Camus, pes etmez.Vargas ei kuitenkaan luovuttanut.
Fakat Sif onun teklifini kabul etmez.Sipoo ei hyväksynyt esitystä.
Tom neredeyse herhangi bir şey hakkında şikâyet etmez.Tom tuskin koskaan valittaa mistään.
Koltuk altımı tıraş etmezdim ve makyaj yapan normal kızlar gibi giyinmezdim.Δεν ξύριζα τις μασχάλες μου και δεν φορούσα make-up όπως έκαναν τα υπόλοιπα κορίτσια.
Rick, onların bu isteğini kabul etmez.Ο Λάρι δεν τα ενέκρινε όλα αυτά.
Mahcup etmez diye umuyorum. "Είμαι σίγουρη και δεν ντρέπομαι γι αυτό".
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Οι ασθενείς δεν εμφανίζουν πάντα όλα τα συμπτώματα.
Bizim için hangisinin seçildiği fark etmezdi.Ποτέ δεν αποφασίστηκε ποια ήταν η κύρια.
Harry uyanır fakat belli etmez.Ωστόσο, ο Φιλ ξυπνάει και τίποτα δεν έχει αλλάξει.
Fazla hareket etmezler; hızlı koşar; nadiren uçarlar.Μπορούν να τρέχουν γρήγορα, αλλά δεν πετούν εύκολα.
Fakat Mary bunu kabul etmez.Όμως η ίδια η Μαρία δεν ήθελε.
Yerçekimi ve atalet etkileri arasındaki eşdeğerlik tam bir teori teşkil etmez.Η ισοδυναμία μεταξύ βαρυτικών και αδρανειακών φαινομένων δεν αποτελεί μια πλήρη θεωρία της βαρύτητας.
Orada Bella Edward'ın kendisini vampir yapması için baskı yapar, fakat Edward bunu kabul etmez.Η Μπέλα εκφράζει την επιθυμία της να γίνει βαμπίρ, αλλά ο Έντουαρντ αρνείται να την "αλλάξει".
Her zaman bir akvaryumdadır ve boynundan düdüğünü eksik etmez.Είναι πτητικό και δεν γίνεται μέρος του υμένα του χρώματος.
Bu sefer Sargeras yenilgi kabul etmezdi.Ο Ρατσιράκα δεν παραδέχθηκε την ήττα του.
İki durumda da genellikle çeviri diğer dilde bir anlam ifade etmez.Τα ονόματα στις διάφορες γλώσσες δεν είναι συνήθως μεταφράσεις.
Bu kuşlar göç etmez.Αυτά τα ζώα φυσικά δεν μπορούν να πετάξουν.
Tekrar açılması bir şey ifade etmez.Der er ingen planer om at genåbne den.
Ajan Peter'i fark etmez.Ikke at forveksle med Peter Als.
'Cehennem' kelimesi Çincede kötü bir anlam ifade etmez.Ordet "rus" har intet at gøre med alkohol.
Fakat Radames bunu kabul etmez.Astrid vil ikke gå med til det.
Bazı durumlarda, SQC güçlü ve gerkli bir kalite teminatı olabilir ; ancak yüksek performansı garanti etmez.GEPJ hjælper et stykke ad vejen, men er ikke tilstrækkeligt.
Fakat diğer ustalar bunu beğenmeyip teklifi kabul etmezler.Hvad, tror du at farvet mennesker ikke vil kunne lide den?
Tanrılardan korkmamak gerek çünkü tanrılar evrene müdahale etmez.Guderne griber ikke ind i menneskets liv, så der er ingen grund til at frygte dem.
Zira ezeli ve ebedi vacibü'l vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez.Som gud kan og skal han ikke lede, for det frie menneske skal styre seg selv.
Göç etmezler.Ikke noe svømming.
Bu kuşlar göç etmez.Noen fugler trekker ikke.
Mende'ye ismiyle hitap etmez; çünkü o bir "abda"dır ve bir isme ihtiyacı yoktur.Den er intet mål i seg selv og har ingen «egen eksistens» (svabhāva).
Çok azimlidir ve asla pes etmez.En av hans beste egenskaper er at han aldri gir opp.
Ancak onlar bunu kabul etmezler.Men de ga seg ikke med dette.
Henry İngiltere'ye dönmek için acele etmez.Henrik følte ikke at det var nødvendig å reise i all hast til England.
Yaylı Tuzak ona etki etmez.Grafikkytelse er ikke påvirket.
Örneğin, bu şehirleşmiş bölge, kontluk içinde bulunan Coventry Şehri'ni ihtiva etmez.Dette er foreløpig den eneste av Disney-parkene rundt om i verden som Disney-selskapet ikke eier selv.
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.Mongulene forsøkte forgjeves å gjenerobre byen.
Ona kılıç, ok, zehir etki etmez.Først med spader, så for hånd, for ikke å skade kroppene.
Asla pes etmez ve duvarı kazmaya başlar.Etter en stund stopper de og han begynner å grave en grav.
Julie Yamamoto : Julie ve Ben birbirine aşıktır; ama ikisi de belli etmez.I stedet møtes Romeo og Julie, og de forelsker seg i hverandre.
Tiyatro sporu gösterisi asla tekrar etmez.Spillet blir da aldri en gjentagelse.
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."Sesungguhnya setan tidak dapat menjelma menyerupaiku."
Antagonistler reseptöre bağlanır ama onu aktive etmez.Antagonis, mengikat reseptor tetapi tidak mengaktifkannya.
Keiichi'yi sever ama belli etmez.Ia pernah mencintai Keiichi, walaupun hal tersebut tidak dibenarkan.
İki durumda da herhangi bir madde, enerji ya da bilgi ışıktan hızlı hareket etmez.Dalam hal yang manapun tidak ada materi, energi, atau informasi yang bergerak lebih cepat dari cahaya.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Dibutuhkan sebuah kesabaran, dan tak pernah menyerah.
Atmosferin ana bileşenleri olan N2, O2 ve Ar gazları termal kızılötesinde enerjiyi yaymaz ve absorbe etmez.Komposisi utama atmosfer, N2 dan O2, tidak menyerap dan meradiasikan inframerah panas.
"Hiçbir Yahudi, İsa'nın Mesih olduğunu kabul etmez."Tidak ada orang Yahudi yang menerima Yesus sebagai Mesias.
Mahcup etmez diye umuyorum. "Kupikir itu memalukan. "
Bir sinyal transdüksiyon reseptörüne bağlanan her ligand onu aktive etmez.Tidak setiap ligan yang berikatan dengan reseptor juga mengaktifkan reseptor itu.
Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.Meskipun demikian, pendukung-pendukungnya tidak banyak.
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.Segera setelah itu Mongol menarik diri.
Deneysel bölüm sonucu sınav sonucuna etki etmez.Suara dua expert seterusnya tidak mempengaruhi hasil akhir.
Fakat Endimione Diana'dan vazgeçmneyi kabul etmez.Moerdani tampaknya tidak menyerah.
Çünkü onlar erkekleri tahrik etmezler.Bukan karena dipaksa para orang tua.
Ama babası bunu kabul etmez.Baba tentu tak mengizinkan.
İsmaele bu teklifi kabul etmez.Ieyasu menerima proposal ini.
Ajan Peter'i fark etmez.William tidak membeda-bedakan karyawannya.
Göç etmezler ancak yöresel olarak yer değiştirebilirler.Manusia tidak lagi berpindah tempat tetapi menetap di satu tempat.
IŞİD bunları kabul etmez” dedi.Tidak ada menyangkal hal itu."
İzlanda anayasası, İzlandaca'dan resmî dil olarak söz etmez.Bahasa ini belum memiliki status resmi di Islandia.
Bathypelagic bölgede okyanusun %90’ını kapsar ve bu bölgeye hiçbir ışık nüfuz etmez.90% không gian của đại dương nằm trong khu vực bathypelagic (aphotic), nơi mà không có ánh sáng xuyên qua.
Ancak birçok yetiştirici, tüccar ve tüketici bu tarz laboratuvar sonuçlarını kabul etmez.Tuy nhiên, nhiều người trồng, người bán và người mua từ chối kết quả từ phòng thí nghiệm.