Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.Como queráis, mientras no hagáis nada fuera de lugar.
Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.Det spelar ingen roll så länge ni inte gör nåt dumt.
Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.Não me faz diferença, desde que não façam nada que não devam.
Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.To mi nie robi różnicy, o ile nie zrobicie czegoś niewłaściwego.
Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.Δεν έχω πρόβλημα, αρκεί να μην κάνετε τίποτα απρόκλητο.
Benim için fark etmez. İstenmeyen bir şey yapmadığınız sürece.Мне абсолютно всё равно, если вы не будете совершать ничего неуместного.
Benim için fark etmez.Oque você pensa sobre o casamento gay?
Benim için fark etmez.Per me non c'è problema.
Benim için fark etmez.¿Qué piensas sobre el matrimonio homosexual?
Benim için fark etmez.-Sama se minulle on.
Benim için fark etmez.(uomo fuori campo) Cosa ne pensi dei matrimoni gay?
Benim için fark etmez.どうでもいい
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Daca nu m-as fi prostit atunci, nu ai fi plecat de acolo.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Hätte ich nicht damals gescherzt, <br />würdest du nicht den Wartebereich verlassen haben.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Jeśli nie żartowałbym dookoła, nie opuściłabyś poczekalni.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Kalau aku tidak membuat lelucon, kau tidak harus mengosongkan ruang tunggu.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Se non avessi scherzato allora, non avresti lasciato libera la sala di attesa.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Si je n'avais pas fait l'andouille à ce moment là, tu ne serais pas sortie de la loge.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Αν δεν είχα αστειευτεί εκείνη την μέρα, δεν θα είχες φύγει από την αίθουσα αναμονής.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Если бы я не шутил тогда, ты бы не освободила помещение
Beş para etmez bir duygu.Che emozione inutile.
Beş para etmez bir duygu.Det er en værdiløs følelse.
Beş para etmez bir duygu.Es una emoción inútil.
Beş para etmez bir duygu.Jest bezwartościowa.
Beş para etmez bir duygu.Que emoção inútil.
Beş para etmez bir duygu.Vilken värdelös känsla.
Beş para etmez bir duygu.Какая бесполезная эмоция.
Beş para etmez karakteri vardır.Are o personalitate groaznica, nu-i asa?
Beş para etmez karakteri vardır.Elég ellenszenves a természete, igaz?
Beş para etmez karakteri vardır.Ha un carattere terribile, vero?
Beş para etmez karakteri vardır.Il a une personnalité exécrable, n'est-ce pas ?
Beş para etmez karakteri vardır.Keperibadiannya tidak baik, Oh!
Beş para etmez karakteri vardır.Má se sebou trochu problémy. Ach!
Beş para etmez karakteri vardır.Su personalidad apesta, ¿no es así?
Beş para etmez karakteri vardır.Tính khí của cậu ta rất khó chịu phải không?
Beş para etmez karakteri vardır.Настроението му е умопомрачаващо.
Beş para etmez karakteri vardır.У него дурной характер.
Beş para etmez karakteri vardır.لديه شخصية تشبه شخصية المتسولين
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Anda tahu kalau penonton Wina biasanya tidak berinteraksi dengan musik yang digelar.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.En général, le public viennois n'interfère pas avec la musique.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Het Weense publiek bemoeit zich normaal gesproken niet met de muziek moet u weten.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.비엔나의 관객들은 보통 음악을 방해하지 않습니다.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Ni förstår, wienare brukar inte störa i musiken.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Sapete, il pubblico viennese di solito non interferisce con la musica.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Stiți, publicul vienez de obicei nu interferează cu muzica.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Tudják, a bécsi közönség ritkán avatkozik bele a zenébe.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Vídeňské publikum se takhle do muziky většinou neplete.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Wiecie, wiedeńska publiczność zwykle nie wtrąca się do muzyki.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Wissen Sie, das Wiener Publikum mischt sich normalerweise nicht in die Musik ein.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Ya saben, el público vienés normalmente no interfiere con la música.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Ξέρετε, το βιεννέζικο κοινό συνήθως δεν παρεμβαίνει στη μουσική.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Вы знаете, венская публика обычно в музыку не вмешивается.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Знаете ли, виенските публики обикновено не се намесват в музиката.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.אתם יודעים שהקהל הוינאי בדרך כלל לא מתערב במוזיקה.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.مع العلم بأن جمهور "فيينا" لا يقاطعون الموسيقى
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.ウィーンでは 酒宴のベリーダンスに一番近いのが
Bilseydim hiç bencillik etmezdim.Dała ci wszystko, co mogła.
Bilseydim hiç bencillik etmezdim.Si lo hubiera sabido me hubiera sentido mejor
Bir çocuğa dua etmezse, inanmazsa cehennemde yanacağını söylemek kadar saçma bir şey olabilir mi?Доказателство: войни, рецесия, глад, нищета, болести. Трябва да зададете тези въпроси.
Bir Homunculus asla o iyi adama ihanet etmez!En homunculus skulle inte vända sig mot den snälle mannen.