Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.В погоне за совершенством, они отказываются смириться с человеческим несовершенством.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.У пошуках досконалості вони не можуть змиритися із людською недосконалістю.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.בדרישה לשלמות, הם מסרבים להשלים עם חוסר שלמות אנושית.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.بطلبهم الكمال، يرفضون التهاون مع النقص البشري.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.彼らは人間の不完全性を 受容することを拒みました ですが 疑いを持つことの 一体どこが不完全なのでしょう?
-- mutfak personelinin bizden nefret etmesine neden olan görevlerden bir başkası bu.Aufgaben, für die uns das Küchenpersonal hasste.
-- mutfak personelinin bizden nefret etmesine neden olan görevlerden bir başkası bu.이런 일은 저희 요리사들이 정말로 싫어하는 일의 하나였지요.
-- mutfak personelinin bizden nefret etmesine neden olan görevlerden bir başkası bu.(צחוק) ב.ר: אז אתם יכולים לדמיין, משימה כמו זו -- זו עוד אחת
-- mutfak personelinin bizden nefret etmesine neden olan görevlerden bir başkası bu.كهذه .. انها مهمة اخرى فريق المطبخ كرهنا
-- mutfak personelinin bizden nefret etmesine neden olan görevlerden bir başkası bu.嫌がられるのも分かるでしょう でも最初から料理についての
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.أمر نوح أن يبني السفينة.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.ノアが箱舟を作った後
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.Dia memyuruh Nuh untuk membangun bahtera.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.Él avisó a Noé para que construyera el arca.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.Før Gud ødelagde folket på Jorden bad han Noah om at bygge en Ark.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.Il avertit Noé de construire une arche
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.하나님은 노아에게 방주를 만들으라고 경고했습니다.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.Προειδοποίησε τον Νώε να χτίσει την Κιβωτό.
Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istedi.הוא הזהיר את נוח לבנות תיבה.
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Atunci cum a putut permite discipolilor sa i se adreseze cu apelativul Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Como é que ele sequer permitiu aos seus discípulos dirigirem-se a ele como Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Hoe kon hij zijn leerlingen zelfs toestaan om hem aan te spreken als Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Hur kunde han ens tillåta sina disciplar att tilltala honom som Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Jak on w ogóle pozwolił swoim uczniom nazwać siebie "Bhagwan"?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Wie konnte er seinen Schülern erlauben, ihn als Bhagwan anzureden?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Как въобще е позволил на учениците си да го наричат Багуан?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?איך הוא הרשה לתלמידיו לפנות אליו כאלוהים
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?كيف حتى يسمح لتابعيه ان يخاطبوه كـ "بهغفان " (اله)؟
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.Đại dương có những thứ cho phép âm thanh tần số thấp về cơ bản được truyền đi khắp nơi.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.De oceaan heeft eigenschappen waardoor laagfrequente geluiden de hele wereld over kunnen.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.Der Ozean verfügt über Eigenschaften, dank denen niederfrequenter Schall weltweit übertragen werden kann.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.바다는 저주파 사운드가 안에서 글로벌하게 이동할 수 있는 특성을 가지고 있습니다.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.L'océan a la propriété de permettre aux sons de basses fréquences de se déplacer globalement.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.L'oceano ha delle proprietà che permettono ai suoni a bassa frequenza di viaggiare praticamente ovunque.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.Oceán má vlastnosti, ktoré umožňujú nízkofrekvenčným zvukom šíriť sa prakticky globálne.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.Oceanul are proprietăţi care permit sunetelor de frecvențe joase să se transmită de fapt la nivel global.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.O oceano tem propriedades que possibilitam que sons a uma frequência baixa se transmitam globalmente.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.Океанът има свойства, които позволяват на нискочестотен звук по същество да се движи глобално.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.לאוקיינוס יש תכונות שמאפשרות לצליל בתדירות נמוכה לנוע באופן גלובאלי.
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.ان المحيط الذي بقربنا يملك خصائص تجعله ينقل الاصوات ذات التردد المنخفض الى جميع الانحاء كالاتصال الدولي
Okyanus düşük frekanslı seslerin öncelikli olarak küresel hareket etmesini sağlayan özelliklere sahiptir.この海の性質には とても驚かされます それぞれの経路で音の伝わる時間は 約3時間です
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Bisakah kita mengatakan agar dia tetap menggunakannya?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Czy powinniśmy mu powiedzieć, żeby nadal to miał ubrane?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Devrions-nous lui dire de le garder ?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Sa-l rugam sa ramana asa pana la final?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Sollen wir ihm sagen, das er es noch tragen soll?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Vogliamo dirgli di tenerlo addosso?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Να του πούμε να συνεχίσει να το φοράει;
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?Ему стоит почаще надевать это?
Ona bunu giymeye devam etmesini, söylemeli miyiz?هل يجب ان نطلب منه ان يحتفظ به ؟
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Gli ho detto di concentrarsi nei suoi studi, di pregare, e gli ho detto,
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Govorim mu, naj se osredotoči na njegov študij, naj moli.
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Ich sage ihm, er solle sich auf das Lernen konzentrieren, beten, und ich sage,
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Ik heb tegen hem gezegd zich te concentreren op zijn studie, om te bidden, en ik heb hem gezegd,
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Jag säger till honom att fokusera på sina studier, på att be, och jag säger till honom,
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Je lui ai dit de se concentrer sur ses études, ses pières, et je lui ai dit:
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:Saya menyuruhnya untuk fokus pada studinya, berdoa, dan saya berkata padanya,
Ona çalışmasını ve ibadet etmesini söyledim. Ve ardından şöyle dedim:لقد طلبت منه التركيز في دراسته والصلاة وقلت له،
Onların filmi finanse etmesini sağlamak)(МС: Да ги накараме да финансират филма.)
Onların filmi finanse etmesini sağlamak)(스퍼락: 광고주들이 영화제작비를 후원하게 합니다.)