‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.وكأنما انسان مسافر دعا عبيده وسلمهم امواله.
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.天 國 又 好 比 一 個 人 要 往 外 國 去 、 就 叫 了 僕 人 來 、 把 他 的 家 業 交 給 他 們
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.天國 又 好比 一 個 人 要 往外 國去 、 就 叫 了 僕人 來 、 把 他 的 家業 交給 他們
Hâlâ istiyorsan... Amcama seni tekrar kabul etmesini söylerim.Якщо ви все ще хочете я попрошу дядька, щоб вам дозволили знову відвідувати службу.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha Ni à, đi thôi! <i>Mình không thể để tiếp tục như vậy.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha Ni, allons-y ! <i>Je ne peux pas continuer comme ça.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha Ni, andiamo! <i>Non posso permettere che continui così.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha Ni, ayo pergi! <i>Aku tidak bisa membiarkannya berterusan seperti ini.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha NI, kom så går vi. <i>Jag kan inte låta det fortsätta så här.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ha Ni, lass uns gehen! <i>Ich kann so nicht weiter machen.
Ha Ni, gidelim! <i>Böyle devam etmesine izin veremem.Ха Ни, пойдем! <i> Я не могу позволить этому вот так продолжаться.
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.A única forma que ela se moveria é se houvesse mais força de uma lado do que no outro.
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.돌이 움직이려면 한 쪽의 힘의 양이 다른쪽보다 훨씬 많아야 겠죠
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.Mógłby się poruszyć tylko wtedy, jeżeli z jednej strony działałaby większa siła niż z drugiej strony.
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.הדרך היחידה שתגרום לו לזוז היא באם יהיה מצד אחד כוח גדול יותר מאשר מהצד השני
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.الطريقة الوحيدة لتتحرك الصخرة لو هناك مقدار من القوة على جانب أكبر من مقدارها على الجانب الآخر
Hareket etmesini tek yolu bir tarafta diğerinde olduğundan daha dazla kuvvet olmasıdır.それが、「不均衡な力」ってこと。
Hareket etme. Zihninin hareket etmesine izin verme.Älä liiku, älä anna mielesi liikkua.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.De fapt, i-am spus contractorului să meargă mai departe.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.De hecho le dije al contratista que siguiese adelante.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.Ich sagte dem Bauunternehmer sogar, er solle weiter machen.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.In realtà dissi al costruttore di andare avanti.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.Saya bahkan meminta si kontraktor untuk jalan terus.
Hatta müteahite devam etmesini söyledim.Всъщност, казах на строителя да действа.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.De hecho, hablar de la tecnología es imitar la vida la imitación de tecnología, o tal vez es al revés:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.E infatti, si parla della tecnologia che imita la realtà che imita la tecnologia, o forse viceversa:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Fala-se da tecnologia que imita a vida imitando a tecnologia, ou talvez seja exatamente o contrário.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.사실, 테크놀로지가 삶을 모방하고 혹은 그 반대 방향인 경우에 대한 이야기는 더 있습니다.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Można mówić o technologii imitującej życie imitujące technologię. A może jest na odwrót.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.On parle de la technologie imitant la vie imitant la technologie, ou peut-être l'inverse:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Thật vậy, nói về công nghệ mô phỏng cuộc sống, mô phỏng công nghệ cao, hay có thể là một cách khác.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Und wo wir über Technologie sprechen, die Leben imitiert, das Technologie imitiert, oder andersrum:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Στην ουσία, έχουμε μια μορφή απομίμησης της ζωής από την τεχνολογία, ή ίσως να συμβαίνει και το αντίστροφο.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Всъщност говорим за технология, имитираща живота, имитиращ технологията, или пък може би е обратното.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.Это скорее даже технология, имитирующая жизнь, имитирующую технологию, хотя может быть и наоборот.
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.למעשה, מדובר על טכנולוגיה שמחקה את החיים שמחקים טכנולוגיה, או אולי זה ההיפך:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.في الواقع، الحديث عن أن التكنلوجيا تقلد الحياة أو تقلد التكنلوجيا، أو ربما هي شئ آخر مقلوب:
Hatta, teknolojinn hayatı imite etmesinden bahsedecek olursak, daha çok hayat teknolojiyi imite ediyor.模倣したテクノロジーの話をしましょう 逆かもしれませんが ニューヨーク大学の研究者が笑顔の描かれた
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Dalam sebagian besar hidup saya, saya ingin sesuatu untuk membuat saya gembira.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Durante una gran parte de mi vida quería algo que me hiciera feliz.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Ho voluto per tanto tempo nella mia vita qualcosa che mi facesse felice.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Hrozně dlouho jsem ve svém životě chtěla něco, co by mne učinilo šťastnou.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.인생을 살면서 행복하기를 바랬습니다
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Lange Zeit meines Lebens wollte ich etwas, das mich glücklich macht.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Oly' sokáig életemben valami mást akartam, hogy boldoggá tegyen.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Pendant une grande partie de ma vie, j'attendais mon bonheur d'un agent extérieur.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Pentru o perioadă atât de lungă din viața mea, mi-am dorit ceva care să mă facă fericită.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Przez tak dużą część mojego życia pragnęłam posiadać coś, co uczyni mnie szczęśliwą.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Rất nhiều lần trong đời, tôi đã khao khát thứ gì đó khiến tôi hạnh phúc
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Zo lang in mijn leven, wilde ik iets om me gelukkig te maken.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Σχεδόν όλη μου τη ζωή, ήθελα κάτι άλλο για να είμαι ευτυχισμένη.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Дълго време в моя живот исках нещо, което да ме направи щастлива.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.Так много раз я хотела, чтобы кто-то сделал меня счастливой.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.לכל רב חיי, רציתי משהו שיעשה אותי שמחה.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.لكثير من الوقت فى حياتى أردت شيئاً يشعرنى بالسعادة
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.何かに幸せにしてもらおうとしていました 理想の家や文句なしの車があったら
Hayır. Hatta müteahite devam etmesini söyledim.En fait j'ai dit à l'entrepreneur de continuer.
Hayır. Hatta müteahite devam etmesini söyledim.Nawet powiedziałem wykonawcy, że ruszamy naprzód.
Hayır. Hatta müteahite devam etmesini söyledim.Нет, более того, я дал добро подрядчику.
Herkesin, ihtiyacı olan şeyi elde etmesinden bahsediyorum.Adică a face lucrurile disponibile pentru toată lumea.