"Bizim yaptığımız iyi şeylerden niye söz etmiyorlar?""Защо не говорят за добрите неща, които правим?"
"Bizim yaptığımız iyi şeylerden niye söz etmiyorlar?""Почему они никогда не рассказывают обо всем хорошем , что мы делаем?"
"Bizim yaptığımız iyi şeylerden niye söz etmiyorlar?""למה לא מדברים על הדברים הטובים שאנו עושים?"
"Bizim yaptığımız iyi şeylerden niye söz etmiyorlar?"" لماذا لا يتحدثون عن الأشياء الجيدة التي نفعلها ؟ "
"Bizim yaptığımız iyi şeylerden niye söz etmiyorlar?"これがその例なのです
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Ahora, existe todo tipo de soluciones rebuscadas como esa, pero al fin y al cabo no suman demasiado.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Ako vidíte, je tu veľa nápaditých riešení ako je toto, ale v skutočnosti veľa nepomôžu.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Dus, er zijn allerlei gimmickachtige oplossingen zoals die, maar ze leveren niet echt iets op.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Ei, există tot felul de soluții șmechere ca aceasta, dar ele n-au cine știe ce valoare.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Giờ thì có tất cả những giải pháp cường điệu như vậy, nhưng chúng cũng không thực sự được ứng dụng quá nhiều.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Há toda uma variedade de soluções engenhosas como esta, mas não adiantam muito.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Il y a toutes sortes de solutions astucieuses comme ça, mais elles n'apportent pas grand chose, en fait.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Jak vidíte, je tu spousta vychytralých řešení jako toto, ale ve skutečnosti moc nepomůžou.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Jest wiele sprytnych sposobów tego typu, które jednak nie dają za dużo dobrego.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.자, 말하자면 이것 처럼 눈길을 끌만한 장난은 칠수 있지만 장난이 많은 일을 해내지는 못합니다.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Nun, es gibt alle möglichen Spielereilösungen wie diese, aber sie bringen alle nicht viel.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.(Risate) ...ora, possiamo inventarci trucchi come questo, ma non saranno d'aiuto.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Sekarang, ada banyak solusi seperti itu, namun mereka tidak cukup.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Van még mindenfajta ehhez hasonló trükkös megoldás, de igazából nem sokat érnek.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Υπάρχουν ένα σωρό εντυπωσιακές λύσεις σαν αυτή μόνο που δεν σημαίνουν και πολλά.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Има всякакви трикови решения като това със светулките, но те всъщност не допринасят особено.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Існує сила-силенна дріб'язкових рішень на кшталт цього, але вони насправді мало що змінюють.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.Так вот, надуманных трюков типа этого имеется масса, но от них нет никакой пользы.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.ישנם, כל מיני סוגי פתרונות גימיקיים כמו זה, אבל הם לא באמת מסתכמים להרבה.
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.الآن، هناك كل أنواع الحلول المؤقته مثل تلك الحل ، لكنهم لا يسهمون كثيراً في الواقع .
Bunun gibi birçok hileli çözüm var işte, ama malesef çok birşey etmiyorlar.しかし あまり納得できるものではありません ソリューションは一つであるとは限りませんが
Buradaki varlıklar artık 10 milyon TL etmiyorlar.Zmenším ukazovátko.
Buradaki varlıklar artık 10 milyon TL etmiyorlar.指数を小さくしましょう。 これらの価値は500万ドルです。
Bu sizi endişelendirmiyor mu? Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız etmiyorlar.Chúng khiến tôi khó chịu như là chứng ù tai của tôi, một thứ mà tôi không để tâm.
Bütün petrol rezervlerini veya bütün petrol üretimini kontrol etmiyorlar.Nie panują nad wszystkimi złożami ani całym przetwórstwem ropy,
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.3 systemy umysłowe - chuć, romantyczna miłość i przywiązanie nie zawsze idą w parze.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Aqueles três sistemas cerebrais: o desejo, o amor romântico e o apego, nem sempre andam juntos.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Diese drei Gehirnstrukturen: Lust, romantische Liebe und Bindung arbeiten nicht immer zusammen.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Ebben a három agyrendszerben: vágy, szerelem és kötődés -- ezek nem mindig járnak együtt.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.I de här tre hjärnsystemen: existerar inta alltid lust, romantisk kärlek och tillgivenhet -- tillsammans.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.In deze drie breinsystemen gaan lust, romantische liefde en gehechtheid -- niet altijd samen.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.이 세 뇌 시스템들은 - 정욕, 로맨틱 사랑과 애착 - 언제나 같이 작동하지 않습니다.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Les trois processus cérébraux : le désir, l'amour et l'attachement ne se combinent pas toujours parfaitement.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Questi tre sistemi cerebrali: il piacere fisico, l' innamoramento e l'attaccamento non vanno sempre daccordo.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Ti trije možganski sistemi: poželenje, romantična ljubezen in navezanost, ne gredo vedno skupaj.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Trong bộ ba hệ thống não bộ: cám dỗ, lãng mạn và sự gắn bó -- chúng không phải lúc nào cũng đi cùng nhau.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Tyto tři mozkové systémy: žádostivost, romantická láska a citové pouto nejsou spolu vždy provázány.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.V týchto troch systémoch mozgu: túžba, romantická láska a náklonnosť -- nie vždy spolu súvisia.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.Σ' αυτά τα τρία εγκεφαλικά συστήματα, επιθυμία για σεξ, ρομαντική αγάπη και προσκόλληση - δεν πάνε πάντα μαζί.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.В трите мозъчни системи - за секс, романтична любов, и привързаност - нещата не винаги вървят заедно.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.В цих трьох структурах мозку: пристрасть, романтичне кохання, прив"язаність - незавжди співпадають.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.В этих трёх формациях мозга: страсти, романтической любви, и привязанности — они не всегда совпадают.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.שלוש מערכות המוח האלו: תשוקה, אהבה רומנטית והיקשרות לא תמיד הולכות ביחד
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.في هذه الأنظمة الثلاث للمخ: الشهوة، الحب الرومانسي والتعلق -- لا تمضي سوياً دائماً.
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.働かないということです 同時に働くこともあります
Bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık - her zaman birlikte tezahür etmiyorlar.呢三個大腦系統:性慾,浪漫愛情同依戀 唔一定成日都可以一齊
Bu yüzden de ışık altında bir katı veya da bir sıvı gibi hareket etmiyorlar. .Gase sind nicht in der Weise tätig sind wie eine Flüssigkeit oder ein Feststoff.
Bu yüzden de ışık altında bir katı veya da bir sıvı gibi hareket etmiyorlar. .Takže se na světle nechovají stejně jako by se chovaly kapaliny nebo pevné látky.
Bu yüzden de ışık altında bir katı veya da bir sıvı gibi hareket etmiyorlar. .Więc nie zachowują się w świetle tak jak ciecz lub ciało stałe.
Bu yüzden de ışık altında bir katı veya da bir sıvı gibi hareket etmiyorlar. .または、固体と思います。 さらに、拡張かどうか私たちを保つことと固体--
C.A.: Ve sizi rahatsız etmiyorlar mı?C.A.: 방해되지 않는가요?
C.A.: Ve sizi rahatsız etmiyorlar mı?כ.א.: והן לא מפריעות לך?
C.A.: Ve sizi rahatsız etmiyorlar mı?و هم لا يضايقونك؟
C.A.: Ve sizi rahatsız etmiyorlar mı?どんなことが起きているのか分っておられるから
Çok da itiraz etmiyorlar, şimdilik.Bis jetzt scheint es sie nicht zu stören.