"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.We willen alles voor jullie doen... maar protesteer niet meer in het openbaar.
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Zrobimy wszystko, by was udobruchać tylko przestańcie protestować publicznie".
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Θα κάνουμε τα πάντα για να σας κατευνάσουμε. απλά σταματήστε να διαμαρτύρεστε δημόσια παρακαλώ."
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.Казано по същество, "Ще направим всичко, за да ви умиротворим, просто, моля, спрете да протестирате публично."
"İstediğiniz her şeyi yapacağız. Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.Как бы говоря: " Мы сделаем все возможное, только перестаньте митинговать."
- İster kabul edin ister etmeyin.- Bez ohľadu na to, či to prijmete.
- İster kabul edin ister etmeyin.- Bez ohledu na to, zda to přijmete.
- İster kabul edin ister etmeyin.Che lei accetti o no.
- İster kabul edin ister etmeyin.Of je het nu aanvaard of niet.
- İster kabul edin ister etmeyin.To Moma. Co u ciebie?
- İster kabul edin ister etmeyin.Независимо дали ще приемете или не.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Ça ira, restez assis -- le jeu que ces gens jouent.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Het gaat nog steeds goed, blijf rustig zitten -- spel dat deze mensen spelen.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Îmi revin, stați jos -- pe care îl joacă acești oameni.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Jag mår bra, sitt kvar -- spelet dessa personer spelar.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Jeg klarer den nok - bliv bare siddende - spil, som disse mennesker spiller.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.저 이제 괜찮아질 겁니다. 그냥 앉아계세요. -- 그런 게임을 심령술사들은 하고 있는 겁니다.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Mir geht es gut, bleiben sie sitzen -- Spiel das diese Leute spielen.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Nem lesz semmi bajom, maradjanak nyugodtan ülve - játék, amelyet ezek az emberek játszanak.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Nie bójcie się, nic mi nie będzie. Okrutne gierki tych ludzi.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.-- olen ok, älkää hätääntykö -- peli, jota nämä ihmiset pelaavat.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Аз ще се върна, останете по местата си - игра, която тези хора играят.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Я в порядке, оставайтесь на своих местах - игра, в которую эти люди играют.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.אני אהיה בסדר, הישארו במקומותיכם - זה המשחק שהאנשים הללו משחקים.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.سأكون على ما يرام، حافظوا على مقاعدكم -- اللعبة التي يلعبها هؤلاء الناس.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.全く破廉恥なゲームなのです そして 疑うことをしない無知な人達を利用しているんです
Kabul edin veya etmeyin, benim için mühim değildir.Si lo aceptan o no, no me concierne.
(Kahkahalar) Bunların hepsini okumaya zahmet etmeyin hiç, zaten ben de okumayacağım.Vocês não têm de dar-se ao trabalho de lê-las e não vou lê-las para vocês.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Also ließ er seine Brüder von sich, und sie zogen hin; und er sprach zu ihnen: Zanket nicht auf dem Wege!
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Apoi a dat drumul fraţilor săi, cari au plecat; şi le -a zis: ,,Să nu vă certaţi pe drum.``
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.A poslal svojich bratov a išli. A riekol im: Nevaďte sa na ceste!
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.A propouštěje bratří své, aby odešli, řekl jim: Nevaďtež se na cestě.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Assim despediu seus irmãos e, ao partirem eles, disse-lhes: Não contendais pelo caminho.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Cuando despidió a sus hermanos, y ellos se iban, José les dijo: --No riñáis en el camino
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Därefter lät han sina bröder fara, och de begåvo sig åstad; och han sade till dem: »Kiven icke på vägen.»
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.És elbocsátá az õ testvéreit, és elmenének, és monda nékik: Ne háborogjatok az úton.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.In odpusti brate svoje, in ko so odhajali, jim veli: Ne prepirajte se po poti!
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Kemudian ia memberangkatkan saudara-saudaranya, sambil berkata kepada mereka, "Jangan bertengkar di jalan.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.이에 형들을 돌려 보내며 그들에게 이르되 당신들은 노중에서 다투지 말라 하였더라
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Poi congedò i fratelli e, mentre partivano, disse loro: «Non litigate durante il viaggio!»
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Puis il congédia ses frères, qui partirent; et il leur dit: Ne vous querellez pas en chemin.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Puścił tedy bracią swą, i odjechali, a mówił do nich: Nie wadźcie się na drodze.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Så lot han sine brødre fare, og de reiste; og han sa til dem: Trett ikke med hverandre på veien!
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Så tog han Afsked med sine Brødre, og da de drog bort, sagde han til dem: "Kives ikke på Vejen!"
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Sitten hän päästi veljensä menemään ja sanoi heille: "Älkää riidelkö matkalla".
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Vậy , Giô-sép đưa anh_em mình lên_đường . Lại dặn họ rằng : Xin anh_em đừng cải lẫy nhau dọc đường .
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Vậy, Giô-sép đưa anh em mình lên đường. Lại dặn họ rằng: Xin anh em đừng cải lẫy nhau dọc đường.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Και εξαπεστειλε τους αδελφους αυτου και ανεχωρησαν και ειπε προς αυτους, Μη συγχυζεσθε καθ' οδον.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.И отпустил братьев своих, и они пошли. И сказал им: не ссорьтесь на дороге.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.Така изпрати братята си та си отидоха; и поръча им: Да не се карате по пътя.
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.וישלח את אחיו וילכו ויאמר אלהם אל תרגזו בדרך׃
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.ثم صرف اخوته فانطلقوا وقال لهم لا تتغاضبوا في الطريق
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.於 是 約 瑟 打 發 他 弟 兄 們 回 去 、 又 對 他 們 說 、 你 們 不 要 在 路 上 相 爭
Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.於是 約瑟 打發 他 弟兄 們 回去 、 又 對 他 們說 、 你 們 不 要 在 路上 相爭
Kardeşlerinize ateş etmeyin.Nestřílejte proti svým bratrům.
Kardeşlerinize ateş etmeyin.Obrnite puške.
Kardeşlerinize ateş etmeyin.Odwróćcie swoją broń.
Kardeşlerinize ateş etmeyin.Μην πυροβολείτε ενάντια στα αδέρφια σας..
Kardeşlerinize ateş etmeyin.Не откривайте огън по братята си.
Katılmak etmeyin.Älä liittyä siihen.