Ana içeriğe geç
Sözlük

etmeyen ile cümle

etmeyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.A metade das novas fiéis são mulheres divorciadas, separadas ou que têm filhos.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin também conhece Thomas Button, que não revela que ele é o pai de Benjamin.
İslam dininde şeytan İman etmeyen/ reddeden/ asi çıkan bir Melek' tir.Immers, de satan zelf doet zich voor als een engel des lichts.
Bunu kabul etmeyen Ajan 47, onu öldürür.Agent 47 wil graag zijn verleden van moorden vergeten.
Sıfırı doğal sayı olarak kabul etmeyen grup, buradaki belitlerin "Bir, bir doğal sayıdır." olarak kabul eder.Znaczna część publiczności przyjęła It Ain't... jako naturalną kontynuację tego samego tematu.
Koşumlanmayı kabul etmeyen ejderhalar, en yakın üreme alanına gönderilirler.Drużyny, które nie utrzymały się w lidze, są relegowane do Wyższej Ligi.
Ancak öykü boyunca tek kelime etmeyen, bastırılmış bir kadındır.Ea este, totuși, o femeie asuprită, nespunând nici un cuvânt pe tot parcursul povestirii.
Medine'yi ziyaret etmeyenler Medine'yi ziyaret ederler.Este dinre cei care au migrat în Medina.
Koğuşta Zehra'ya eziyet etmeyen üç kişiden biridir.Una dintre probleme era cea a jucătorilor care nu sunt angajați la siloz.
Karmatîlik (Yediciler/el-Bakl’îyye): Fatımî halifelerinin imâmlığını kabul etmeyen kol.Discard (eldob): eldob egy véletlen kártyát a kezünkből.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Ο Μπέντζαμιν γνωρίζεται με τον Τόμας Μπάτον, ο οποίος δεν του αποκαλύπτει ότι είναι ο πατέρας του.
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.Ο κουρέας ξυρίζεται μόνος του; Αδύνατον, αφού ξυρίζει όλους τους άντρες που δεν ξυρίζονται μόνοι τους.
Farklı şekilde ifade edersek: Berber, sadece kasabadaki kendini tıraş etmeyen erkekleri tıraş eder.I en populær version nævnes en barber i en by som kun barberer alle dem der ikke barberer sig selv.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.For første gang møder han Thomas Button, der ikke afslører at han er Benjamins far.
Suçlamaları kabul etmeyen Eudocia 443 yılında Kudüs'e geri döndü.Eudocia drog i 443 til Jerusalem, hvor hun blev til sin død i 460.
Bunu kabul etmeyen tek Avrupa devleti ise Osmanlı Devleti'ydi.Det eneste vestlige land, som ikke har ratificeret den, er USA.
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.En kjent versjon er barbereren som barberer alle som ikke barberer seg selv.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin juga bertemu Thomas Button, yang tidak mengungkapkan bahwa ia adalah ayah Benjamin.
Hierakonpolis’i terk etmeyenler ise belli bir zenginliğe sahip olan elit sınıfıydı.Những người không thuộc chủng tộc Aryan làm việc tại trường đại học đã phải chịu nhiều phân biệt đối xử.
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.FSMの全状態は受容状態かそうでないかのいずれかである。
Kabul etmeyenler ise açlığa ve katliamlara maruz kaldılar.略奪を逃れた者にも飢餓とペストが襲いかかった。
Hırslı, hiçbir zaman pes etmeyen ve kaybetmek nedir hiç bilemeyen bir adamı harika canlandırmıştır.永遠に続くものを願い、失ったものに不平を言うのは易しい。
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.所有FSM的状态被称为要么接受要么不接受。
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.他们与神及信仰间有一种绝对而私人的关系。
Bunu kabul etmeyen Ajan 47, onu öldürür.일본형법 제43조(미수 감면) 범죄의 실행에 착수하여 이를 완수하지 못한 자는 그 형을 감경할 수 있다.
Bu nedenle gelecek anların hepsinde de durağan yani hareket etmeyen şekilde olması gerektir.모든 미래학의 경우와 마찬가지로, 우리는 기다려야한다.
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.유한 오토마타의 모든 상태는 받아들여지는지 또는 받아들여지지 않는지에 대한 값을 가지고 있다.
Bu hiç kimseyi memnun etmeyen bir durum.אדם די מטורף שאיננו מסתפק בכלום.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.בנג'מין נפגש גם עם תומאס באטן, אשר אינו חושף כי הוא אביו.
Hiçbir kötülük ve sapmayı kabul etmeyen Titanlar, bu saldırılara karşı hep bir yol aradılar ve savaştılar.הח'ליפים שלא הסכינו ולא הסכימו למצב זה, פעלו לשנותו בכל דרך אפשרית, כולל רצח וניסיונות רצח.
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.Pojcima se pridružuju i pojedini vjernici i vjernice.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Po prvi put upoznaje Thomasa Buttona, koji ne otkriva kako je Benjaminov otac.
Farklı şekilde ifade edersek: Berber, sadece kasabadaki kendini tıraş etmeyen erkekleri tıraş eder.V malom meste je jediný holič, ktorý holí práve tých mužov v meste, ktorí sa neholia sami.
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.Všetky ostatné politické strany sa buď zlúčili s NSDAP alebo boli zakázané.
Yani, gelen bütün ışıkları absorbe etmeyen bir cisim, ideal bir kara cisimden daha az radyasyon yayacaktır.Keha, mis ei neela kogu talle langevat valgust, kiirgab vähem energiat kui must keha.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Aber es gibt manche von Ihnen die nicht zugeben das sie Macher sind.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Ale część z was nie zgadza się z tym, że jest twórcą.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Dar sunt unii din voi care nu vor să admită că fac lucruri.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.De vannak köztetek, akik nem ismernék el, hogy alkotók.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.하지만 여러분이 만드는 사람이라는 것을 인정하지 않는 몇몇 분들이 있습니다.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Maar sommigen van jullie geven niet toe dat ze makers zijn.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Ma ci sono alcuni di voi lì che non ammetterebbero di essere dei maker.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Mais il y a certains d'entre vous qui n'admettront pas que vous êtes des créateurs.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Mas há aí alguns que acham que não são criadores. Uma vez mais, pensem nisso.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Masih ada beberapa yang belum mengakui bahwa Anda adalah pencipta.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Nhưng sẽ có 1 vài trong số bạn không nhận mình là nhà chế tạo.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Pero hay algunos ahí que no admitirían que son hacedores.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Но някои от вас няма да признаят, че са създатели.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.Но при этом среди вас есть и такие, которые просто не признаются себе, что они создатели.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.אבל יש פה כמה כאלה שלא יודו שהם אנשי יצירה.
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.ولكن هناك من لا يعترف انه من المخترعين
Ama aranızda yapıcı olduğunu kabul etmeyenler de var.改めて考えてみましょう。
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.De nem jutottunk sokáig, mikor érthetetlenül kezdtem beszélni.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik."두서없는 이야기를 하느라 리포트는 별로 성과가 없었다." "두서없는 이야기를 하느라 리포트는 별로 성과가 없었다."
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Maar het duurde niet lang voor ik praatte op onsamenhangende wijze.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Ma dopo poco ho iniziato a parlare in un modo che non aveva senso.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Mas não íamos longe quando eu comecei a falar de modo que não fazia sentido.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.N-a trecut mult până când am început să vorbesc aiurea.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Nedostaly jsme se však příliš daleko, protože moje řeč nedávala smysl.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Nhưng chúng tôi đã không đi quá xa trước khi tôi nói chuyện theo cách thật ngớ ngẩn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod