disturbo.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Hasta ahora, no parece importarles.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Jak na razie nie wydaje się im to przeszkadzać.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.지금까지는 신경쓰지 않는 것 처럼 보이죠
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.O que é que estamos a tentar fazer?
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Până acum, nu par a fi deranjaţi de ele.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Ze schijnen geen bezwaar te hebben, tot dusver.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Δεν φαίνεται να τα νοιάζει, μέχρι τώρα.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.И они пока, кажется, не возражают.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Като че ли не възразяват, поне засега.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.לא נראה שאכפת להם, בינתיים.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.لا يبدو أن العقل، حتى الآن.
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.私達の研究は太平洋に着目し
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.Isso não o preocupa?
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.Naja, sie beunruhigen mich nicht mehr als mein Tinnitus. Den ich ignoriere.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.Nem zavarnak jobban mint a fülzúgásom, amit pedig ignorálok.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Altså de forstyrrer mig ikke mere end min tinnitus. Som jeg ignorerer.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Bene, non mi disturbano più del mio acufene. Che ignoro.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.OS: Bueno, no me molesta más que mi tinnitus. Que intento ignorar.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S: De stör mig inte mer än min tinnitus gör. Och den ignorerar jag.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Ei bine, nu mă tulbură mai mult decât ţiuitul din urechi. Pe care îl ignor.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Et bien elles ne me perturbent pas plus que mon acouphène. Ce que j'ignorais.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: 이명(귀에서 들리는 소음에 대한 주관적 느낌)보다 더 방해되지는 않아요. 무시하고 삽니다.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: "Ne eivät häiritse minua sen enempää kuin tinnituksenikaan. Jonka jätän huomiotta.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Nie przejmuję się nimi bardziej, niż szumami usznymi. Które po prostu ignoruję.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Nuž, nerušia ma o nič viac ako môj tinitus, teda hučanie v uchu. Ten však ignorujem.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.O.S.: Ze storen me niet meer dan mijn tinnitus. En die negeer ik.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.Ο.Σ: Ξέρετε δεν με ενοχλούν περισσότερο απ' ότι η εμβοή μου (βουητό). Την οποία αγνοώ.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.ОС:
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.О.С.: Е, не ме безпокоят повече от шума в ушите. Който игнорирам.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.О.С.: Ну, они беспокоят меня не больше, чем звон в ушах. А его я не замечаю.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.א.ס.: הן לא מפריעות לי יותר מאשר הטיניטוס שלי, ממנו אני מתעלם.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.حسناً هم لا يضايقوني اكثر من طنين أذني والذي اتجاهله.
Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.耳鳴りは無視してますけど 幻覚には時折興味が湧くので
Efendi olmayı kabul etmiyorlar.Uşşo sınıfını kabul eder.Bırak uğraşsınlar.طالما أنهم لا يقبلون ان يكونوا أفندي ولكنهم يقبلون بمستوى الهش ،
Etmiyorlar. Elektronların telden aşağıya doğru saçılan bal hızında homurdanarak indiği söyleniyor.Електроните бръмчат по жицата - казват, приблизително със скоростта на разтичащ се мед.
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Ei niciodată -- niciodată nu decodifică sau califică sau cuantifică, şi spun, "Eu cred în asta.
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Họ chẳng bao giờ thực sự hệ thống hóa, tiêu chuẩn hóa hay lượng hóa nó,
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,절대로 생각하지 않아요. 절대로 명문화하거나 자격을 주거나 계량화하지 않습니다.
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Nikdy si to skutočne neusporiadajú, neohodnotia alebo nespočítajú a nehovoria:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Nikdy to opravdově - nikdy si to opravdově neuspořádají, neohodnotí, nespočítají, a říkají:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Non si mettono mai a codificarlo, qualificarlo, quantificarlo, per dire:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Ze systematiseren het nooit echt -- ze kwalificeren of kwantificeren het nooit echt en zeggen:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Вони ніколи серйозно не систематизують це, чи не визначають, чи не підраховують, і не кажуть:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,הם לעולם לא באמת -- הם לעולם לא באמת מקודדים את זה או מכמתים את זה,
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,لم يقوموا بذلك قط-- لم يقوموا بتاتاً بفك شفرتها أو تقييمها أو تجويدها،
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,法制化したり その価値を質的 量的に 判断しようとはしません 「私の信じているものはこれだ こういう理由で こう信じる」とは言わないのです
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,De märker inte skönheten.
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,아름다움을 놓치기도 하지만, 해를 가리기 전까지는
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,Те не забелязват красотата, но те не забелязват и облаците
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,בגלל שהם פשוט נמצאים בכל מקום בו זמנית, כל כך, אני לא יודע, שגרתיים,
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,إنهم لا ينتبهون إلى جمالها ، ولا يمكنهم حتى ملاحظة السُحب
Güzelliğini görmüyorlar ama, insanlar bulutların kendisini bile fark etmiyorlar,気にも留めません
Hareket etmiyorlar çünkü deney süresince nasıl hareket ettiklerini düşünmenize gerek yok.그것들은 움직이지 않습니다. 실험이 진행되는 동안 움직이지 않기 때문에, 그것들이 어떻게 움직일지를 고민할 필요가 없죠.
Hareket etmiyorlar çünkü deney süresince nasıl hareket ettiklerini düşünmenize gerek yok.Nem mozognak, s mivel nem mozognak a kísérlet idején nem kell aggódni miattuk, hogy hogyan mozognak.
Hareket etmiyorlar çünkü deney süresince nasıl hareket ettiklerini düşünmenize gerek yok.Те не се движат, и точно затова, по време на експеримента, няма защо да се притеснявате как се движат.
Hareket etmiyorlar çünkü deney süresince nasıl hareket ettiklerini düşünmenize gerek yok.הם לא זזים, ומכיוון שהם לא זזים במהלך הניסוי, אתה לא צריך לשים את הדעת על איך הם זזים.
Hareket etmiyorlar çünkü deney süresince nasıl hareket ettiklerini düşünmenize gerek yok.والتي لاتتحرك ولانها لا تتحرك اثناء ذلك اقصد .. اثناء التجربة فلا داعي للاهتمام بكيفية حركتها