etmişler ile cümle

etmişler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.ובמשפט, הנערים העידו שהם ראו הכל היטב.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.كل المراهقين الذين شهدوا خلال المحاكمه كانوا يمكنهم الرؤيه بشكل جيد
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.少年たちも全員がよく見えたと裁判で証言をしています しかしこの事件が起こったのは
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.A azul temos os campos de refugiados que os voluntários viram do ar.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.A világoskék menekült tábor, amit ezek az önkéntesek vettek észre a műholdképeken.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Cu albastru sunt tabere de refugiaţi pe care voluntarii le-au localizat din imagini.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Det blå är flyktingläger som frivilliga har sett från luften.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.En azul los campos de refugiados que los voluntarios observaron desde el aire.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Het lichte blauw zijn vluchtelingen kampen die vrijwilligers hadden gezien van de [sateliet beelden].
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.In blu ci sono i campi dei rifugiati che questi volontari hanno visto dall'alto.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.파란색은 그 자원봉사자들이 공중에서 보고 발견해낸 피난민 수용소들입니다.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.La couleur bleue indique les camps de réfugiés que ces bénévoles avaient repérés depuis le ciel.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Màu xanh dương là trại tị nạn mà những người tình nguyện thấy được từ trên không.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Světle modré jsou uprchlické tábory zachycené dobrovolníky ze satelitních snímků.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.To niebieskie to obozy, które zauważyli ci ochotnicy.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Utečenecké tábory, ktoré dobrovoľníci rozoznali na záberoch, sú bledomodré.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Warna biru muda adalah kemah-kemah pengungsi yang telah dikenali dari gambar gambar satelit.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Το μπλε είναι στρατόπεδα προσφύγων που οι εθελοντές εντόπισαν από τον αέρα.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Голубим кольором позначені табори біженців. Ці табори добровольці розгледіли на карті.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Голубым цветом обозначены лагеря беженцев. Эти лагеря добровольцы разглядели на карте.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.Синьото са бежански лагери, които тези доброволци са видели от въздуха.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.אנו מתמקדים עכשיו בפורט או-פראנס. בכחול אלו מחנות הפליטים, שאותם מתנדבים זיהו מתצלומי האויר.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.بالأزرق هي مخيمات اللاجئين التي ألتقطها المتطوعون من الجو.
Maviler sığınma kampları, gönüllü kişiler havadan tespit etmişler.こうして難民キャンプの場所を示した
Mevcut paylardan birisini almamıştım, benim için yeni pay ihraç etmişlerdi.Musel pro mne vytvořit akcii, kterou jsem koupil. Neprodal mi akcii, která již existovala.
Mevcut paylardan birisini almamıştım, benim için yeni pay ihraç etmişlerdi.このようなパフォーマンスでは、
Onlar da artık dayanamayınca, onu rapor etmişler... ...ve buraya gelmiş.Als die es satt hatten, zeigten sie ihn an und er wurde hier eingeliefert.
Onlar da artık dayanamayınca, onu rapor etmişler... ...ve buraya gelmiş.Când acestea n-au mai suportat... ... l-au reclamat ºi a fost adus în acest spital.
Onlar da artık dayanamayınca, onu rapor etmişler... ...ve buraya gelmiş.Gdy już nie mogli tego wytrzymać... Donieśli na niego i został skierowany tutaj.
Onlar da artık dayanamayınca, onu rapor etmişler... ...ve buraya gelmiş.Il les agaça tellement qu'elles l'envoyèrent ici.
Onlar da artık dayanamayınca, onu rapor etmişler... ...ve buraya gelmiş.Οταν δεν μπορούσαν να το αντέξουν άλλο αυτό... Τον ανέφεραν και μετά τον έφεραν σε αυτό το νοσοκομείο.
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.Also, Ramone and J-Cub hätte sich riesig gestritten auf dem Abend vorher das J-Cub vergiftet war.
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.Beh, Ramone e J-Cub hanno litigato pesantemente Pensi che forse...fossero... amanti?
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.Et bien Ramone et J-Cub se sont battus la nuit avant que J-Cub soit empoisonné
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.Λοιπόν, ο Ραμόν και ο Τζέι-Καμπ είχαν καυγαδίσει έντονα την προηγούμενη νύχτα που δηλητηριάστικε ο Τζέι-Καμπ.
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.Между Рамоном и Джейкобом произошла ссора... как раз за ночь до того, как Джейкоба отравили.
Romano ve J-Cub J-Cub zehirlenmeden önceki gece büyük bir kavga etmişler.大げんかしたらしいじゃない もしかして あの二人は肉体関係
Sanki erkekler üst katta yaşayan korkunç dolandırıcı yaratıklarmış da cam tavanı onlar inşa etmişler.왜냐하면 남성들이 유리 천장을 만들어 놓고 그 위에 있는 사악한 사기꾼들로 보기 때문입니다.
Sanki erkekler üst katta yaşayan korkunç dolandırıcı yaratıklarmış da cam tavanı onlar inşa etmişler.Потому что мужчины представляются бесчестными обманщиками, которые устанавливают этот "стеклянный потолок".
Sanki erkekler üst katta yaşayan korkunç dolandırıcı yaratıklarmış da cam tavanı onlar inşa etmişler.כי הגברים הם אותם נוכלים ערמומיים, שם למעלה, שהניחו את תקרת הזכוכית הזו.
Sanki erkekler üst katta yaşayan korkunç dolandırıcı yaratıklarmış da cam tavanı onlar inşa etmişler.敵対的なものになってしまったのです そして我々女性はいつもガラスの下階に追いやられます
Savaşın her iki tarafını da finans etmişler.De financerede begge sider af krigen.
Savaşın her iki tarafını da finans etmişler.Finansowali obie strony wojny.
Savaşın her iki tarafını da finans etmişler.Sie haben beide Seiten des Krieges finanziert.
Savaşın her iki tarafını da finans etmişler.Αυτές χρηματοδοτησαν και τις δύο πλευρές του πολέμου.
Savaşın her iki tarafını da finans etmişler.Те финансирали и двета страни на войната.
Sultanları orada ikamet etmişlerdi.살았던 곳이죠.
Sultanları orada ikamet etmişlerdi.Residenz der osmanischen Sultane war.
Sultanları orada ikamet etmişlerdi.במשך למעלה מ-400 שנה.
Sultanları orada ikamet etmişlerdi.لأكثر من 400 عام.
Sultanları orada ikamet etmişlerdi.部屋があり その外に
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Diese Blüte ist übersät mit Raubwanzen, den Guten, nachdem sie die bösen Thrips vertilgt haben.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.E vedete questo fiore, ricoperto di predatori buoni, dopo che hanno fatto piazza pulita dei tripidi.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.E, vejam, esta flor está inundada de insetos predadores, os bons, depois de eliminarem os maus, os tripses.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Hãy nhìn bông hoa này nó có đầy những con côn trùng bắt mồi có ích, sau khi đã tiêu diệt hết bọ trĩ.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Kijk, deze bloem zit vol met roofwantsen, de goede, na het verdelgen van de slechte, de trips.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.여기 꽃을 보시면 노린재들이 모여있는 것을 보실 수 있습니다. 나쁜 총체벌레를 싹쓸이 한 다음에 말이죠.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Lihatlah, bunga ini dibanjiri dengan kutu predator yang baik setelah melenyapkan hama yang jahat, kutu trip.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Og se, denne blomst er fyldt med rovdyrs småkryb, med de gode efter at have tilintetgjort de onde, thriperne.
Ve bakın, bu çiçek yararlı böceklerle dolu, iyi olanlarla, tripsleri, yani kötü olanları yok etmişler.Podívejte, tento květ je plný dravého hmyzu, toho dobrého, poté co odstranil ten zlý, třásněnky.
İlgili Sayfalar