Bizi asın, bu çocuklara yazık etmeyin."ただし指導者である坊主は許すな(=殺せ)と命じている。
Okçularına, “Haber verilmeden yerinizi terk etmeyiniz.” emrini verdi.だが私が指示するまでは送信するな」と指示して出ていった。
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.乃ち其の悪(さがな)きを知(しろ)しめせけれども、赦(ゆる)して罪せず。
Zorbalara itaat etmeyin.因果律に従うこともない。
Ne keşişlerden ne de halktan ödüller kabul etmeyin." demiştir.勿設饗祀,無求繼嗣。
Elimden zeytin dalının düşmesine müsaade etmeyin" dedi.蔽芾甘棠,勿剪勿拜!召伯所说(shuì)。
Kendinize zorbalık etmeyin.切勿自高自大。
Peygamber: “Hayır öyle söylemeyin, bu adamın aleyhinde söylenip de şeytana yardım etmeyin” buyurdu.為之奈何?」 太公曰:「諸有陰事大慮,當用書,不用符。
"Siz hepiniz, eğer bu sizin çantanızsa devam edin ama beni dahil etmeyin."”“家里的事,我顶着,你就别管了。
Peygamber: “Hayır öyle söylemeyin, bu adamın aleyhinde söylenip de şeytana yardım etmeyin” buyurdu.하였는데, 이에 대해 이용선에게 전교하기를, “대죄하지 말라고 회유하라.”하였다.
Zorbalara itaat etmeyin.겸임상임위라 무시말라.
Bizi asın, bu çocuklara yazık etmeyin."그러나 작은 행운은 있을 것이니 여기서 꾸물댈 것이 아니라 서울로 올라 가보아라.”
Gazetecilik List'i yeterince tatmin etmeyince 1844 yılında uzun bir gezi ve eğitim turuna başladı.그러나 그는 편집인의 일이 공부해야 할 시간을 너무 많이 뺏는다는 이유로 1894년 그 자리에서 물러났다.
Alacaksanız indireyim, yoksa beni boş yere meşgul etmeyin" diye sesleniyordu.אֲנִי מַשְׁבִּיעַ אוֹתְךָ בֵּאלֹהִים, אַל תְּעַנֶּה אוֹתִי!"
Zihninizi arayışla rahatsız etmeyin.И не използвай ума си, за да призоваваш Буда.
Kavga etmeyin.Не се карайте!
Hiç Merak etmeyin. demiştir.Ta’ Bjež, nepitaj.
Nutukta slogan olarak "Af etmeyin!Neobávaj sa moc byť „sfragovaný“.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Nebandykite kuo nors pasinaudoti seksualiai, nebent matote aiškų signalą.
Böyle bir şey için endişe etmeyin.Nesirūpinkite dėl tokio dalyko.
Evime gelmek için zahmet etmeyin.Nepasivarginkite ateiti į mano namus.
Acele etmeyin. "Artık ben de zengin bir iş adamıyım."Ne érezze kényelmetlenül magát.
Acele etmeyin. "Artık ben de zengin bir iş adamıyım."Ne vous en faites pas.
Acele etmeyin. "Artık ben de zengin bir iş adamıyım." "Park Hae Young'un gerçek rengi ortaya çıktı."Παρακαλώ να νιώσετε άνετα με ότι και να γράψετε.
Acele etmeyin. "Artık ben de zengin bir iş adamıyım." "Park Hae Young'un gerçek rengi ortaya çıktı."من فضلك اكتب ما تراه مناسبا
Acele etmeyin.Ne tegyék ezt.
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.De nem kellene elsietnie...
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.Κοιτάξτε τριγύρω με το πάσο σας.
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.ربما عليك اخد وقتك والاختيار
Acele etmeyin.Μην είστε έτσι...
Acele etmeyin.لا تكونوا هكذا
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.Älä soita hätänumeroon, jos kyseessä ei ole hätätilanne.
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.N’appelez pas s’il ne s’agit pas véritablement d’une urgence.
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.No llame al número de emergencias si no se trata de una situación de emergencia.
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.Ring inte nödnumret om det inte är fråga om en nödsituation.
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.Если же ситуация не экстренная, по данному номеру звонить не следует.
Acil bir durum söz konusu değilse, yoksa Acil Numarasına telefon etmeyin.لا تتصل برقم الطوارئ إذا لم تكن هناك حالة طوارئ.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.Ambulanser är endast avsedda för allvarliga och brådskande situationer.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.Ambulanssi on tarkoitettu vain vakavia ja kiireellisiä tilanteita varten.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.La ambulancia únicamente está prevista para casos graves y urgentes.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.Ne téléphonez pas au numéro d'appel d'urgence dans un cas de maladie ordinaire.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.Скорая помощь предназначена только для серьёзных и срочных случаев.
Acil Yardım Numarası’na normal hastalık durumlarında telefon etmeyiniz.الإسعاف مخصص للحالات الخطيرة والمستعجلة فقط. لا تتصل برقم الطوارئ في حالات المرض العادية.
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.A zis in esenta " Vom face orice sa va inbunam, doar nu mai protestati in public".
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.Bitte hört nur auf in der Öffentlichkeit zu protestieren"
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Faremos tudo para vos acalmar. "Mas, por favor, deixem de protestar em público."
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.하지만 그 사람들은 과격해진 이들이었습니다.
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu."Uděláme cokoliv, abychom vás utišili. Jen, prosím, zastavte ty veřejné protesty."
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.רק תפסיקו בבקשה למחות באופן ציבורי."
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.ولكن هؤلاء الناس هم من تم إسغلالهم
Ama lütfen herkesin önünde protestoya devam etmeyin" diyordu.しかし彼らは先鋭化しています
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Aber keine Sorge - ich habe kein Problem mit Englisch als solches.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Ale nie martwcie się -- nie mam problemu z angielskim jako takim.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Buďte bez obav, nemám problém s angličtinou jako takovou.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Dar nu vă faceți griji - nu am probleme cu engleza, ca atare.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.De ne aggódjanak - semmi problémám nincs az angollal, mint olyannal.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.하지만 걱정하지 마시고요. 전 영어에는 문제가 없으니까요.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Maar maak je geen zorgen - ik heb geen probleem met het Engels op zich.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Mais ne vous inquiétez pas. Je n'ai pas de difficultés avec l'anglais, en lui-même.
Ama merak etmeyin, benim İngilizce ile öyle bir sorunum yok.Ma non preoccupatevi - non ho problemi con l'inglese in sé.