Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Attrå ikke hennes skjønnhet i ditt hjerte? og la henne ikke fange dig med sine øiekast!
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.En tu corazón no codicies su hermosura, ni te prenda ella con sus ojos
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Hav icke begärelse i ditt hjärta till hennes skönhet, och låt henne icke fånga dig med sina blickar.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Janganlah engkau tergoda oleh kecantikan mereka, jangan terpikat oleh mata mereka yang merayu
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.네 마음에 그 아름다운 색을 탐하지 말며 그 눈꺼풀에 홀리지 말라
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Laat haar schoonheid niet doordringen tot je hart en pas op dat ze je niet vangt met haar verleidelijke ogen.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Laß dich ihre Schöne nicht gelüsten in deinem Herzen und verfange dich nicht an ihren Augenlidern.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Lòng con chớ tham muốn sắc nó , Ðừng để mình mắc phải mí mắt nó .
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Lòng con chớ tham muốn sắc nó, Ðừng để mình mắc phải mí mắt nó.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Não cobices no teu coração a sua formosura, nem te deixes prender pelos seus olhares.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Ne kivánd az õ szépségét szivedben, és meg ne fogjon téged szemöldökeivel;
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Ne la convoite pas dans ton coeur pour sa beauté, Et ne te laisse pas séduire par ses paupières.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Ne poželi si lepote njene v srcu in s trepalnicami svojimi naj te ne ujame.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Nežádejž krásy její v srdci svém, a nechať tě nejímá víčky svými.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Nežiadaj jej krásy vo svojom srdci, a nech ťa nezajme svojimi víčkami.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Nie pożądaj piękności jej w sercu twojem, a niech cię nie łowi powiekami swemi.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Non desiderare in cuor tuo la sua bellezza; non lasciarti adescare dai suoi sguardi
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.N'o pofti în inima ta pentru frumuseţa ei, şi nu te lăsa ademenit de pleoapele ei.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Μη ορεχθης το καλλος αυτης εν τη καρδια σου και ας μη σε θηρευση δια των βλεφαρων αυτης.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Да не пожелаеш хубостта й в сърцето си; Да не те улови с клепачите си;
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.Не пожелай красоты ее в сердце твоем, и да не увлечет она тебя ресницами своими;
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.אל תחמד יפיה בלבבך ואל תקחך בעפעפיה׃
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.لا تشتهين جمالها بقلبك ولا تأخذك بهدبها.
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.你 心 中 不 要 戀 慕 他 的 美 色 、 也 不 要 被 他 眼 皮 勾 引
Böyle kadınların güzelliği seni ayartmasın, Bakışları seni tutsak etmesin.你 心中 不 要 戀慕 他 的 美色 、 也不 要 被 他 眼皮 勾引
Briggs askerlerinin isyan etmesine karşı güçlü bir engel.- at Briggs-soldaterne ikke gør oprør.
Briggs askerlerinin isyan etmesine karşı güçlü bir engel.-att Briggssoldaterna inte gör uppror.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.Ceci dépend si l’autre pays accepte la pluri-nationalité de l’enfant ou pas.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.Detta beror på huruvida det andra landet godkänner flerfaldigt medborgarskap för barnet.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.Esto dependerá de que el otro país acepte la plurinacionalidad del menor.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.Tämä riippuu siitä, hyväksyykö toinen maa lapsen monikansalaisuuden.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.Это зависит от того, признаёт ли эта вторая страна двойное гражданство ребёнка.
Bu, diğer ülkenin çocuğun çoklu vatandaşlığı kabul etmesine bağlıdır.هذا يعتمد على ما إذا كانت الدولة الأخرى تسمح بتعدد الجنسية للطفل.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.A gazdasági rendszerünktől pontosan azt várjuk, hogy bőséget biztosítson számunkra.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Đây là sự dư dật, Đó chính xác là điều chúng ta mong muốn hệ thống kinh tế đem lại
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Dette er overflod, hvilket præcis er det vi vil have at vores økonomiske system giver.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Dit heet overvloed en dat is precies wat wij willen dat ons economisch systeem ons biedt.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Es ist Überfluss, genau das, was wir von unserem Wirtschaftssystem erwarten.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.이것은 풍요입니다. 우리가 경제 체제에서 원하던 바로 그것이지요.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.L'abondance : voila ce que que l'on veut voir de la part de notre système économique.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Questa è abbondanza, che è proprio ciò che noi vogliamo fornisca il nostro sistema economico.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.To obfitość, czyli dokładnie to, co chcemy, by zapewniał nam nasz system gospodarczy.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Toto je nadbytek, co je přesně to, co od našeho ekonomického systému chceme.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Toto je nadbytok, čo je presne to, čo chceme, aby náš ekonomický systém zabezpečil.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Είναι αφθονία, που είναι ακριβώς αυτό που επιθυμούμε το οικονομικό μας σύστημα να παρέχει.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.Это изобилие, и это именно то, что мы хотим от нашей экономики.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.זה שפע, וזה בדיוק מה שאנו רוצים שהמערכת הכלכלית שלנו תספק.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.هذه هي الوفرة، وهي بالضبط ما نريد أن نوفّره لنظامنا الاقتصادي.
Bu ekonomik sistemimizin temin etmesini istediğimiz şeyin ta kendisi- bir bolluk.私たちが経済システムで 提供しようとしているものなのです 新しい機械の時代が素晴らしいニュースという 2つ目の理由は
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.Jeff Hawkins dnes zmínil, jakým způsobem kmitá vaše oko tak, že se poskočí třikrát nebo čtyřikrát za sekundu.
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.Jeff Hawkins wspomniał dzisiaj o tym jak oko drży, porusza się około trzy do czterech razy na sekundę.
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.오늘 제프 호킨스가 우리 눈의 단속적인 움직임에 대해 얘기했었지요. 우리 눈이 일초에 서너번씩 움직여대는 방식에 대해서요.
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.По-рано днес Джеф Хокинс спомена колко бързо се движи окото, прави по 3-4 движения в секунда.
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.ובכן, מוקדם יותר היום, ג'ף הוקינס הזכיר תנועה מהירה וחריגה של העין, שבה העין מתורצצת שלוש או ארבע פעמים בשניה.
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.حسنا , اليوم باكرا " جيف هوكنس " تكلم عن حركة عينك السريعة طريقة حركة عينيك من ثلاثة إلى أربعة مرات في الثانية
Bugün buraya gelmeden önce, Jeff Hawkins; gözün hızlı, saniyede 3-4 kez hareket etmesinden bahsetti.目が一秒内にどうやって3~4回動き回るかです 彼は速度には言及しませんでした 目は絶えず動いています
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Akkor az ego túlélésének egyik módja az, hogy belekezdesz egy párkapcsolatba.
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Alors, une des façons qu'à l'ego pour survivre, c'est de commencer une relation.
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Entonces una de las formas, en las que el ego sobrevive, es empezando una relación.
"Bu işin durmasını mı istiyorsunuz, devam etmesini mi?"1つ目の質問に対して