Fakat insanlar bunu anlamıyorlar çünkü cesaret edemedikleri için çoğu eşcinsel kendini açık etmiyor.Tetapi orang tidak mengerti itu karena sebagian orang bersembunyi karena mereka tidak berani terbuka.
Fakat insanlar bunu anlamıyorlar çünkü cesaret edemedikleri için çoğu eşcinsel kendini açık etmiyor.Но повечето хора не могат да разберат, защото повечето от нас се крият.
Fakat insanlar bunu anlamıyorlar çünkü cesaret edemedikleri için çoğu eşcinsel kendini açık etmiyor.ولكن يمكن أن الناس لا يفهمون لأن معظم مثليون جنسيا تبقى مخفية لأنهم يخافون من أن تفرض نفسها.
Fakat insanlar bunu anlamıyorlar çünkü cesaret edemedikleri için çoğu eşcinsel kendini açık etmiyor.サウジアラビアなどの影響で同性愛は罪悪視されています。
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Azért azt érdemes megemlíteni, hogy nem utáltam sem a testemet, sem a nemi szervemet.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Cependant, ça vaut la peine de dire que je ne haïssais pas mon corps ou ma génitalité.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Det är värt att nämnas, dock, att jag inte hatade min kropp eller mina könsdelar.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Det er dog værd at nævne at jeg ikke hadede min krop eller mine kønsorganer.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Es importante mencionar que no odiaba mi cuerpo o mis genitales.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Es ist dabei erwähnenswert, dass ich weder meinen Körper noch meine Genitalien hasste.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Het is belangrijk om te zeggen dat niet ik mijn lichaam of mijn genitaliën haatte.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.그렇지만 제가 제 몸이나 성기를 싫어하지 않았다는 점을 알아주셨으면 합니다.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Měla bych však zmínit, že jsem necítila nenávist ke svému tělu či genitáliím.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Merită totuși menționat că nu îmi uram corpul sau organele genitale.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Nhưng phải nói rằng tôi không ghét cơ thể hay bộ phận sinh dục của mình.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Potrebno je omeniti, da nisem sovražila svojega telesa ali spolnih organov.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Tapi perlu dicatat bahwa saya tidak membenci tubuh saya ataupun alat kelamin saya.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Vale a pena mencionar, contudo, que eu não odiava o meu corpo nem os meus genitais.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Vorrei precisare però che non odiavo il mio corpo, o i miei genitali.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Warto również wspomnieć, że wcale nie nienawidziłam swojego ciała czy genitaliów.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Αξίζει πάντως ν' αναφερθεί, πως δεν μισούσα το σώμα μου ή τα γεννητικά μου όργανα.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Важно е обаче да кажа, че не мразех тялото или гениталиите си.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Варто сказати, що я не ненавиділа своє тіло чи геніталії.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.Всё же, стоит отметить, что я не испытывала ненависти к своему телу и своим гениталиям.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.אבל ראוי לציין שלא שנאתי את הגוף שלי או את אברי המין שלי.
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.يجدر بالذكر أنني لم أكره جسدي أو أعضائي التناسلية
Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum.私は自分の体や性別を 嫌っていませんでした 間違った体だとは感じず 入念に演技をしている感覚でした
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Dar atunci -- OK, când TED a început, nu exista webul deci lucruri precum clickul nu aveau acelaşi înţeles.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Maar toen -- OK, toen TED begon, bestond er nog geen web, dus termen als klikken betekenden iets anders.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Mais quand TED a été crée il n'y avait pas de web, des mots comme "cliquer" n'avait pas le même sens.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Nhưng sau đó - OK, khi TED bắt đầu, không hề có mạng vậy nên những thứ như "click" không hề có nghĩa tương tự.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Wtedy: kiedy ruszył TED, nie było WWW, więc takie rzeczy jak kliknięcie nie miały tego znaczenia, co dziś.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Αλλα τότε -- όταν το TED ξεκίνησε, δεν υπήρχε διαδίκτυο οπότε λέξεις όπως το "κλικ" δεν είχαν το ίδιο νόημα.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Але потім — добре, коли стартував TED, вебу не було тому такі речі як клік означали не те, що зараз.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Когато TED се появи, нямаше мрежа и да "кликнеш" не означаваше същото, което означава днес.
Fakat yine de -- pekala, TED başladığında ağ yoktu Tıklamak gibi şeyler bir anlam ifade etmiyordu.Но потом, когда появился TED, сети не существовало, у таких понятий как щелкнуть были другие значения.
Fark etmiyor.Ni se entera.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Ciudat, nimeni nu dansează. Suntem doi tipi care facem asta...
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Dziwne, tylko my się wygłupiamy.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Étrange, personne ne danse -- il n'y a que 2 personnes.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.이상하군. 아무도 춤을 추지 않아. 우리 둘은 요러고 있는데 말이야.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Raro, nadie baila... somos dos tipos haciendo esto.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Strano, non balla nessuno -- solo noi due.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Vreemd, niemand die danst -- we zijn gewoon twee kerels die dit doen.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Странно, никто не танцует. Мы двое парней, делаем это. (Смех)
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.Странно, че никой не танцува, ние сме единствените двама, които правим това.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.מוזר, אף אחד לא רוקד---אנחנו שני גברים שעושים את זה.
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.غريب .. لم يرقص احدٌ من الجمهور ... نحن فحسب
Garip, kimse dans etmiyor -- biz iki erkek böyle yapıyoruz.だれにとっても気まずい状況だと思うよ
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Ei niciodată -- niciodată nu decodifică sau califică sau cuantifică, şi spun, "Eu cred în asta.
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Họ chẳng bao giờ thực sự hệ thống hóa, tiêu chuẩn hóa hay lượng hóa nó,
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,절대로 생각하지 않아요. 절대로 명문화하거나 자격을 주거나 계량화하지 않습니다.
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Nikdy si to skutočne neusporiadajú, neohodnotia alebo nespočítajú a nehovoria:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Nikdy to opravdově - nikdy si to opravdově neuspořádají, neohodnotí, nespočítají, a říkají:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Non si mettono mai a codificarlo, qualificarlo, quantificarlo, per dire:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Ze systematiseren het nooit echt -- ze kwalificeren of kwantificeren het nooit echt en zeggen:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,Вони ніколи серйозно не систематизують це, чи не визначають, чи не підраховують, і не кажуть:
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,הם לעולם לא באמת -- הם לעולם לא באמת מקודדים את זה או מכמתים את זה,
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,لم يقوموا بذلك قط-- لم يقوموا بتاتاً بفك شفرتها أو تقييمها أو تجويدها،
Gerçekten asla -- gerçekten asla onu kodifiye etmiyorlar ve nitelemiyorlar ve ölçülü hale getirmiyorlar,法制化したり その価値を質的 量的に 判断しようとはしません 「私の信じているものはこれだ こういう理由で こう信じる」とは言わないのです