Sizden nefret etmiyorum.No os odio.
Hangi dine mensup olduğunuz beni alakadar etmiyor.A qué religión pertenece usted no me interesa.
Neden bana yardım etmiyorsun?¿Por qué no me ayudas?
Bazı cümleler anlam ifade etmiyor. Yani, ne?Algunas frases no tienen sentido. ¿Y qué?
O neden artık beni ziyaret etmiyor?¿Por qué ya no me visita?
Eminim ki Tom senden nefret etmiyor.Estoy seguro de que Tom no te odia.
Ben kötü biri değilim. Sen iyi biri olmamı hak etmiyorsun sadece.No soy malo, es solo que no te mereces que sea bueno.
Yıllardır F1'i hiç takip etmiyorum.Hace años que no sigo la fórmula 1.
Umarım Tom ve ben seni rahatsız etmiyoruzdur.Espero que Tom y yo no te estemos molestando.
Bana sen diyebilirsiniz; Bu beni hiç rahatsız etmiyor.Me podéis tutear, no me molesta en absoluto.
Hatem dedi ki: "Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.''Dijo: "es un hasta luego, no es una despedida.
Köleler İsrailoğullarından değildi ve Yhvh'ye ibadet etmiyorlardı.Pero habían quedado de los hijos de Israel siete tribus a las cuales aún no habían repartido su posesión.
"Fikirlerini kontrol etmiyorlar, bundan hoşlanmıyorum.«No me gusta que no comprueban sus ideas.
Ben kurban talep etmiyorum, ve saflık dediğin suda olur, insanda değil.Yo no requiero sacrificios, y la pureza es para el agua potable, no para la gente.
Öte yandan mevcut haliyle standart mantık, semantik boyutu dikkate almaya müsaade etmiyordu.En tercer lugar, la lógica modal se desarrolló sin un análisis semántico.
Albümün video klip çekilen şarkıları ise "Gece Kadar Rahatsız Etmiyor" ve "Dayan" oldu.También se filmaron vídeos musicales para las canciones «Ain't Too Proud to Beg» y «Till The Next Goodbye».
Böyle bir şey için duâ etmiyordu.No estaba preparada para algo así.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Pero en honor a la verdad, hay que decir que el cargo era infundado.
Devrin padişahları da ona hürmette kusur etmiyorlardı.Los comisionados del rey no lograron hacerles deponer su actitud.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.Non voglio spendere troppi soldi in vestiti.
Yardım etmiyorsun.Non stai aiutando.
Bizimle bir video izlemesi için niçin Tom'u eve davet etmiyorsun?Perché non inviti Tom a casa a vedere un film insieme a noi?
Tom bu şekilde davranılmayı hak etmiyor.Tom non merita di essere trattato così.
Sizden nefret etmiyorum.Io non vi odio.
Senin arkadaşlığını hak etmiyorum.Non merito la tua amicizia.
Oraya yalnız gitmeyi tercih etmiyorum.Preferirei non andare lì da solo.
Artık okula devam etmiyorum.Io non sto più frequentando la scuola.
Ben kurban talep etmiyorum, ve saflık dediğin suda olur, insanda değil.Io non richiedo sacrifici, e la purezza è adatta all'acqua potabile, non alle persone.
Hayır, intihar etmiyorum.Insomma non si voleva uccidere.
Bunlara alışık olduğumuz için pek aldırış etmiyorduk.E questo non era il modo in cui eravamo abituati a fare le cose...
"Fikirlerini kontrol etmiyorlar, bundan hoşlanmıyorum.Non mi piace che non verificano le loro idee ...
İlgi görmeyi bekliyorduk ama bu kadar hızlı olacağını bile tahmin etmiyordum." dedi.Provammo a suonarlo e non ci sembrava che andasse molto bene».
Çünkü fizik okumayı tercih etmiyordu.Non va molto bene negli studi perché preferisce leggere piuttosto che studiare per i test.
Ancak bunu, gerçek bir kaset çalışması olarak kabul etmiyor.Come dire che non può trattarsi davvero di un'opera seriale.
Mantığın reddedilmesini kabul etmiyordu.Saggiamente, egli rifiutò di rispondere.
Matthew'dan pek haz etmiyor.Non sopporta Mateo.
Başkan hiç kimseyi kabul etmiyor.Президент никого не принимает.
Biz neden pizza sipariş etmiyoruz?Почему бы нам не заказать пиццу?
Neden pizza sipariş etmiyoruz?Почему бы нам не заказать пиццу?
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.Многие люди интересуются машинами, но для меня они ничего не значат.
O, bir anlam bile ifade etmiyor.Это даже смысла никакого не имеет.
Onlar senden nefret etmiyorlar.Они тебя не ненавидят.
Ben onlara eziyet etmiyorum.Я их не мучаю.
Bana ''Sen'' diye hitap etmenize müsaade etmiyorum.Я не разрешаю Вам обращаться ко мне на "ты".
Yoldaş Lenin politika hakkında konuşmayı tercih etmiyor.Товарищ Ленин предпочитает не говорить о политике.
Öğretmenler çocuklar arasındaki kavgaya müdahale etmiyorlar.Учителя не вмешиваются в школьные разборки между детьми.
Onlara ihanet etmiyorum.Я их не предаю.
Az kalsın dünyayı yok etmiyor muydun sen?Вы же ведь не плавали, чтобы добраться сюда?
Hayır, intihar etmiyorum.«Никакого самоубийства.
Hatem dedi ki: "Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.''Тот ответил: «Он не доверяет своим помощникам».
Ben takımın şampiyon olacağı konusunda iddia etmiyorum.Конечно же я не думал, что стану чемпионом.
Liberaller onun yönetimini kabul etmiyorlardı.Самара не забыла своего губернатора.
Matthew'dan pek haz etmiyor.Баттхед : Никак не связан с Баттхедом.
Hatem dedi ki: "Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.''قال: فما استغفر له ولا سبه.»
Varna limanındaki Bulgar topları, hiçbir atış yapmıyor ve yerini belli etmiyordu.لم تقم المدافع البلغارية بأي طلق نارى و لم توضح مكانها.
Hayır, intihar etmiyorum.لا يسمح الإسلام بالانتحار.
Calvin'in hassas sağlığı ve devlete olan faydalılığı Servet'e kişisel olarak karşı olduğunu belli etmiyordu.صحة كالفين وفائدته للدولة جعلتاه لم يظهر شخصياً ضد سيرفيت.
Doktor da "Hayır, etmiyorsun." yanıtını vermiştir.وحينما تسأله: لم أتيت؟ يجيبها: كي أراك.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.أمَّا الإجماع العام فهو مرفوض، لأنه لا يوفر أيضاً ضمانة شرعيَّة.
Bu adama tapıyorum ve o böyle sıkıştırılmış saçmalıkları hak etmiyor.كان إخوته يحبونه ويجدون فيه ملامح في السلوك غير معهودة في أمثاله.