Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Het is zelfs zo dat wie niet als een kind in het Koninkrijk van God gelooft, er nooit kan komen."
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Ingatlah ini! Siapa tidak menghadap Allah seperti seorang anak, tidak akan menjadi anggota umat Allah.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Ingatlah! Orang yang tidak menghadap Allah seperti seorang anak, tidak akan menjadi anggota umat Allah.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››In verità vi dico: Chi non accoglie il regno di Dio come un bambino, non entrerà in esso»
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››In verità vi dico: Chi non accoglie il regno di Dio come un bambino, non vi entrerà»
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Je vous le dis en vérité, quiconque ne recevra pas le royaume de Dieu comme un petit enfant n`y entrera point.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››내가 진실로 너희에게 이르노니 누구든지 하나님의 나라를 어린 아이와 같이 받들지 않는 자는 결단코 들어가지 못하리라 하시니라
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››내가 진실로 너희에게 이르노니 누구든지 하나님의 나라를 어린 아이와 같이 받들지 않는 자는 결단코 들어가지 못하리라 하시고
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Resnično vam pravim: Kdorkoli ne sprejme kraljestva Božjega kakor otrok, nikakor ne pride vanje.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Resnično vam pravim: Kdor ne sprejme kraljestva Božjega kakor otrok, nikakor ne pride vanj.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Sannelig sier jeg eder: Den som ikke tar imot Guds rike som et lite barn, han skal ingenlunde komme inn i det.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Sannerligen säger jag eder: Den som icke tager emot Guds rike såsom ett barn, han kommer aldrig ditin.»
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Wahrlich ich sage euch: Wer das Reich Gottes nicht empfängt wie ein Kindlein, der wird nicht hineinkommen.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Wahrlich ich sage euch: Wer nicht das Reich Gottes annimmt wie ein Kind, der wird nicht hineinkommen.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Zaprawdę powiadam wam: Ktobykolwiek nie przyjął królestwa Bożego jako dzieciątko, nie wnijdzie do niego.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Αληθως σας λεγω, Οστις δεν δεχθη την βασιλειαν του Θεου ως παιδιον, δεν θελει εισελθει εις αυτην.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Истинно говорю вам: кто не примет Царствия Божия, как дитя, тот не войдет в него.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Істино глаголю вам: Хто не прийме царства Божого, як дитина, не ввійде в него.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››Істино глаголю вам: Хто не прийме царства Божого, як мала дитина, не ввійде в него.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››אמן אמר אני לכם כל אשר לא יקבל את מלכות האלהים כילד הוא לא יבא בה׃
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››الحق اقول لكم من لا يقبل ملكوت الله مثل ولد فلن يدخله
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››الحق اقول لكم من لا يقبل ملكوت الله مثل ولد فلن يدخله.
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››我 實 在 告 訴 你 們 、 凡 要 承 受 神 國 的 、 若 不 像 小 孩 子 、 斷 不 能 進 去
Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliğini bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.››我 實在 告訴 你 們 、 凡 要 承受 神國 的 、 若 不 像 小孩子 、 斷 不 能 進去
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Als ze in een stad niets van je willen weten, moet je daar meteen weggaan. Schud het stof van je voeten af."
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Còn ai không tiếp rước các ngươi, hãy ra khỏi thành họ, và phủi bụi chơn mình để làm chứng nghịch cùng họ.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Còn ai không tiếp_rước các ngươi , hãy ra khỏi thành họ , và phủi bụi chơn mình để làm_chứng nghịch cùng họ .
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››누구든지 너희를 영접지 아니하거든 그 성에서 떠날 때에 너희 발에서 먼지를 떨어 버려 저희에게 증거를 삼으라 하시니
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››А если где не примут вас, то, выходя из того города, отрясите и прах от ног ваших во свидетельство на них.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››А хто не прийме вас, виходячи з города того, й порох з ваших ніг обтрусїть на сьвідкуванне проти них.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››וכל אשר לא יקבלו אתכם צאו מן העיר ההיא ונערו את העפר מעל רגליכם לעדות בהם׃
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››وكل من لا يقبلكم فاخرجوا من تلك المدينة وانفضوا الغبار ايضا عن ارجلكم شهادة عليهم.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››凡 不 接 待 你 們 的 、 你 們 離 開 那 城 的 時 候 、 要 把 腳 上 的 塵 土 跺 下 去 、 見 證 他 們 的 不 是
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››凡 不 接待 你 們 的 、 你們離開 那 城 的 時候 、 要 把 腳上 的 塵土跺 下去 、 見證 他 們的 不是
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Atau mereka hanya menganggap samudera sebagai tempat yang gelap dan suram yang tidak menawarkan apapun?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Forse partono dal presupposto che l'oceano sia solo un posto tetro e cupo che non ha niente da offrire?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?아니면 바다란 아무것도 얻을게 없는, 단지 어둡고 우울한 곳이라 생각해서 일까요?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Może przyjęli, że ocean to tylko ciemne, ponure miejsce, które nie ma nic do zaoferowania?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Oder nehmen sie an, dass der Ozean nur ein dunkler, unheimlicher Ort ist, der nichts zu bieten hat?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?¿O es que asumen que el océano es sólo un lugar oscuro y deprimente sin nada que ofrecer?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Of denken ze dat het een donkere, duistere plek is die niets te bieden heeft?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Ou croient-ils simplement que l'océan n'est qu'un endroit sombre et sinistre qui n'a rien à nous offrir ?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Predpokladajú teda, že oceán je len tmavé a pochmúrne miesto, ktoré nemá čo ponúknuť?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Sau pur şi simplu presupun că oceanul este doar un loc întunecat şi mohorât ce nu are nimic de oferit?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Tror vi att det är en mörk, dyster plats- -som inte har något att erbjuda?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Vagy egyszerűen azt feltételezik, hogy az óceán csak egy sötét, nyomasztó vidék, ahol semmi érdekes nincs?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Ή μήπως υποθέτουν πως ο ωκεανός είναι απλά ένα σκοτεινό, ζοφερό μέρος που δεν έχει τίποτα να προσφέρει;
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Или им просто кажется, что океан такой тёмный, мрачный и не может ничего дать?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?Или пък те просто предполагат, че океана е просто едно тъмно, мрачно място, което няма какво да предложи?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?או שהם פשוט מניחים שהאוקיינוס הוא מקום חשוך ואפלולי שאין לו שום דבר להציע?
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?هل هم يظنون أن المحيطات سوداء و كئيبة وليس لديهم شىء ليقدموه؟
Veya onlar okyanusları hiçbir şey vaat etmeyen karanlık ve kasvetli yerler olarak mı kabul ediyorlar?何も得るものがないと? これから16分間、この惑星の72%を占める場所へ旅行します 準備はいいですか?
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Alors vous avez toujours quelqu'un qui reste dans votre bureau.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Há sempre alguém que nunca sai do nosso escritório.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.이런 괴롭힘은 끊임이 없습니다.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Man hatte also ständig jemanden im Büro, der nicht verschwindet.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Perciò c'era sempre qualcuno che non se ne andava mai dal tuo ufficio.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Y siempre habia alguien que nunca se iba de tu oficina.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Zawsze macie kogoś, kto nigdy nie opuszcza waszego biura.
Yani ofinizi hiçbir zaman terk etmeyen biri her zaman oluyor.Така че винаги имате някой, който никога не напуска вашия офис.