etmişler ile cümle
etmişler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.그 7개 나라 모두, 핵에너지를 갖기도 전에 핵무기를 손에 넣었죠.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Alla skaffade vapnen innan de fick kärnkraft.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Dans tous les cas, ils ont eu les armes avant d'avoir l'électricité nucléaire.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Di setiap kasus, mereka punya senjata sebelum mereka punya energi nuklir.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.En todo caso, ellos tenían armas antes de tener energía nuclear.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.I hvert tilfælde fik de våbnene før de fik atomenergi.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.In alle gevallen hadden ze de wapens al voordat ze kernenergie hadden.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.În fiecare caz, au obţinut armele înainte să obţină energie nucleară.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.In jedem Fall hatten sie diese Waffen ehe sie Atomkraft bekommen haben.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.In ogni caso hanno avuto prima le armi che l'energia nucleare.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Mindegyik esetben már megvoltak a fegyvereik még mielőtt atomenergiájuk volt.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.V každém případě ziskaly zbraně před tím, než měli nukleární energii.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.W każdym przypadku, mieli broń zanim mieli energię jądrową.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Σε κάθε περίπτωση, απέκτησαν τα όπλα προτού αποκτήσουν την πυρηνική ενέργεια.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.Във всеки случай, са получили оръжията, преди да получат ядрената енергия.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.[Но] в каждом случае, оружие появилось до ядерной энергетики.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.בכל מקרה, הן החזיקו את הנשק לפני שהיתה להן אנרגייה גרעינית.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.في كل حالة، أمتلكوا الأسلحة قبل حصولهم على الطاقة النووية.
Her durumda da, silahları nükleer enerjiye sahip olmadan elde etmişler.核兵器を保有していた 北朝鮮とイスラエルの2カ国は
Hükümet kurmak için yemin etmişlerdi ama işler Fransa'da, özellikle de Paris'de, çirkinleşiyordu.그들은 헌법을 만들겠다는 서약을 했었습니다 그렇지만 다른 모든 면에서는 상황이 험악하게 돌아갔습니다 프랑스에서, 특히 파리에서요.
Hükümet kurmak için yemin etmişlerdi ama işler Fransa'da, özellikle de Paris'de, çirkinleşiyordu.Slíbili, že vytvoří ústavu. Avšak situace se ve Francii začala zvrhávat zvláště pak v Paříži.
Hükümet kurmak için yemin etmişlerdi ama işler Fransa'da, özellikle de Paris'de, çirkinleşiyordu.Но в други отношения нещата загрубяват доста във Франция, и особено в Париж.
Hükümet kurmak için yemin etmişlerdi ama işler Fransa'da, özellikle de Paris'de, çirkinleşiyordu.けど別の見方をすると、フランス、特にパリでの 混乱はすさまじいものに、なってきている。 革命の舞台は、もうパリとヴェルサイユに
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Amândoi erau singuri la părinți și nu au dorit să aibă copii.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Ambos eram filhos únicos, e preferiram não ter filhos.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Ambos eran hijos únicos que escogieron no tener hijos.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.De var båda ensambarn som valt att inte skaffa några egna barn.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Erano entrambi figli unici che avevano deciso di non avere figli.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Họ là con một và đều không muốn có con
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Ils étaient tous deux des enfants uniques qui avaient décidé de ne pas avoir d'enfant.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.그들은 둘 다 외동으로 밑으로 아이들도 없었습니다.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Mereka sama-saa anak tunggal yang memilih untuk tidak memiliki anak.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Mindketten egykék voltak, és maguknak sem volt gyermekük.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Oba byli jedináčci, kteří se rozhodli, že nebudou mít děti.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Obaja boli jedináčikovia, ktorí sa rozhodli, že nebudú mať deti.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Oboje byli jedynakami, którzy zdecydowali się nie mieć dzieci.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Sie waren beide Einzelkinder, die entschieden hatten, keine Kinder zu bekommen.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Ze waren beiden enige kinderen en kozen om kinderloos te blijven.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Ήταν και οι δύο μοναχοπαίδια που επέλεξαν να μην κάνουν παιδιά.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Вони були обидвоє всього лише дітьми, які вирішили не мати дітей.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Никой от тях нямаше братя и сестри. Бяха решили да нямат деца.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.Они оба были единственными детьми в семье и решили не заводить детей.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.הם היו בעצמם ילדים שבחרו לא להביא ילדים לעולם.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.كانا أطفال وحيدون اختارا عدم إنجاب أطفال.
İkisinin de çocuğu yoktu ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişlerdi.私はそのうち二人と親しくなって彼らの管財人 そして
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.재판 중에 5명의 소년들은 모두 잘 보였다고 했죠.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.A fiatalok tanúsították a tárgyaláson, hogy jól láttak.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alla tonåringar vittnade under rättegången om att de kunde se mycket tydligt.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alle Teenager hatten während der Verhandlung ausgesagt, sie hätten sehr gut sehen können.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alle tieners getuigden tijdens het proces dat ze heel goed konden zien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Każdy z nastolatków zeznał w procesie, że widzieli wszystko bardzo dobrze.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tất cả những đứa trẻ thiếu niên đã khai trong suốt phiên tòa rằng chúng có thể nhìn thấy rất rõ.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Todos los adolescentes declararon durante el juicio que podían ver muy bien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Todos os adolescentes testemunharam durante o julgamento que conseguiam ver muito bem.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Toți adolescenții au depus mărturie în timpul procesului că au putut vedea bine.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tous les adolescents ont témoigné pendant le procès qu'ils voyaient très bien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tutti i ragazzi durante il processo testimoniarono che riuscivano a vedere benissimo.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Všichni mladíci svědčící u soudu potvrdili, že vše viděli velmi dobře.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Όλοι οι έφηβοι κατέθεσαν κατά τη διάρκεια της δίκης ότι μπορούσαν να δουν πολύ καλά.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.На суде все подростки утверждали, что всё прекрасно разглядели.
İlgili Sayfalar