Ana içeriğe geç
Sözlük

etmeyin ile cümle

etmeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hiç merak etmeyin. En adil şekilde ağırlanacaksınız.Ще бъдат третирани справедливо.
Hiç merak etmeyin. En adil şekilde ağırlanacaksınız.אל דאגה, אתם .תזכו ליחס הוגן
Hiç merak etmeyin. En adil şekilde ağırlanacaksınız.لا تقلقا ... ستتم معاملتكما بعدل
Hiç merak etmeyin.Ne aggódjatok.
Hiç merak etmeyin.Не се притеснявай.
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Älä murisija", sanoi Alice, "se ole kaikki oikea tapa ilmaista itseäsi. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Copak grunt," řekla Alenka, "to není v všechno je správný způsob, jak vyjádřit sám sebe. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Du må ikke grynt," sagde Alice, "det er slet ikke alle en ordentlig måde at udtrykke sig selv. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. 'Đừng grunt ", Alice; đó không phải là tại tất cả một cách thích hợp thể hiện chính mình. '
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Grunze nicht," sagte Alice, "das ist nicht bei allem eine richtige Art und Weise, sich auszudrücken. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Inte grymta", sa Alice, "det är inte på alla ett korrekt sätt att uttrycka dig. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Jangan mendengus," kata Alice, "yang tidak pada semua cara yang tepat untuk mengekspresikan diri Anda. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. ''Não grunt ", disse Alice;" que não é de todas as forma adequada de se expressar. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Ne grogne pas, dit Alice;" ce n'est pas au tout une bonne façon de vous exprimer. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. ''Ne grunt, "je dejal Alice," to ni v vse ustrezen način za izražanje sebe. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Nepoužívajte grunt," povedala Alica, "to nie je v všetko je správny spôsob, ako vyjadriť sám seba. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Ne röfög mondta Aliz;" ez nem a minden megfelelő módon kifejezni magát. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Nie grunt," powiedziała Alice, "że nie jest w wszystkie właściwym sposobem wyrażania siebie. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. ''Niet grunt,' zei Alice, 'dat is helemaal niet allemaal een juiste manier van jezelf uitdrukken. '
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"No gruñido", dijo Alicia, "eso no es en todos de una manera apropiada de expresarse. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. ''Non grugnito,' disse Alice, 'non è a tutto un modo corretto di esprimere te stesso. '
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Nu plânge", a spus Alice, "asta nu e la toate o modalitate buna de a te exprima. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil Kendinizi ifade etmenin uygun bir yolu. '"Не грухтене," каза Алис, - това не е най- подходящ начин да изразиш себе си. "
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil해제)이 시간에 재채기. '꿀꿀 거리는 소리하지 마,'앨리스는 말했다, '그것 예전에 아니에요
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil"Μην γρύλισμα", είπε η Alice?
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil"Не хрюкати, 'сказала Аліса," це не в
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil"Не хрюкать, 'сказала Алиса," это не в
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değilאת התעטשות בזמן הזה). "לא אנקה," אמרה אליס: "זה לא
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değilقبالة العطاس قبل هذا الوقت). "لا النخير ،' قال اليس ، "هذا ليس في
'Homurtu etmeyin, "dedi Alice' o değil自分を表現するすべての正しい方法。'
İki iş birden yapıyorsunuz. Bu yüzden Hae Yeong Müzesini ihmal etmeyin lütfen.De soha ne felejtsen el minket vagy a Haeyoung Múzeumot.
İki iş birden yapıyorsunuz. Bu yüzden Hae Yeong Müzesini ihmal etmeyin lütfen.Mais vous ne devez jamais nous oublier, ni le musée Haeyoung.
İlk hipoteziniz hakkında endişe etmeyin.처음에 세운 가설에 대해 불안해 하지만 말고
İlk hipoteziniz hakkında endişe etmeyin.ولا تفزع من فرضيتك الأولى،
İlk hipoteziniz hakkında endişe etmeyin.顧客発見ステップの目標は仮説と検証を重ねて
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Älkää saarnatko", saarnaavat he, "sellaisista ei pidä saarnata; eikö väisty pois häpäiseminen?"
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng nó sẽ không nói tiên tri cùng các người nầy: sự sỉ nhục sẽ chẳng cất khỏi.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng_nó sẽ không nói tiên_tri cùng các người nầy : sự sỉ_nhục sẽ chẳng cất khỏi .
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››그들이 말하기를 너희는 예언하지 말라 이것은 예언할 것이 아니어늘 욕하는 말을 그치지 아니한다 하는도다
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Não profetizeis; assim profetizam eles, - não se deve profetizar tais coisas; não nos alcançará o opróbrio.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››„Ne oznanjajte!“ oznanjajo lažiproroki. Ako se ne oznanja onim, ne mine sramota.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Ne prophétisez pas! disent-ils. Qu`on ne prophétise pas de telles choses! Les invectives n`ont point de fin! -
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte. Budou prorokovati, ale nebudou těmto prorokovati, a neponesou pohanění.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte! prorokujú. Keď nebudú týmto prorokovať, neuhnú pohanenia.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"¡No prediquéis!", predican ellos. "¡No prediquéis sobre tales cosas, pues la afrenta no nos alcanzará!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Præk ikke!" så præker de, "man præker ikke om sligt; får hans Smæden ej Ende?" Hvad siger du, Jakobs Hus?
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Predigt nicht! predigen sie, denn solche Predigt trifft uns nicht; wir werden nicht so zu Schanden werden.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››prófétáljatok! prófétálnak õk. [Ha ]nem prófétálnak ezeknek, nem múlik el a gyalázat!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Μη προφητευετε, οι προφητευοντες δεν θελουσι προφητευσει εις αυτους η αισχυνη αυτων δεν θελει απομακρυνθη.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Не пророчествуйте, пророки; не пророчествуйте им, чтобы не постигло вас бесчестие.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››אל תטפו יטיפון לא יטפו לאלה לא יסג כלמות׃
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››يتنبأون قائلين لا تتنبأوا. لا يتنبأون عن هذه الأمور لا يزول العار
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作 假 先 知 〕 說 、 你 們 不 可 說 豫 言 、 不 可 向 這 些 人 說 豫 言 、 不 住 地 羞 辱 我 們
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作假 先知 〕 說 、 你 們不可說豫 言 、 不 可 向 這些 人 說豫 言 、 不 住地 羞辱 我 們
İsa yaşıyor. Merak etmeyin.Ježíš přežije, nemějte strach.
İsa yaşıyor. Merak etmeyin.Иисус выживет, не волнуйтесь.
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Bármit megteszünk, hogy kiengeszteljük Önöket, csak hagyják abba a nyilvános tiltakozást."
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Haremos cualquier cosa para calmarlos. por favor, sólo paren de protestar en público"
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Nous ferons n'importe quoi pour vous apaiser, mais s'il vous plait arrêtez juste de protester dans la rue."
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Vse bomo naredili, da vas pomirimo, samo, prosim, prenehajte protestirati v javnosti."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod