Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Encouragez les jeunes musiciens à jouer plus que ce qu'ils ne pratiquent.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Ermutige junge Musiker dazu, mehr zu spielen, als sie üben.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Încurajaţi-i pe micii muzicieni să se joace, în loc să exerseze.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Khích lệ nhạc sỹ trẻ chơi nhiều hơn là tập.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.어린 음악가들이 연습보단 연주하게 독려해 주세요.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Moedig jonge muzikanten aan meer te spelen dan te oefenen.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Ενθαρρύνετε τους νέους μουσικούς να παίζουν περισσότερο απ' όσο εξασκούνται.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Насърчавайте младите музиканти да свирят повече, отколкото да се упражняват.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Пусть начинающие музыканты играют больше, чем упражняются.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.עודדו מוזיקאים צעירים לנגן יותר מאשר הם מתאמנים.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.「練習」ではなく 「演奏」を楽しませること
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Anda dapat masuk ke dalam persepsi seseorang dan membuat mereka mengalami sesuatu.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Bạn có thể vào trong nhận thức của ai đó và làm họ trải nghiệm điều gì đó.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Dzięki wykorzystaniu sposobów postrzegania, można dostarczyć prawdziwych wrażeń.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.다른 사람의 인식 속으로 들어갈 수 있고, 어떤 것을 경험할 수 있게 할 수 있습니다.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Man kann wirklich in jemandes Wahrnehmung eintauchen und sie etwas erleben lassen.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.On peut vraiment aller dans la perception des gens, et leur permettre d'expérimenter quelque chose.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Potete veramente entrare nella percezione delle persone e farli sperimentare qualcosa.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Poți influența percepția unei persoane și îi poți crea o anumită experiență.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Pueden de verdad meterse dentro de la percepción de alguien más y hacerlos experimentar algo.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Всъщност може да се влезе вътре в нечие възприятие и да се направи така, че той да преживее нещо.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.Можно заглянуть в восприятие человека и заставить его что-либо испытать.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.אתם באמת יכולים להכנס לתפיסה של מישהו ולתת להם לחוות משהו.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.حقيقي , يمكنك أن تدخل بداخل تصور شخص وتعطيهم خبرة معينة.
Gerçekten bir kişinin algısına dahil olup onun bu tür şeyleri tecrübe etmesini sağlayabilirsiniz.そして 何かさせてください 古い格言にあるように
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Ale to właśnie dzięki tej niestabilności robot porusza się dynamicznie.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.C'est précisément cette instabilité qui permet au robot de se déplacer de manière très dynamique.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Chiar această instabilitate îi permite robotului să se mişte foarte dinamic.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Chính xác là nhờ vào dự dao động bấp bênh đã giúp cho robot di chuyển linh động hơn.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.De hecho, es esta inestabilidad lo que permite a un robot moverse dinámicamente.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.É de facto esta instabilidade que permite que um robô se mova muito dinamicamente.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.E' proprio la sua instabilità a consentire al robot di muoversi con molta scioltezza.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Es ist tatsächlich genau diese Instabilität, die einem Roboter erlaubt, sich sehr [dynamisch] zu bewegen.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Het is net die instabiliteit waardoor een robot erg dynamisch kan bewegen.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Je to práve nestabilita, ktorá umožňuje robotovi pohybovať sa veľmi svižne.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Je to právě ta nestabilita, která umožňuje robotovi dynamický pohyb.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Ketidakstabilan itulah yang memungkinkan robot itu bergerak dengan sangat dinamis.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.사실상, 이 불안정성은 로봇의 움직임을 매우 역동적으로 만들어줍니다.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Pont ez az instabilitás teszi lehetővé a robot számára a nagyon dinamikus mozgást.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Αυτή ακριβώς η αστάθεια είναι που επιτρέπει στο ρομπότ να κινείται τόσο δυναμικά.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Именно эта неустойчивость позволяет роботу двигаться очень динамично.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Наистина точно тази нестабилност е тази, която позволява робота да се движи много динамично.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Саме ця нестабільність дозволяє роботові, рухатись дуже динамічно.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.זה באמת חוסר היציבות שלו שמאפשר לרובוט לזוז מאוד [בדינמיות].
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.فعدم الاستقرار بالفعل هو ما يسمح للروبوت بالتحرك بشكل حيوي للغاية.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.動けるようにしているのです 少しやってみましょう
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Albowiem jako człowiek precz odjeżdżający zwołał sług swoich i oddał im dobra swoje;
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Avverrà come di un uomo che, partendo per un viaggio, chiamò i suoi servi e consegnò loro i suoi beni
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.For det er likesom en mann som vilde drage utenlands og kalte sine tjenere for sig og overgav dem sin eiendom,
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Gleichwie ein Mensch, der über Land zog, rief seine Knechte und tat ihnen seine Güter aus;
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Il en sera comme d`un homme qui, partant pour un voyage, appela ses serviteurs, et leur remit ses biens.
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Kajti bo kakor človek, odpravljajoč se na pot, ki pokliče hlapce svoje in jim izroči premoženje svoje,
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.또 어떤 사람이 타국에 갈제 그 종들을 불러 자기 소유를 맡김과 같으니
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Porque é assim como um homem que, ausentando-se do país, chamou os seus servos e lhes entregou os seus bens:
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Thi det er ligesom en Mand, der drog udenlands og kaldte på sine Tjenere og overgav dem sin Ejendom;
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Vả , nước thiên_đàng sẽ giống như một người kia , khi đi đường xa , gọi các đầy_tớ mà giao của_cải mình .
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Vả, nước thiên đàng sẽ giống như một người kia, khi đi đường xa, gọi các đầy tớ mà giao của cải mình.
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Бо, як чоловік, від'їжджаючи, прикликав слуги свої, і передав їм достатки свої,
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.Защото е както, когато човек при тръгването си за чужбина, свиква своите слуги, и им предаде имота си.
‹‹Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.כי כמו איש נסע למרחוק אשר קרא אל עבדיו וימסר להם את רכושו׃