İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Deci ăsta ar fi unele dintre motivele cele mai importante pentru care am construit această mașinărie.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Dies ist einer der Hauptgründe, weshalb wir diese gigantische Maschine gebaut haben.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Đó là 1 trong các nguyên nhân tối ưu lý giải tại sao chúng tôi đã xây dựng cỗ máy khổng lồ này.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Esta é uma das razões fundamentais para a construção desta máquina gigante.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Itulah salah satu alasan utama kami membangun mesin raksasa ini.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.그리하여 그것이 우리가 이 거대한 기계를 만들어야 하는 첫번째 이유이지요.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Questa è una delle principali ragioni per cui abbiamo costruito questa gigantesca macchina.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Så det er en af hovedårsagerne til at vi bygger denne kæmpe maskine.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Se on yksi keskeisistä syistä, miksi rakennamme tämän jättilaitteen.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Szóval ez az egyik fő oka annak, hogy megépítettük ezt a gépet.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Takže to je jeden z hlavních důvodů, proč tento obrovský stroj postavili.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Takže to je jedným z hlavných dôvodov prečo sme postavili tento obrovský stroj.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.To jest jeden z podstawowych powodów dla których zbudowaliśmy tą maszynę.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Voilà une des principales raisons d'avoir construit cette machine géante.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Αυτός είναι ένας από τους πρωταρχικούς λόγους που κατασκευάσαμε αυτό το θεόρατο μηχάνημα.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Това е една от основните причини за която построихме тази гигантска машина.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Це одна з основних причин, чому ми збудували цю гігантську машину.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.Это одна из первостепенных причин, почему мы построили эту гигантскую машину.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.אז זו אחת הסיבות העיקריות שבנינו את המכונה הענקית הזו.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.و هذا واحد من الاسباب الاولية التى جعلتنا نبنى تلك الألة العملاقة.
İşte bu, şu dev makinayı inşaa etmemizin esas sebeplerinden biri.マーガレット=サッチャーについてはみなさんご存知のようでよかった
İsterdim ama... "Minnettar olmak" yasak. Kanunlar... ...teşekkür etmemi yasaklıyor.J'aimerais bien, mais... pour moi, il est interdit par la loi d'être reconnaissante.
Kabul etmemizdi.Rằng chúng tôi có thể khiến Steve Heymann từ bỏ<br/>vụ này, hoặc thoả thuận một cách có tình có lý.
Kabul etmemizdi.Že nám náš právní systém nevadí.
Kabul etmemizdi..أننا راضون بنظام عدالة يسعى للتلاعب بالبشر
Kabul etmemizdi.人々を小さな罠にはめてそうした人たちの人生を 台無しにすることができるシステムに。
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.A sua humanidade nunca nos interessa muito.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Az ő emberségük mintha nem igazán számítana nekünk.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Hun menselijkheid telde niet zo voor ons.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Ich człowieczeństwo nigdy nie zdaje się wiele dla nas znaczyć.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Ihre Menschlichkeit scheint uns nie viel zu bedeuten.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.그들의 인간애는 절대 우리에게 중요치 않은 것 같습니다.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.La loro umanità non sembra interessarci mai molto.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Leur humanité ne nous préoccupe pas tellement.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Nhân tính của họ có vẻ như chưa từng quan trọng với chúng tôi.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Su humanidad nunca parece importarnos mucho.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Umanitatea lor pare a nu conta prea mult pentru noi.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Их человечность никогда не имеет для нас особого значения.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Їхня людяність ніколи не має для нас особливого значення.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.Тяхната човечност като че ли никога не значи кой знае колко за нас.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.האנושיות שבהן לא הייתה עניין חשוב לנו.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.أن إنسانيتهن لا تهم لنا كثيراً.
Kadınların insanlığı bizim için çok şey ifade etmemiş.私がナイジェリアで育ったとき --
Kanunlar... ...teşekkür etmemi yasaklıyor.- Dankbarkeit verboten.
Kasubi Kraliyet Mezarlıklarını dijital olarak muhafaza etmemiz talebiyle bize geldi.카수비 왕릉을 디지털 매체로 보존해 달라는 요청을 받았었지요.
Kasubi Kraliyet Mezarlıklarını dijital olarak muhafaza etmemiz talebiyle bize geldi.אתר מורשת חשוב, אתר מורשת של אונסקו באוגנדה, קברי קסובי הקדושים.
Kasubi Kraliyet Mezarlıklarını dijital olarak muhafaza etmemiz talebiyle bize geldi.لموقع تراثي مهم، موقع تراث اليونسكو في أوغندا، مقابر كاسوبي الملكية.
Kasubi Kraliyet Mezarlıklarını dijital olarak muhafaza etmemiz talebiyle bize geldi.「カスビの歴代国王の墓」のデジタル保存に 取り組もうとしていました 現地での作業は滞りなく終わり
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenBănuielile lui nemeritate î-mi îndoiesc greutăţile
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenDobla mis problemas con sus preocupaciones y no merezco ninguno.
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenEr verdoppelt mein Schmerz mit seinen Kummern, wenn ich wirklich keine verdiene
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenHan gör min oro värre med sina bekymmer, det förtjänar jag inte.
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenIl augmente ma peine avec ses soucis, alors que je ne mérite certainement pas cela
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenIl renforce ma peine avec ses soucis alors que je ne mérite certainement pas cela
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenJeho obavy mě trápí dvojnásob, když si je jistě nezasloužím.
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenLàm trầm trọng thêm vấn đề của tôi bằng nỗi lo chàng trong khi chắc chắn, tôi chẳng đáng được gì.
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenLàm trầm trọng thêm vấn đề của tôi bằng nỗi lo người ấy trong khi chắc chắn, tôi chẳng đáng được gì.
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenMakes my troubles double with his worries when surely I ain't deservin' of none
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenMakes my troubles double with his worries when surely, I ain't deservin' of none
Kendi dertlerimi ikiye katlıyor, hem de hiç birini hak etmemişkenMakes my troubles double with his worries when surely I ain't deservin' of none