Kendisini şüpheli itiraf etmeyecektir ama kendisi de güçlü bir şüphesi olduğunu.הרבה יותר פחדן. הוא לא מוכן להודות עצמו חשוד, אבל כי הוא עצמו חשש כבד.
Kendisini şüpheli itiraf etmeyecektir ama kendisi de güçlü bir şüphesi olduğunu.أكثر بكثير من جبان. وقال انه لن يعترف المشتبه نفسه ، ولكن هذا بحد ذاته شبهة قوية.
Kendisini şüpheli itiraf etmeyecektir ama kendisi de güçlü bir şüphesi olduğunu.それ自体は強い疑いであること。 そこで彼は、それのベストになります、そして船員は彼が人間ではないと見つけるときに
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Apakah tidak ada yang akan menolongku?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Có ai giúp tôi không?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Helpt niemand me?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Kan inte någon hjälpa mig?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Kann mir niemand helfen?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Nimeni nu ma ajuta?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Non mi aiuta nessuno?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Personne ne va m'aider ?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Δε θα με βοηθήσει κανείς;
Kimse bana yardım etmeyecek mi?Поможет ли мне кто-нибудь?
Kimse bana yardım etmeyecek mi?ألن يساعدني أحد ؟
Kimse bana yardım etmeyecek mi?だれかが助けてくれるといいんだけど
Kişiler borçlandıkları bu parayı yastık altı etmeyecekler, bu parayle gidip bir şeyler satın alacaklar. .Lidé si nepůjčují, aby dávali peníze pod polštář, ale půjčují si, aby investovali nebo peníze utratili.
Kişiler borçlandıkları bu parayı yastık altı etmeyecekler, bu parayle gidip bir şeyler satın alacaklar. .何らかの方法で投資するか、消費します。 そして総需要を右にシフトします。
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.A te felebarátodat ne zsarold, se ki ne rabold. A napszámos bére ne maradjon nálad reggelig.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Du må intet aftvinge din Næste, du må intet røve; Daglejerens Løn må ikke blive hos dig Natten over.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.너는 네 이웃을 압제하지 말며 늑탈하지 말며 품군의 삯을 아침까지 밤새도록 네게 두지 말며
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Não oprimirás o teu próximo, nem o roubarás; a paga do jornaleiro não ficará contigo até pela manhã.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Nebudeš utiskovať svojho blížneho ani ho nebudeš olupovať. Nebude nocovať u teba mzda nájomníka až do rána.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Ne opehari bližnjega svojega in ga ne oropaj. Plačilo najemniku tvojemu naj ne ostane pri tebi do jutra.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Neutiskneš mocí bližního svého, aniž obloupíš ho. Nezůstane mzda dělníka u tebe až do jitra.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.Не обижай ближнего твоего и не грабительствуй. Плата наемнику не должна оставаться у тебя до утра.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.לא תעשק את רעך ולא תגזל לא תלין פעלת שכיר אתך עד בקר׃
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.لا تغصب قريبك ولا تسلب. ولا تبت اجرة اجير عندك الى الغد.
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.不 可 欺 壓 你 的 鄰 舍 、 也 不 可 搶 奪 他 的 物 . 雇 工 人 的 工 價 、 不 可 在 你 那 裡 過 夜 留 到 早 晨
‹‹ ‹Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.不可欺壓 你 的 鄰舍 、 也不可搶奪 他 的 物 . 雇工 人 的 工價 、 不 可 在 你 那 裡過 夜 留到 早晨
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Älä sano väärää todistusta lähimmäisestäsi.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Älä sano väärää todistusta lähimmäisestäsi.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du må ikke sige falsk Vidnesbyrd imod din Næste!
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du må ikke sige falsk Vidnesbyrd imod din Næste!
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skal ikke si falskt vidnesbyrd mot din næste.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skall icke bära falskt vittnesbörd mot din nästa.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skall icke heller bära falsk vittnesbörd mot din nästa.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du sollst kein falsch Zeugnis reden wider deinen Nächsten.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du sollst kein falsch Zeugnis reden wider deinen Nächsten.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.És ne tégy a te felebarátod ellen hamis tanubizonyságot.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Jangan memberi kesaksian palsu tentang orang lain
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Jangan memberi kesaksian palsu tentang orang lain
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.네 이웃에 대하여 거짓 증거하지도 말지니라
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.네 이웃에 대하여 거짓 증거하지 말지니라
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Não dirás falso testemunho contra o teu proximo.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Não dirás falso testemunho contra o teu próximo.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ne govori krivega pričevanja zoper bližnjega svojega.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ne govori krivega pričevanja zoper bližnjega svojega.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nepovieš na svojho blížneho falošného svedoctva!
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nepovieš na svojho blížneho falošného svedoctva!
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nepromluvíš proti bližnímu svému křivého svědectví.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nepromluvíš proti bližnímu svému křivého svědectví.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ne tégy a te felebarátod ellen hamis tanúbizonyságot.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ngươi chớ làm chứng dối cho kẻ lân cận mình.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ngươi chớ làm_chứng dối cho kẻ lân_cận mình .
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ngươi chớ nói chứng dối cho kẻ lân cận mình.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Ngươi chớ nói chứng dối cho kẻ lân_cận mình .
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nie będziesz mówił przeciw bliźniemu twemu świadectwa fałszywego.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Nie będziesz mówił przeciw bliźniemu twemu świadectwa fałszywego.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin."'No darás falso testimonio contra tu prójimo
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin."No darás falso testimonio contra tu prójimo